Bilim · Psikoloji yazıları e-postana gelsin mi?
Her gün siteye bakman gerekmesin; yeni yazı çıktığında ve haftalık özette biz haber verelim. Reklam yok.

Deneyi kuran iki sosyal psikolog, Bibb Latané ve John Darley, Columbia Üniversitesi'nin yurtlarında kalan erkek öğrencileri "büyük şehirde üniversite hayatının sorunları" üzerine bir görüşmeye çağırmıştı. Öğrenciler sıralarını beklerken bir ön anket dolduruyordu. Anketin ikinci sayfası bitince duvardaki küçük bir menfezden odaya beyaz bir duman üflenmeye başladı. Duman aslında titanyum dioksit tozuydu ama kesik kesik gelmeye devam etti ve deneyin sonunda odada karşıyı görmek zorlaşmıştı.1

Odada tek başına bekleyen 24 öğrencinin dörtte üçü dumanı haber verdi. Ortanca öğrenci, dumanı fark ettikten sonraki iki dakika içinde kalkıp koridordaki ilk kişiye "duvardan duman geliyor" demişti. Yanına deneycinin adamı olan iki kişi oturtulunca tablo değişti. Bu ikisi dumana kısa bir göz atıyor, omuz silkip anketlerine dönüyordu. Bu koşulda denenen 10 öğrenciden yalnızca biri yerinden kalktı. Kalan dokuzu öksürdü, gözlerini ovuşturdu, pencereyi açtı ve dumanı fark ettikten altı dakika sonra deney durdurulana kadar anketi doldurmaya devam etti.2

Bu yazıda neler var?

Dumanı buhar sanmak

Haber vermeyenlere sonradan dumanın ne olduğunu düşündükleri soruldu. Hiçbiri yangın ihtimalini ciddiye almamıştı. Çoğu buhar ya da klima buharı dedi. Birkaçı, şehir havası yaratmak için bilerek verilmiş bir sis sandı. Farklı gruplardan iki öğrenci ise anketi dürüst doldursunlar diye odaya "doğruluk gazı" verildiğini düşünmüştü ve bundan pek rahatsız da olmamıştı. Neredeyse hepsi, odadaki öteki insanların tepkisine pek dikkat etmediğini söyledi.2

En şaşırtıcı sonuç, birbirini tanımayan üç gerçek katılımcının birlikte beklediği odalardan çıktı. Tek başına bekleyenlerin yüzde 75'i haber verdiğine göre, üç kişilik grupların yüzde 98'inde en az birinin kalkması beklenirdi. Sekiz grubun yalnızca üçünde biri kalktı. Her öğrenci yanındakinin sakin yüzüne bakıp tehlike olmadığına karar veriyor, kendi sakin yüzüyle de ötekilere aynı yanlış işareti veriyordu.1

Bilgi grafiği: Latané ve Darley 1968 duman deneyinde dumanı haber verenlerin oranı; odada tek başına %75, iki kayıtsız kişiyle %10, üç öğrencilik gruplarda %38
Yalnız kalan öğrenci dumanı çoğunlukla iki dakikada haber verdi. Yanında kılını kıpırdatmayan iki kişi olunca on öğrenciden dokuzu yerinden kalkmadı. Grafik: kafa1milyon.com; veri Latané ve Darley, 1968 (1 numaralı dipnot).

Bu yanılgıya ad, Latané ile Darley'den otuz yıl kadar önce konmuştu. Syracuse Üniversitesi'nden Floyd Allport ile öğrencisi Daniel Katz, 1931'de yayımladıkları öğrenci tutumları araştırmasında ona çoğulcu cehalet dediler: bir grubun, üyelerinin gerçekte ne düşündüğünü topluca yanlış bilmesi. Katz'ın anketinde beyaz öğrencilerin kurduğu kardeşlik derneklerinin üyelerinin çoğu, azınlıktan öğrencilerin derneğe alınmasına kişisel olarak itiraz etmediğini söylüyordu. Oylamada ise bu öğrencileri yine dışarıda bıraktılar. Her biri kendi açık fikrinin azınlıkta kaldığını sanıyordu.34

Sınıfta kalkmayan eller

Dale Miller ile Cathy McFarland 1987'de aynı yanılgıyı ders ortamına taşıdı. Katılımcılara bilerek anlaşılmaz yazılmış bir metin verildi ve anlamakta ciddi güçlük çekenlerin deneyciye gidip yardım isteyebileceği söylendi. Katılımcılar yardım istemekten kaçındı. Sonra öteki katılımcıların yüzde kaçının yardım istediğini tahmin ettiler ve bu oranı olduğundan yüksek buldular.5

