Evliya Çelebi'yi okuyan herkes aynı şüpheye düşer. Bir sayfada Viyana organının sesini, bir başka sayfada eşi benzeri olmayan şehirleri, bir başka yerde ise "acaba?" diyeceğin bir güzergâhı bulursun. Amsterdam'a gittiğini yazdığı satırlar kurmaca çıkabiliyor. Viyana gözlemleri ise Habsburg kayıtlarıyla örtüşüyor. Soru net: Evliya gerçekten gezdi mi, yoksa masada mı gezdi?1
Rüya, kitap, esnaf alayı, Hezarfen, Viyana ve sofra bölümlerinden sonra dizinin kapanışı bu soruya geliyor. Cevap tek kelime değil. Ama taşta kalan izler, kitabın dışında bir tanıklık bırakıyor.
- Seyahatname neden hem abartı hem saha defteri sayılır?
- Evliya camilere ne yazmış ve neden çoğu kitapta geçmez?
- Karaman'daki Pir Ahmed yazısı neden Türkiye'deki tek iz?
- Taş kanıt abartıyı silmez ama "hiç gitmedi" iddiasını nasıl kırar?
Kitap abartır, taş imza atar
Seyahatname bir gazete değildir. Evliya sayı şişirir, efsane ekler, bazen gitmediği yeri anlatır. Robert Dankoff'un "Osmanlı zihniyeti" okuması da bunu saklamaz: eser hem coğrafya hem performans hem de bir ben anlatısıdır. Bu yüzden "her satır doğru" demek yanlıştır. "Hiçbir satır güvenilmez" demek de yanlıştır.1
Asıl ayrım şurada başlar. Evliya yalnızca yazmakla kalmamış; hattat ve hakkâk olarak uğradığı yerlere iz bırakmıştır. Fetih sonrası camilere mermer kitabe kazıdığını kendi yazar: Uyvar (1663), Girit-Kandiye (1669), Zarnata. Bu resmi kitabelerin çoğu yok olmuştur. Ama Hollandalı gezgin Jacob Tollius, 1700'de Uyvar'daki Osmanlı yazılarını kopyalamış; Evliya'nın anlattığı mihrap satırları o kopyada durur. Yani kitap ile taş, bir kez daha birbirini tutar.2
Seyahatname'de yok, duvarda var
Daha çarpıcı kanıt başka bir türdür: kısa hatıra yazıları. Evliya bir mısra, adını ve yılı yazar; çoğu kez Fatiha ister. Dankoff, Seyahatname'de Evliya'nın işaret ettiği duvar ve ağaç yazılarından yaklaşık otuzunu listeler. Osman Baba tekkesi, Elbasan, Berat, Medine, Patras çınarı… Bunlar kendi defterinde anlattığı izlerdir.2
Ama araştırmacılar, kitabında hiç bahsetmediği yazılar da buldu. Erich Prokosch 1980'lerin sonunda dört tanesini yayımladı. Mehmet Tütüncü Karaman'ı ve Peç'i ekledi. Ortak formül tanıdıktır: "Seyyâh-ı âlem Evliya rûhıyçün Fatiha" ve bir hicrî yıl. Kitapta adı geçmeyen bir yazı, sahteciliği zorlaştırır. Çünkü Evliya o izi "kanıt" diye satmamış; yalnızca orada bırakmıştır.3
Köstendil'de İnceli Ahmed Zoğu Camii'nde 1071 (1660) yazısı durur: Melek Ahmed Paşa'nın müezzini Evliya. Foča'da Alaca ve Atik Ali Paşa camilerinde 1074 (1663/64) notları vardır; savaşta yıkılan Atik Ali Paşa 2015'te yeniden kurulurken Evliya'nın yazılı taşı duvara geri konmuştur. Peç'te Hammer-Purgstall 1847'de "Şefa'at ya resulullah Evliya'ya sene 1074" satırını kaydetmiş; yazı bugün muhtemelen kayıptır. Adana Hasan Ağa Camii'nde 1082 (1671/72) yazısı 1998 depremi sonrası "temizlik"te silinmiştir. Aynı yıl, aynı el, birkaç gün sonra Karaman'da tekrar çıkar.3
Karaman: Türkiye'deki tek kalan el
Karaman'da İçkale yanı, Hisar Mahallesi, Pir Ahmed Efendi Camii (Boyalı Kadı). Kapının sol sövesinde, yerden yaklaşık 1,80 metre yükseklikte: "Seyyâh-ı âlem Evliya rûhıyçün fatiha / sene 1082." Evliya hac yolunda 1082'de Karaman'a uğrar; Seyahatname'de camiyi "minaresi nâ-tamam", "kubbe-i âlî" diye anlatır ama kendi yazısından söz etmez. İbrahim Hakkı Konyalı bir ara bunu seven birinin sonradan yazdığını öne sürmüştü. Tütüncü, aynı yıl Adana'daki yazıyla karşılaştırınca aynı elin çıktığını gösterir. Adana silindiği için Karaman, Türkiye'de Evliya'nın elinden kaldığı bilinen tek duvar yazısıdır.4
Bu yazı bir turist selfiesi değildir. Ölümünden sonra ruhuna Fatiha okunmasını isteyen, yol üstünde kendini taşta sabitleyen bir gezginin alışkanlığıdır. Aynı kalıp Medine'de, Kos çınarında, Osman Baba tekkesinde de çıkar. Yani Evliya "ben buradaydım"ı bazen kitaba, bazen taşa yazar. Kitap abartabilir. Taş, o gün o yükseklikte bir elin değdiğini söyler.
