Masana bir kitap koyduğunu düşün. Kalın. Sonra yanına dokuz tane daha diz. Hepsi aynı elden çıkmış, hepsi aynı yolculuğun parçası. Evliya Çelebi'nin Seyahatname'si tam olarak bu: on "kitap" (geleneksel adıyla on cilt), yaklaşık dört bin dört yüz basılı sayfa, otuz yılı aşkın bir gezinin not defteri.1
Birinci bölümde rüyayı ve adamı anlattık. Bu bölümde kitabın kendisine bakıyoruz: mimarisi, yazmalarının kaderi, baskı serüveni ve bugün elimizdeki metnin nereden geldiği.
- On ciltlik yapının ilk ve son kapısı neden iki başkent?
- Kahire'de unutulan yazmalar 1742'de İstanbul'a nasıl döndü?
- 1896 baskısı neden güvenilmez, Yapı Kredi neşri neden standart?
- UNESCO'nun "en uzun gezi anlatısı" nitelemesi neye dayanıyor?
İstanbul'dan Kahire'ye bir çerçeve
Evliya kitaba şekil vermeye çalışmış. Şema kabaca şöyle: I. cilt İstanbul'un tarihî ve coğrafi portresi (esnaf alayı dahil); II. cilt Bursa ile yolculuğun açılışı; III'ten VIII'e Suriye'den Macaristan'a, Viyana'dan Girit'e imparatorluğun ve komşularının haritası; IX. cilt Ege kıyısı, Kudüs ve hac; X. cilt Mısır, Nil ve Sudan.1
İlk cilt doğduğu şehre, son cilt yaşlılığının şehrine ayrılmış. Kitap bir hayatın iki ucunu iki başkentle kapatıyor. Aradaki ciltler ise paşa maiyetleriyle, elçiliklerle, seferlerle dolu bir yol ağının dökümü: çeşme sayısı, lonca düzeni, yemek, dil, rüya, abartı ve bazen uydurma. Seyahatname hem coğrafya hem folklor hem de bir "ben" anlatısı.
Bir şehre girdiğinde Evliya çoğu zaman aynı düzeni tekrarlar. Adı, kuruluş efsanesi, surları, camileri, hamamları, çarşıları, ünlü yiyecekleri, lehçesi, "acayip şeyleri". Bu yüzden kitap bir roman gibi akmaz; daha çok gezginin cebinden çıkardığı, her durağa aynı soruları soran bir saha defteri gibi okunur. Sıkıcı gelebilir. Ama o tekrar, 17. yüzyıl Osmanlı şehrinin iskeletini bugüne taşıyan şeydir.
Yazmaların kendi yolculuğu
Evliya metni büyük ölçüde Kahire'de, 1670'lerin sonunda kaleme aldı. Özgün nüsha orada kaldı; 1742'de İstanbul'a getirildi, kopyalandı, okundu. Bugün güvenilen "S" dizisi (otograf ya da ona çok yakın) Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde: Bağdat 304, 305, 307, 308 ve Revan 1457. Bunlar I. ile VIII. kitapları taşır. IX ve X. kitapların otografı kayıp; onların yerine 1742 tarihli Pertev Paşa ve Beşir Ağa kopyaları ile Yıldız hattından gelen nüshalar kullanılıyor.2
Fiziksel ölçü de çarpıcı: otograf ciltler kabaca 31×22 cm, yaprak sayıları cilde göre 187 ile 408 arasında. Yani bu "kitap" bir rafta duran ince cep kitabı değil; kütüphane masasına yayılan, iki elle çevrilen bir yazma ailesi.
