1980'lerin sonunda tarihçi Roger Ekirch, Londra'daki devlet arşivinde 17. yüzyıl mahkeme tutanaklarını okurken tuhaf bir ifadeye takıldı. Yorkshire'lı bir kadın, evine hırsız girdiği geceyi anlatırken "ilk uykumuzdan kalktığımızda" diyordu. Açıklama yoktu, vurgu yoktu; kadın bunu herkesin bildiği bir şeyden söz eder gibi söylüyordu. İlk uyku varsa bir ikincisi de olmalıydı. Ekirch aramaya başladı ve önündeki yirmi yılda mahkeme kayıtlarından günlüklere, tıp kitaplarından dua kitaplarına beş yüzü aşkın belgede aynı ifadeyi buldu.1

Bu yazıda neler var?

İlk uyku, ikinci uyku

Virginia Tech'te ders veren Ekirch'in bulguları 2001'de yayımlandığında tablo netti: sanayi devrimi öncesi Avrupa'da gece, iki ayrı uykudan oluşuyordu.1 İnsanlar hava kararınca yatıyor, gece yarısı civarında kendiliğinden uyanıyor, bir iki saat uyanık kaldıktan sonra sabaha kadar süren ikinci uykuya dalıyordu. Aradaki o uyanıklık dönemi kayıp zaman değildi. Kimisi ocağı karıştırıyor, hayvanlara bakıyor, kimisi dua ediyor ya da gördüğü rüyayı düşünüyordu. Komşuya uğrayanlar bile vardı. 16. yüzyılda yaşamış Fransız hekim Laurent Joubert, çiftlerin en verimli anının "ilk uykudan sonrası" olduğunu yazacak kadar ileri gitmişti.

Üstelik bu yalnızca Avrupa'ya özgü bir alışkanlık da değildi. Ekirch, Nijerya'daki Tiv halkı gibi elektrikten uzak yaşayan topluluklarda da ilk ve ikinci uykunun ayrı adlarla anıldığını aktarır. İzler çok daha eskiye gider: Homeros'un Odysseia'sında ve Vergilius'un Aeneis'inde "ilk uyku" ifadesi geçer. Yani binlerce yıl boyunca insanlığın önemli bir kısmı için gece, tek parça değildi.

Laboratuvar aynı kapıya çıktı

Hikayenin en güzel kısmı, iki araştırmacının birbirinden habersiz aynı sonuca varması. Ekirch arşivlerde eşinirken, psikiyatr Thomas Wehr ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü'nde bambaşka bir soruyu kovalıyordu: elektrik öncesi kış gecelerinde insan uykusu nasıldı? Wehr, gönüllüleri haftalarca günde yalnızca 10 saat ışık gören, 14 saati karanlıkta geçen bir düzene aldı. Birkaç hafta içinde deneklerin uykusu kendiliğinden ikiye bölündü: birkaç saatlik iki simetrik uyku ve arada bir ile üç saat süren sakin bir uyanıklık.2 Kimse onlara bölünmüş uykudan bahsetmemişti; beden, karanlık yeterince uzayınca o eski düzene kendi kendine dönmüştü.

Wehr 1992'de yayımladığı makalede melatonin ölçümlerinin de değiştiğini gösterdi; iç saat, gecenin uzunluğuna göre yeniden ayarlanmıştı. Yıllar sonra Ekirch'in belgeleriyle tanışınca ikili yazışmaya başladı. Wehr'in vardığı yorum bugün de alıntılanır: gece bir süre uyanık kalmak, bozulmuş bir uyku değil, yapay bir dünyada su yüzüne çıkan doğal bir örüntü olabilir.

Sekiz saati kim icat etti?

Peki bugünkü "kesintisiz sekiz saat" ideali nereden geliyor? Ekirch'in izini sürdüğü değişim 19. yüzyılda yaşandı. Gaz lambaları ve ardından elektrik, akşamı kullanılabilir bir zamana çevirdi; insanlar daha geç yatmaya başladı. Fabrika düzeni sabahları sabitledi. Gece kısalınca iki uyku tek parçaya sıkıştı ve bir iki kuşak içinde bölünmüş uykunun hatırası bile silindi. Ekirch bu geçişi on yıllar üzerinden, dönemin gazete ve tıp metinlerinden adım adım izleyebildiğini söyler.1 Yani atalarımızın binlerce yıllık alışkanlığına kıyasla, tek parça uyku iki yüzyıllık bir icat; neredeyse buharlı trenle yaşıt.

