Galata'nın tepesinden bakınca Boğaz bir çizgi gibi durur. Karşı kıyı Üsküdar. Arada yaklaşık üç kilometre su. 17. yüzyılda bir adamın kartal kanatlarıyla bu mesafeyi uçtuğu anlatılır: Hezarfen Ahmed Çelebi. Hikâye senin aklında büyük ihtimalle hazırdır. Padişah izler, altın verir, sonra korkar, sürgün eder. Filmlerde böyle kurulur. Yazılı kanıt ise çok daha incedir.1
İlk bölümde rüyayı, ikincisinde kitabın mimarisini, üçüncüsünde esnaf alayını okumuştun. Bu bölümde Evliya'nın en ünlü "mucize" anlatılarından birine giriyoruz: uçan adam ve onu taşıyan tek satır zinciri.
- Evliya Hezarfen uçuşunu tam olarak nasıl anlatıyor?
- Bu hikâyenin neden başka hiçbir çağdaş kaynağı yok?
- Lagari Hasan'ın roketi aynı sayfalarda ne iş yapıyor?
- Tarihçiler ve aerodinamik ne diyor: mümkün mü, efsane mi?
Seyahatname'de birkaç satır
Hezarfen hakkında bildiğimiz hemen her şey Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinin I. cildine dayanır. TDV İslâm Ansiklopedisi maddesini yazan Mustafa Kaçar bunu açıkça söyler: Ahmed Çelebi'yle ilgili bilgiler yalnızca Evliya'ya yaslanır. Unvanı da oradan gelir: "hezar" Farsçada bin, "fen" sanat/ilim; "bin fenli", yani çok iş bilen adam.2
Evliya'nın anlatısı kabaca şöyledir. Ahmed önce Okmeydanı'nda, rüzgârın sert estiği zamanlarda "kartal kanatları" denen bir aletle sekiz dokuz kez deneme yapar. Sonra Galata Kulesi'nin tepesinden havalanır; lodosu kullanır, Boğaz'ı aşar, Üsküdar'da Doğancılar Meydanı'na iner. IV. Murad olayı Sarayburnu'ndaki Sinan Paşa Köşkü'nden izler, bir kese altın ihsan eder. Ardından temkin gelir: "Bu âdem pek havf edilecek bir âdemdir… böyle kimselerin bekası câiz değil." Ahmed Cezayir'e sürülür. Tarih olarak sıkça 1632 civarı verilir; padişah IV. Murad dönemidir.1
Tek kaynak ne demek?
Tek kaynak demek, hikâyeyi çürütmek demek değildir. Ama doğrulamak da demek değildir. Aynı yıllarda İstanbul'da tutulan kronikler, maliye kayıtları, yabancı elçilik raporları Hezarfen'in uçuşunu, aldığı altını veya sürgününü bağımsız olarak doğrulamaz. "Bir kese altın" verildiğine dair defter izi de bulunamamıştır; bu yokluk tek başına yalan ispatı değildir, ama iddiayı ağırlaştırır.3
Bu yüzden soruyu "uçtu mu, uçmadı mı?" diye tek satıra indirmek yanıltıcıdır. Daha doğru soru şudur: Elindeki tek tanık ne kadar ayrıntı veriyor, neyi sessiz bırakıyor? Evliya aletin yapısını teknik çizim gibi yazmaz. Kanatların malzemesini, ağırlığını, bağlama biçimini, rüzgâr ölçümünü vermez. Sahneyi dramatize eder: deneme, gösteri, ihsan, korku, sürgün. Okur olarak senin işin, bu dramayı bir mühendislik raporu sanmamaktır.
Evliya bazen sahneyi görür gibi yazar, bazen duyduğunu yığar, bazen de abartır. Seyahatname'nin mimarisini okurken bu gerilimi görmüştün: Viyana gözlemleri başka kaynaklarla örtüşebilirken bazı uzak yol anlatıları kurmaca çıkabiliyor. Hezarfen bu gerilimin en parlak örneğidir. Hikâye kültürel olarak "Osmanlı uçtu" diye büyümüştür; tarihsel olarak ise hâlâ Evliya'nın kalemine mahkûmdur.
