Iğdır'ın Aralık ilçesinden doğuya doğru sürüyorsun. Sağında Ağrı Dağı'nın gölgesi, solunda Aras Nehri. Bir noktada yol seni Dilucu Sınır Kapısı'na getiriyor; nehrin üzerinde bir köprü, adı Umut Köprüsü. Cebindeki çipli kimlikle, pasaportsuz, karşıya geçiyorsun ve başka bir ülkedesin: Azerbaycan'a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti. İşte o an, Türkiye'nin bütün kara sınırları içindeki en tuhaf parçanın üzerindesin. Suriye'yle 911 kilometre, İran'la 560 kilometre sınırımız var. Azerbaycan'la ise resmî ölçümle 17 kilometre 706 metre.1 Yürüsen yarım günde biter.

Peki bu incecik temas noktası oraya nasıl geldi? Yaygın cevabı muhtemelen sen de duydun: "Atatürk, Azerbaycan'la komşu olalım diye İran'dan o araziyi satın aldı." Güzel hikâye. Yalnız bir sorunu var: belgelerde yok. Gerçek hikâye ise daha az bilinen ama çok daha ilginç bir diplomasi dersi.

Bu yazıda neler var?

1921: iki antlaşma, bir kilit

Birinci Dünya Savaşı bitip Kafkasya'daki imparatorluklar çökünce, Aras boyundaki her vadi el değiştirmeye başladı. Nahçıvan bu kargaşanın tam ortasındaydı: Ermenistan ile Azerbaycan arasında defalarca el değiştirdi, kısa ömürlü yerel cumhuriyetler kuruldu, bölge halkı Türkiye'ye bağlanma talebiyle heyetler gönderdi. Düğüm 1921'de, iki masada çözüldü. Önce 16 Mart 1921'de Ankara hükümeti ile Sovyet Rusya, Moskova Antlaşması'nı imzaladı. Üçüncü madde Nahçıvan için tarihin en ilginç formüllerinden birini kurdu: Nahçıvan, Azerbaycan'ın himayesinde özerk bir bölge olacaktı; ama bir şartla. Azerbaycan bu himayeyi hiçbir üçüncü devlete devredemeyecekti.2 Aynı yılın 13 Ekim'inde Kars Antlaşması, bu statüyü bölgenin asıl taraflarına, yani Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan'a da imzalatarak perçinledi.2

O "üçüncü devlete devredilemez" cümlesi, hukuki bir zincir yarattı: Nahçıvan Ermenistan'a da, başka birine de verilemez; statüsü değişirse Türkiye antlaşmadan doğan söz hakkını kullanır. Türkiye bu yüzden kendini bugün de Nahçıvan'ın garantörü sayar. Bu soyut bir iddia değil; 1992'de Karabağ savaşının ateşi Nahçıvan'ın Sederek bölgesine sıçradığında Ankara, Kars Antlaşması'ndaki garantörlüğü açıkça hatırlatarak diplomatik alarma geçmişti.3

Ve kritik ayrıntı: 1921'in bu iki antlaşması sınırları çizerken, Türkiye ile Nahçıvan'ı Aras boyunda küçük bir hatta komşu yaptı. Yani o meşhur 17 kilometre, sonradan eklenen bir hediye değil; en baştan, 1921'de kurulan düzenin parçası.4

"İran'dan satın aldık" hikâyesinin aslı

O zaman bu satın alma anlatısı nereden çıktı? Kaynağı, 1932'de Türkiye ile İran arasında gerçekten yaşanmış bir toprak düzenlemesi. Ama içeriği anlatıldığından epey farklı. 1926'dan 1930'a kadar süren Ağrı isyanlarında, isyancılar sınırın İran tarafında kalan Küçük Ağrı Dağı yamaçlarını üs olarak kullanıyor, harekât başlayınca çizginin ötesine geçip kayboluyordu. Türkiye'nin derdi Azerbaycan'a komşu olmak değil, kendi sınırını kontrol edebilmekti. Uzun müzakerelerin sonunda 23 Ocak 1932'de Tahran'da imzalanan sınır itilafnamesiyle Küçük Ağrı Dağı ve çevresi Türkiye'ye geçti; karşılığında Türkiye, Van'ın Kotur bölgesindeki bir araziyi İran'a bıraktı.4 Yani para yok, satın alma yok; klasik bir takas var. Ne antlaşma metninde ne TBMM'nin onay tutanaklarında herhangi bir ödemeden söz edilir. "Atatürk kendi cebinden ödedi" versiyonu ise tamamen dayanaksız bir şehir efsanesi.4