Bunun bugüne bakan tarafı şu: gece yarısı uyanıp bir süre dalamamak, her zaman bir hastalık belirtisi değil. Uyku araştırmacılarının bir kısmı, gece uyanıklığından şikayet eden kişilere bu tarihi anlatmanın bile rahatlattığını, çünkü asıl sorunun çoğu zaman uyanmanın kendisi değil, "uyuyamıyorum" paniği olduğunu söylüyor.

Ama bu, az uyku ruhsatı değil

Burada durup bir yanlış anlamayı kesmek gerek. "Uyku zaten esnekmiş" cümlesi, iş dünyasının sevdiği "bana dört saat yeter" övünmesini aklamaz. Wehr'in denekleri iki parçaya bölünse de toplamda sekiz saatten fazla uyuyordu; bölünen şey uykunun kendisiydi, süresi değil. Süre kısalınca hesap değişiyor. On altı ileriye dönük çalışmayı ve 1,3 milyondan fazla katılımcıyı birleştiren bir metaanaliz, kısa uyuyanlarda erken ölüm riskinin 7-8 saat uyuyanlara göre yüzde 12 daha yüksek olduğunu buldu.3 Kronik kısa uyku; kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve obeziteyle de tutarlı biçimde ilişkili. Tarihin söylediği şey uykunun şeklinin esnek olduğu; miktarının pazarlık kabul ettiği değil.

Gece uyanırsan ne yapmalı?

Diyelim ki gece üçte gözlerin açıldı. İlk kural: panik yok. "Yarın mahvoldum" düşüncesi bedeni alarma geçirir ve uyanıklığı uzatır; oysa o uyanma, az önce okuduğun gibi, türümüzün eski bir huyu olabilir. İkinci kural: saate bakma. Saat kontrolü kaçınılmaz bir hesaba dönüşür, "dört saat kaldı, üç buçuk kaldı" sayacı başlar ve stres uykunun dönmesini geciktirir. Telefon daha da kötüsü; hem saat hem parlak ışık hem de haber akışı demek. Üçüncü kural: ışığı loş tut. Kalkman gerekiyorsa göz kamaştırmayan, mümkünse sıcak renkli bir ışık kullan; parlak beyaz ışık iç saate "sabah oldu" sinyali verir. Yatakta dönüp durmak yirmi dakikayı geçtiyse kalk, loş bir yerde sıkıcı ve sakin bir şey yap, uykun gelince dön. Ekirch'in belgelerindeki insanlar da tam olarak bunu yapıyordu; sadece adına uykusuzluk demiyorlardı.

Gece uyanıklığın sürekliyse, gündüzünü bozuyorsa ya da horlama ve nefes durması eşlik ediyorsa bu yazı değil bir hekim gerekir; bölünmüş uyku tarihi, uyku apnesini açıklamaz. Ama arada bir gece yarısı gözlerin açılıyorsa, belki de bozuk bir makine değil, mum ışığında yaşamış dedelerinin torunusundur. Onlar o saate bir isim bile vermişti.

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. Ekirch, A. R. (2001). "Sleep We Have Lost: Pre-industrial Slumber in the British Isles". The American Historical Review, 106(2), 343-386; Ekirch, A. R. (2005). At Day's Close: Night in Times Past. W.W. Norton.
  2. Wehr, T. A. (1992). "In short photoperiods, human sleep is biphasic". Journal of Sleep Research, 1(2), 103-107. doi:10.1111/j.1365-2869.1992.tb00019.x
  3. Cappuccio, F. P., D'Elia, L., Strazzullo, P., Miller, M. A. (2010). "Sleep duration and all-cause mortality: a systematic review and meta-analysis of prospective studies". Sleep, 33(5), 585-592. doi:10.1093/sleep/33.5.585
Kategoriler ve Etiketler
Psikoloji uyku bölünmüş uyku roger ekirch sirkadiyen ritim uykusuzluk
Bu yazıyı paylaş
kafa1milyon

kafa1milyon

Bu sitenin yazarları ve editörleri. Bilimin, tarihin ve gündelik hayatın en meraklı sorularını kovalıyor; her yazıyı birincil kaynaklarından araştırıyor, özenle yazıyor ve dileyen için sesli anlatıyoruz.