Gitmeyenler kendi kararını mahcup olma korkusuna bağlıyordu. Başkalarının gitmemesini ise metni anlamış olmalarına yordular.4 Utancı insan kendi içinde hisseder, başkasının yüzünde göremez. Miller ile McFarland'ın tarif ettiği sınıf da buydu: hoca "sorusu olan var mı" diye sorduğunda kimse el kaldırmaz, her öğrenci kendi elini korkudan indirdiğini bilir ama yan sıradakinin konuyu anladığı için sustuğunu düşünür. Herkes aynı hesabı yaptığında yarım sınıf aynı yerde takılmışken her biri takılanın yalnızca kendisi olduğunu sanabilir.

İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi binasında, basamaklı ahşap sıraları ve balkonu olan boş bir amfi
İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi binasında bir amfi. Bina Sedad Hakkı Eldem ile Emin Onat'ın tasarımıyla 1952'de tamamlandı. Yüzlerce kişilik böyle bir salonda bir öğrencinin eli kalkmadığında ötekiler onun sessizliğini çoğu zaman anlamış olmasına yorar. Fotoğraf: SALT Araştırma, Sedad Hakkı Eldem Arşivi, Wikimedia Commons, kısıtlamasız.

Princeton'da içki, Riyad'da iş

Deborah Prentice ile Dale Miller 1993'te Princeton'daki içki kültürüne baktı. Lisans öğrencilerinden kampüsteki içme alışkanlıklarıyla ne kadar rahat olduklarını 1'den 11'e kadar bir ölçekte puanlamaları, sonra da ortalama bir Princeton öğrencisinin ne kadar rahat olduğunu tahmin etmeleri istendi. Öğrenciler kendilerine ortalama 5,33 verdi, ortalama öğrenciye 7,04. Kadınlarda fark daha büyüktü: kendileri için 4,68, ortalama öğrenci için 7,07. Çoğunluk, kendisinden daha rahat bir çoğunluk hayal ediyordu.6

Dönem boyunca süren üçüncü çalışmada erkek öğrenciler aylar içinde kendi tutumlarını yanlışlıkla norm sandıkları yöne kaydırdı. Kadınlarda böyle bir değişim görülmedi. Dördüncü çalışmada kendini çoğunluktan farklı sanan öğrencilerin kampüse daha yabancı hissettiği çıktı, oysa o fark gerçekte yoktu.6

Ekonomist Leonardo Bursztyn ve ekibi aynı yanılgının bir ülkenin iş gücüne yansımasını ölçtü. Resmî istatistiğe göre 2017'de Suudi Arabistan'da 15 yaş üstü kadınların yüzde 15'ten azı çalışıyordu. Ekip Riyad'ın farklı mahallelerinden 18-35 yaş arası 500 evli erkeği, her biri aynı semtten gelen 30 kişilik oturumlara topladı. Gizli ankette katılımcıların yüzde 87'si "Bence kadınların ev dışında çalışmasına izin verilmeli" cümlesine katıldı. Odadakilerin kaçının katıldığını tahmin etmeleri istendiğinde ortalama tahmin yüzde 63'te kaldı. Katılımcıların yüzde 72'si kendi oturumundaki desteği olduğundan düşük tahmin etti, aradaki fark ortalama 24 puandı.7

Sonra katılımcıların yarısına gerçek oran söylendi. Ardından herkese, eşini kadınlara iş bulan bir mobil uygulamaya kaydettirmekle bir hediye kartı arasında seçim yaptırıldı. Bilgi verilmeyen grupta kayıt oranı yüzde 23,5'te kaldı, gerçek oranı öğrenenlerde yüzde 32'ye çıktı. Üç-beş ay sonra yapılan telefon görüşmelerinde bilgi alan erkeklerin eşlerinden ev dışında bir işe başvuranların oranı yüzde 5,8'den 16,2'ye, iş görüşmesine gidenlerinki yüzde 1,1'den 5,8'e yükselmişti.7

Bilgi grafiği: Riyad'da 500 evli erkeğin yüzde 87'si kadınların ev dışında çalışmasını destekliyor, tahmin yüzde 63; gerçek oran söylenen grupta eşini iş uygulamasına yazdırma yüzde 23,5'ten 32'ye, eşin iş başvurusu yüzde 5,8'den 16,2'ye, iş görüşmesi yüzde 1,1'den 5,8'e çıkıyor
Destek zaten çoğunluktaydı, erkekler bunu bilmiyordu. Tek bir oranı öğrenmek, eşlerin aylar sonraki iş başvurularında da iz bıraktı. Grafik: kafa1milyon.com; veri Bursztyn, González ve Yanagizawa-Drott, 2020 (7 numaralı dipnot).