Ne kanıtlar, ne kanıtlamaz
Dürüst sınır burada çizilir. Duvar yazıları Evliya'nın Köstendil, Foča, Peç, Adana ve Karaman hattında fiziksel olarak bulunduğunu güçlendirir. Viyana elçiliği gibi bağımsız arşivin doğruladığı sahnelerle birlikte bakınca "hiç gezmedi" iddiası çöker. Ama her şehir portresi, her sayı, her "acayip" hikâye otomatik doğrulanmış olmaz. Hezarfen uçuşu hâlâ tek kaynağa bağlıdır. Bazı Avrupa güzergâhları hâlâ tartışmalıdır. Taş kanıt, abartı makinesini kapatmaz; yalnızca "masadan çıkmadı" karikatürünü kırar.
Sen Seyahatname'yi okurken iki gözle bakabilirsin. Bir göz merak: şehir, sofra, dil, ses. Diğer göz temkin: sayı, ilk, en, eşi yok. Dizinin bu son bölümünün tek cümlesi budur. Evliya hem anlatıcı hem şahittir. Anlatıcı abartır. Şahit bazen taşa yazar. O taşlardan biri hâlâ Karaman'da, göz hizasında, 1082 diye duruyor.
Kitap abartabilir; taş imza atar. Evliya ikisini de yapmış. bu yazının tek cümlelik özeti
Bu yazı, "Evliya Çelebi'nin İzinde" dizisinin yedinci ve son bölümü. Baştan okumak istersen rüyadan başla; yol kitaba, İstanbul'a, Hezarfen'e, Viyana'ya ve sofraya açılır, burada taşa dayanır.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Robert Dankoff, An Ottoman Mentality: The World of Evliyâ Çelebi (Brill, 2006): Seyahatname'nin abartı, performans ve saha gözlemi karışımı; Viyana gibi bağımsız doğrulanan sahneler ile şüpheli güzergâhların birlikte okunması. Ayrıca dizinin Viyana bölümü ve Habsburg arşiv izi. ↩
- Mehmet Tütüncü, "On the Trail of Evliya Çelebi's Inscriptions and Graffiti", Eurasiatica 4 (Edizioni Ca' Foscari, 2016), DOI: 10.14277/6969-085-3/EUR-4-14: Uyvar/Girit/Zarnata resmi kitabeleri; Tollius, Epistolae itinerariae (Amsterdam, 1700); Dankoff'un ~30 duvar/ağaç yazısı listesi. ↩
- Tütüncü (2016) ve Erich Prokosch, "Die Gedenkinschriften des Evliyâ Çelebi", Jahrbuch des Österreichischen St. Georgkollegs Istanbul (1988-1989): Köstendil 1071; Foča Alaca ve Atik Ali Paşa 1074 (Atik Ali Paşa taşının 2015 restorasyonu); Adana Hasan Ağa 1082 ve 1998'de silinmesi; Hammer-Purgstall, Magyar Academiai Értesítő 7 (1847) Peç yazısı. ↩
- Tütüncü (2016) §3.3: Karaman Pir Ahmed Efendi (Boyalı Kadı) Camii, sol söve, ~1,80 m, "Seyyâh-ı âlem Evliya rûhıyçün fatiha / sene 1082"; Seyahatname'de cami tasviri ile yazının anılmaması; Konyalı'nın "seveni yazdı" iddiasına karşı Adana yazısıyla paleografik karşılaştırma. Türkiye'de bilinen tek kalan el yazısı notu. ↩