Efsanenin tutmasının bir sebebi, iki olayın haritada yan yana durması. 1932 takası, Aras vadisindeki o dar koridorun hemen güneyindeki bölgeyi düzenlediği için, sonradan bakan birine "demek Nahçıvan bağlantısını o zaman almışız" dedirtiyor. Oysa kronoloji net: Nahçıvan'la temas 1921'de kuruldu, 1932 düzenlemesi ise güvenlik amaçlı bir sınır revizyonuydu. İyi hikâye, kötü tarih.

Kapının açılması: 28 Mayıs 1992

İşin hüzünlü tarafı şu: bu sınır, var olduğu ilk yetmiş yıl boyunca neredeyse hiç işe yaramadı. Sovyetler Birliği döneminde Aras'ın karşısı demir perdenin arkasıydı; iki yaka birbirine bakar, geçemezdi. Her şey 1991'de Azerbaycan bağımsızlığını ilan edince değişti. 28 Mayıs 1992'de Aras Nehri'nin üzerine kurulan köprü törenle açıldı ve adı kendiliğinden geldi: Hasret Köprüsü, diğer adıyla Umut Köprüsü. Türkiye tarafında Dilucu, Nahçıvan tarafında Sederek gümrük kapıları kuruldu.5 O köprü bugün Türkiye'nin Türk dünyasına açılan tek doğrudan kara kapısı. Atatürk'e atfedilen "Türk kapısı" sözünün hakkını, açılışından ancak yetmiş yıl sonra verebildi.

Zamanlama hayati önem taşıyordu, çünkü 1992'de Nahçıvan boğuluyordu. Karabağ savaşı yüzünden Ermenistan üzerinden Azerbaycan'a bağlanan bütün yollar ve demiryolu kesilmişti; bölge ana vatanından kopmuş bir ada hâline gelmişti. Elektrik, un, yakıt; ne ararsan kıttı. O dönem Nahçıvan parlamentosunun başında, ileride Azerbaycan cumhurbaşkanı olacak Haydar Aliyev vardı ve bölgeyi ayakta tutan can damarlarından biri, işte o tek şeritli köprüden gelen Türk yardımlarıydı. Bugün de durum özünde aynı: Nahçıvan'dan Bakü'ye karadan gitmek istersen ya İran üzerinden dolaşırsın ya da uçağa binersin. Azerbaycan'ın kendi toprağına kara bağlantısı yok.

Zengezur: yüz yıllık düğümün son perdesi

Bu coğrafi tuhaflığın kökü, 1920'lerde Zengezur bölgesinin Ermenistan'a bağlanması. O kararla Nahçıvan, Azerbaycan'ın ana gövdesinden yaklaşık 40 kilometrelik bir Ermeni toprağıyla ayrı düştü. 2020'deki 44 gün savaşından sonra imzalanan üçlü ateşkes bildirisinin dokuzuncu maddesi, bu yüz yıllık düğümü yeniden masaya koydu: bölgedeki ulaşım hatlarının önündeki engeller kalkacak, Nahçıvan ile Azerbaycan'ın batısı arasında bağlantı kurulacaktı.6 Azerbaycan bu güzergâha "Zengezur koridoru" diyor; Ermenistan "koridor" kelimesine, egemenlik kaybı çağrıştırdığı için şiddetle itiraz ediyor ve tartışma yıllardır sürüyor. Türkiye içinse anlamı büyük: o hat açılırsa Kars'tan kalkan bir tren, Nahçıvan ve Zengezur üzerinden Bakü'ye, oradan Orta Asya'ya kesintisiz uzanabilecek. 17 kilometrelik kapı, kıtalar arası bir koridorun ilk halkasına dönüşecek.

Bu yüzden Kars-Iğdır-Nahçıvan demiryolu projesi yıllardır gündemde ve bu yüzden dünyanın büyük başkentleri, haritada zar zor görünen bu sınır hattını yakından izliyor. Kilometre olarak Türkiye'nin en kısa sınırı, jeopolitik ağırlık olarak muhtemelen en yüklüsü.