Sayı ortaya çıkınca

Katz, 1938'de Richard Schanck'le yazdığı sosyal psikoloji kitabında ABD'deki içki yasağı yıllarını anlatır. Yasağı savunanlar kamuoyunu yoklayan gayriresmî anketleri durdurmaya uğraşmış, siyasetçiler bile halkın yasağın arkasında olduğuna inanmıştı. Katz ile Schanck'e göre ortaya gerçek bir ölçüm çıkınca yasak "delinmiş bir balon gibi" çöktü.8

Gerçek oranı göstermek her seferinde işe yaramıyor. Miller 2023'te yayımladığı derlemede, insanlara dağılımı göstermenin algıyı her zaman düzeltmediğini ve düzelen algının davranışı ne zaman değiştirdiğinin az çalışıldığını yazıyor.4 Riyad deneyinin de sınırları var. Eşlerin o sırada ev dışında çalışıyor olma oranı da arttı ama bu fark istatistik olarak anlamlı çıkmadı. Başvuru ve görüşme sonuçları da erkeklerin telefonda verdiği bilgiye dayanıyor.7

Ekibin ölçtüğü en kalıcı değişim, erkeklerin komşularına bakışındaydı. Aynı telefon görüşmelerinde mahallelerinden rastgele seçilecek 30 kişinin kaçının kadınların ev dışında çalışmasını destekleyeceği soruldu. Aylar önce gerçek oranı öğrenmemiş olanlar ortalama yüzde 43,9 dedi, öğrenenler yüzde 56,6.7

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. B. Latané ve J. M. Darley (1968), “Group inhibition of bystander intervention in emergencies”, Journal of Personality and Social Psychology, 10(3), 215-221. doi:10.1037/h0026570 ↩
  2. B. Latané ve J. M. Darley (1969), “Bystander “apathy””, American Scientist, 57(2), 244-268; duman deneyinin ayrıntılı anlatımı ve katılımcıların sonradan verdiği açıklamalar. ↩
  3. D. Katz ve F. H. Allport (1931), Student Attitudes: A Report of the Syracuse University Research Study, Craftsman Press; kardeşlik dernekleri bulgusu 4 numaralı derlemeden aktarılmıştır. ↩
  4. D. T. Miller (2023), “A century of pluralistic ignorance: what we have learned about its origins, forms, and consequences”, Frontiers in Social Psychology, 1, 1260896. doi:10.3389/frsps.2023.1260896 ↩
  5. D. T. Miller ve C. McFarland (1987), “Pluralistic ignorance: When similarity is interpreted as dissimilarity”, Journal of Personality and Social Psychology, 53(2), 298-305. doi:10.1037/0022-3514.53.2.298 ↩
  6. D. A. Prentice ve D. T. Miller (1993), “Pluralistic ignorance and alcohol use on campus: Some consequences of misperceiving the social norm”, Journal of Personality and Social Psychology, 64(2), 243-256; 1. çalışma, Tablo 1. doi:10.1037/0022-3514.64.2.243 ↩
  7. L. Bursztyn, A. L. González ve D. Yanagizawa-Drott (2020), “Misperceived Social Norms: Women Working Outside the Home in Saudi Arabia”, American Economic Review, 110(10), 2997-3029; kadın istihdamı oranı için Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu 2017 verisi makalede aktarılmıştır. doi:10.1257/aer.20180975 ↩
  8. D. Katz ve R. L. Schanck (1938), Social Psychology, Wiley, s. 175; 4 numaralı derlemeden aktarılmıştır. ↩
  9. Görseller: kapak, ODTÜ Mimarlık Fakültesi amfisi, 1961-1980, SALT Araştırma, Altuğ-Behruz Çinici Arşivi; İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi amfisi, SALT Araştırma, Sedad Hakkı Eldem Arşivi. İkisi de Wikimedia Commons üzerinden, bilinen telif kısıtlaması yok. Grafikler: kafa1milyon.com. ↩
Kategoriler ve Etiketler
Psikoloji çoğulcu cehalet sosyal psikoloji sosyal norm seyirci etkisi grup davranışı utanma
Bu yazıyı paylaş
kafa1milyon

kafa1milyon

Meraklı bir kafa. Bilimsel makaleleri, arşiv belgelerini ve saha notlarını okuyup gündelik dile çeviriyor; bilinmeyeni bilinmiyor diye yazmaktan çekinmiyor.