Basımevine giden uzun yol
Batı dünyası kitabı Avusturyalı diplomat Joseph von Hammer sayesinde tanıdı. 1804'te İstanbul'da bir nüshaya rastladı; 1814'te "Doğu yazmaları arasında en ilginç buluş" diye duyurdu ve I. cilt ile II. cildin bir kısmını İngilizceye çevirdi.3
Osmanlıca tam metin baskısı ise 1896'da İkdam Matbaası'nda Ahmed Cevdet neşriyle başladı, 1938'e kadar sürdü. Bu baskı bir yüzyıl boyunca herkesin kaynağı oldu. Ama yazma seçimi zayıftı, atlamalar ve hatalar boldu; bugünün araştırmacıları onu "problematik" sayıyor. Güvenilir tam metin neşri Yapı Kredi Yayınları'nda, 1996'dan 2007'ye kadar tamamlandı: Robert Dankoff, Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman ve ekibin Topkapı ile Süleymaniye hattına dayanan eleştirel metni. İki ciltlik toplu baskıda toplam sayfa 4.416 civarı; "yaklaşık 4.400 sayfa" dememizin dayanağı bu.3
İkdam baskısının ilk ciltleri bugün internet arşivlerinde ücretsiz taranmış halde duruyor. Merak edip kapağı çevirmek kolay. Ama alıntı yapacaksan, iddia doğrulayacaksan veya bir şehrin dökümünü ciddi okuyacaksan YKY metnine geçmek gerekir. Aynı cümle iki baskıda farklı bitebiliyor.
Neden "dünyanın en büyüğü"?
UNESCO, 2013'te Topkapı ve Süleymaniye'deki Seyahatname yazmalarını Dünya Belleği listesine aldı. Gerekçenin özü şu cümlede: İslam edebiyatının en uzun ve en dolu gezi anlatısı; belki dünya edebiyatının da.2 "En büyük" burada sayfa rekoru yarışı değil. Ölçü, bir imparatorluğu ve çeperini tek bir gezginin gözünden, loncadan rüyaya, yemekten savaşa kadar kapsayan panorama. Ibn Battuta daha erken, Marco Polo daha ünlü olabilir; Evliya'nın farkı yoğunluk ve yerelliktir. Aynı imparatorluğun içinden, onlarca yıl, neredeyse meslek edinilmiş bir bakış.
Abartı da var, uydurma da. Amsterdam'a gittiğini yazdığı yerler kurmaca çıkabiliyor; Viyana gözlemleri ise bağımsız kaynaklarla örtüşüyor. Kitabın gücü "her satır doğru" iddiasında değil; 17. yüzyıl Osmanlı dünyasının içinden konuşan, başka hiçbir kaynağın vermediği ayrıntıyı yığan bir arşiv olmasında. Dizinin sonraki bölümlerinde bu gerilimi somut hikâyelerle açacağız: esnaf geçidi, Hezarfen, Viyana organı, damak haritası ve duvar yazıları.
Bir imparatorluğun en kalabalık fotoğraf albümü, bir gezginin on ciltlik defterinde duruyor. bu yazının tek cümlelik özeti
Bu yazı, "Evliya Çelebi'nin İzinde" dizisinin ikinci bölümü. İlk bölümde rüyayı ve adamı okumuştun. Sırada 1638'deki esnaf geçidi var: bütün İstanbul'un padişah önünden yürüdüğü gün ve I. cildin o ünlü portresi.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- UNESCO Memory of the World nomination form (Turkey, 2012): Seyahatname'nin on kitap / beş cilt yapısı, şematik cilt özeti ve "longest and fullest travel account in Islamic literature, perhaps in world literature" nitelemesi; YKY iki ciltlik toplu baskı (2011) sayfa toplamı ~4.416. ↩
- UNESCO Memory of the World Register kaydı (2013): Topkapı (Bağdat 304, 305, 307, 308; Revan 1457) ve Süleymaniye (Pertev Paşa, Beşir Ağa) yazmaları; otograf S dizisi ve IX ile X. kitapların otograftan kaybı. Ayrıca Pierre A. MacKay ve Robert Dankoff'un yazma sınıflandırması. ↩
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Seyahatnâme" maddesi (R. Dankoff ve N. Tezcan): Hammer'in 1804-1814 buluşu ve çevirileri; 1896-1938 İkdam/Devlet Matbaası baskısının sorunları; Yapı Kredi eleştirel neşri (1996-2007). ↩