Bu arada hukuki zemin de yerinde durmuyor. Azerbaycan son yıllarda Nahçıvan'ın yönetimini merkezle bütünleştiren adımlar attı; özerk cumhuriyetin anayasasından Moskova ve Kars antlaşmalarına yapılan atıflar çıkarıldı. Hukukçuların çoğunluğuna göre bu, antlaşmaların kendisini geçersiz kılmaz; bir uluslararası antlaşmanın yürürlüğü, bir iç anayasa metninde anılıp anılmamasına bağlı değildir. Yine de yüz yıllık bir dengenin taşlarının yavaş yavaş yer değiştirdiğinin işareti sayılabilir. 1921'de kurulan mimari, belki de tarihinin en hareketli on yılını yaşıyor.

Nahçıvan kapısı satın alınmadı; 1921'de pazarlıkla kuruldu, 1992'de hasretle açıldı ve hâlâ bir kıtanın kilidi olmayı bekliyor. bu yazının tek cümlelik özeti

Köprünün üzerinde durup düşününce

Umut Köprüsü'nün ortasında durduğunda ayaklarının altından Aras akar. Solunda Ağrı, karşında Nahçıvan'ın kurak dağları. O noktada dört ülkenin, Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan ve İran'ın sınırları birkaç kilometrelik alana sıkışır. Yüz yıl önce diplomatların cetvelle çizdiği hatlar, bugün hâlâ kimin kiminle ticaret yapacağını, hangi trenin nereden geçeceğini, hangi köyün hangi bayrağı asacağını belirliyor.

Ve o 17 kilometre sana küçük görünüyorsa, şunu hatırla: tarih boyunca imparatorluklar boğazlar için, adalar için, tek bir kale için savaştı. Bazen bir ülkenin kaderini değiştiren şey binlerce kilometrelik cephe değil, doğru yerdeki birkaç kilometredir. Iğdır'ın ucundaki o kapı, bunun yaşayan kanıtı.

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. T.C. Dışişleri Bakanlığı, Nahçıvan Başkonsolosluğu bilgi notu: Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin komşuları ve sınır uzunlukları (Türkiye 17,706 km; İran 204 km; Ermenistan 246 km).
  2. Moskova Antlaşması (16 Mart 1921), md. 3 ve 1(C) sayılı ek; Kars Antlaşması (13 Ekim 1921), md. 5 ve 3 sayılı ek. Metinler için: Soysal, İ. (1989). Türkiye'nin Siyasal Andlaşmaları, C. 1, Türk Tarih Kurumu.
  3. Musayev, İ. (2002). "Azerbaycan ve Rus Kaynaklarına Göre 1921 Moskova-Kars Antlaşmaları ve Kuzey Azerbaycan'ın Toprak Bütünlüğü Meseleleri", Belleten, 66(246); ayrıca 1992 Sederek krizi üzerine: Sarı, B. (2018). "Türkiye ve Ermenistan İlişkilerinde Nahçıvan Sorunu", Ermeni Araştırmaları Dergisi.
  4. "Türkiye-İran hudut hattının tayini hakkında Tahran'da 23 Kânunusani 1932 tarihinde imzalanan itilafname"; TBMM onay kanunu 19 Haziran 1932, Resmî Gazete 23 Haziran 1932. Değerlendirme için: Oran, B. (ed.) (2001). Türk Dış Politikası, C. 1, İletişim; Özgiray, A. (1995). "İngiliz Belgeleri Işığında Türk-İran Siyasi İlişkileri 1920-1938", Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi. Belgelerde herhangi bir para ödemesi veya "satın alma" kaydı yer almaz.
  5. Ticaret Bakanlığı Dilucu Gümrük Müdürlüğü kayıtları: kapı 1992'de kuruldu; Sederek-Dilucu (Umut/Hasret) Köprüsü 28 Mayıs 1992'de açıldı.
  6. Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya arasındaki 10 Kasım 2020 tarihli üçlü ateşkes bildirisi, md. 9: bölgedeki ulaşım bağlantılarının önündeki engellerin kaldırılması ve Nahçıvan ile Azerbaycan'ın batı bölgeleri arasında bağlantı kurulması.
Kategoriler ve Etiketler
Tarih nahçıvan türkiye sınırları kars antlaşması zengezur koridoru kafkasya
Bu yazıyı paylaş
k1

kafa1milyon

Bu sitenin yazarı ve editörü. Teknolojiden müziğe, kültürden gündelik hayata aklına takılan her şeyi yazıyor; bazen de sesli anlatıyor. "Bir kafa, bir milyon fikir."