Yanındaki kardeş: Lagari'nin fişeği
Aynı ciltte, hemen komşu satırlarda bir ikinci "hava" hikâyesi daha vardır: Lâgarî Hasan Çelebi. Evliya'ya göre IV. Murad'ın kızı Kaya Sultan'ın doğum şenliğinde Hasan, elli okka barut macunundan yedi kollu bir fişek icat eder; Sarayburnu'nda ateşlenir, yükselir, denize iner, yüzerek padişahın önüne gelir. Evliya ona "yâr-ı gār-ı sâdıkımız" diyecek kadar yakınlık gösterir. Bu anlatı da yine Evliya'ya yaslanır; TDV maddesi bunu açık yazar.4
İki hikâye yan yana durunca okurun aklında bir dizi kurulur: biri süzülerek, biri barutla. Modern okuma bazen ikisini "Osmanlı havacılığının doğuşu" diye paketler. Daha dürüst okuma şudur: Evliya, IV. Murad döneminin gösteri kültürüne ait iki çarpıcı sahneyi aynı deftere işlemiştir. Biri planör rüyası, biri fişek şenliği. İkisinin de fiziksel aleti günümüze kalmamıştır; ikisinin de ikinci tanığı yoktur.
Mümkün müydü, yoksa masal mı?
Kaçar'ın ansiklopedi maddesi net bir ayrım koyar. Galata'dan Doğancılar'a kabaca 3.200 metrelik mesafeyi kol ve kas gücüyle, kuş gibi kanat çırparak katetmek aerodinamik olarak mümkün değildir. Ama hava akımlarından yararlanan, yekpare kanatlı, süzülmeye dayanan basit bir planör hipotezi tartışmaya açıktır. Yani "hiç uçulmadı" ile "kuş gibi uçtu" arasında bir üçüncü kapı vardır: belki bir deneme, belki kısa bir süzülüş, belki de Evliya'nın büyüttüğü bir gösteri. Kapının ardını bilmiyoruz.2
Bazı popüler anlatılar mesafeyi 3.300-3.500 metre civarı verir; yükseklik farkı ve süzülme oranı üzerine hesaplar yapılır, sonuçlar çoğunlukla "çok iyimser" çıkar. Bu hesaplar hikâyeyi çürütmez; iddianın teknik yükünü gösterir. Okul kitabı dili bazen "ilk uçuş" diye mühürler. Tarihçi dili ise "Evliya'nın anlattığına göre" demeyi tercih eder. Senin elindeki en sağlam cümle de budur.
Hezarfen heykelde, filmde, tur rehberinde yaşamaya devam eder. Bu kültürel hayat ayrı bir gerçektir. Yazılı tarihin gerçeği ise daha dar: Galata'dan Üsküdar'a uçan adamı bugün hâlâ Evliya'nın satırlarından tanıyoruz. Dizinin önceki bölümlerinde gördüğün gibi, Evliya bazen şehrin en iyi envantercisidir, bazen de en cüretkâr hikâyecisidir. Hezarfen'de ikinci yüz baskındır.
Hezarfen'i uçuran şey belki rüzgâr değildi; Evliya'nın kalemiydi. bu yazının tek cümlelik özeti
Bu yazı, "Evliya Çelebi'nin İzinde" dizisinin dördüncü bölümü. Sırada Viyana var: Evliya'nın org dinlediği sahne ve bağımsız kaynaklarla nasıl örtüştüğü.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Evliya Çelebi, Seyahatname I (YKY eleştirel neşir / Dankoff–Dağlı–Kahraman hattı; klasik basımlarda yaklaşık I, 670): Hezarfen Ahmed'in Okmeydanı denemeleri, Galata Kulesi'nden Üsküdar Doğancılar'a iniş, IV. Murad'ın Sinan Paşa Köşkü'nden seyri, ihsan ve Cezayir sürgünü anlatısı. ↩
- Mustafa Kaçar, "Hezarfen Ahmed Çelebi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 17: bilgilerin yalnızca Evliya'ya dayandığı; kol gücüyle kanat çırpmanın mümkün olmadığı; süzülme / basit planör hipotezinin tartışmaya açık olduğu. islamansiklopedisi.org.tr ↩
- Çağdaş bağımsız doğrulama ve maliye kaydı eksikliği üzerine özet değerlendirmeler: popüler ve ansiklopedik derlemelerde tekrarlanan "başka kaynak yok / kese altın kaydı bulunamadı" notu. Bu yokluk iddiayı otomatik yalanlamaz; kanıt yükünü Evliya'nın tek anlatısında bırakır. ↩
- İlyas Kamalov / ilgili TDV maddesi hattı, "Hasan Çelebi, Lâgarî", TDV İslâm Ansiklopedisi: Kaya Sultan doğum şenliği, yedi kollu fişek, Sarayburnu kalkışı; bilginin Evliya'ya (I, 670-671) dayandığı. islamansiklopedisi.org.tr ↩


