Ras Şamra'da, eski Ugarit'in kraliyet sarayında bir kil tablet bulundu. Envanter numarası RS 17.109. İçerik hukuk: Hititçe bir yargılama belgesi. Asıl tuhaflık metnin konusu değil, kalemin izi. Tablet, şehrin yerel alfabesiyle değil, yüzlerce kilometre kuzeydeki Hitit başkenti Hattuşa'nın, yani bugünkü Boğazköy'ün yazım geleneğiyle kazınmış.12
- Ugarit'te yerel alfabe ile imparatorluk çivisi yan yana duruyordu.
- RS 17.109, Hititçe ve Hattuşa duktusuyla yazılmış nadir bir hukuk belgesi.
- Gizem, yerel kâtibin kaprisinden çok imparatorluk bürokrasisinin izi.
- Hititçe Ugarit'te neredeyse hiç okutulmuyordu; bu tablet o yüzden yabancıdır.
Ugarit iki kalemle yaşıyordu
Geç Tunç Çağı'nda Ugarit, Akdeniz'in kuzeydoğu kıyısında zengin bir liman krallığıydı. On dördüncü yüzyılın son çeyreğinden itibaren Hitit İmparatorluğu'na bağlıydı. Ama bağlılık, sokaktaki yazıyı tek tip yapmadı.3
Şehirde iki yazı dünyası yan yana duruyordu. Biri yerel Ugaritçe için geliştirilmiş çivi alfabe: yaklaşık otuz işaret, sesleri takip eden kısa bir sistem. İç yazışmalar, idari listeler, din ve edebiyat çoğunlukla bu kalemle yazıldı. Öteki dünya ise logosillabik Akad çivisiydi: diplomasi, uluslararası mektup ve hukuk dilinin ortak zemini. Hitit kralıyla, Karkamış valisiyle, Mısır'la yazışırken dil çoğu zaman Akadcaydı; çünkü imparatorluklar arası dil buydu.13
Yani soru "neden alfabe kullanılmadı" diye başlarken biraz yanlış kuruluyor. Saray arşivi zaten alfabeyi her işe koşmuyordu. Hukuk ve dış ilişkide Akad çivisi alışılmıştı. RS 17.109'u garip yapan şey, bu alışılmış Akad yolunun da dışına çıkması: metin Hititçe ve yazım, Hattuşa'nın paleografik geleneğini taşıyor.
Neden Boğazköy eli?
Hititoloji, çivi işaretlerinin yalnızca dilini değil, el yazısını da okur. Duktus denen bu el alışkanlığı, hangi scribal okulda yetiştiğini ele verir. Ugarit'te Hititçe metinler zaten enderdir. Bir dilbilim özeti bunu net söyler: Ugarit Hitit egemenliğinde olsa da Hititçe metinler nadirdir; Hatti ve Karkamış ile yazışma Akadça yapılır; Hititçe yazılmış bazı metinlerin saray için Ugaritçeye çevrildiği izleri vardır. Aynı özet, kraliyet sarayında bulunan RS 17.109'u Hattuşa yazısıyla yazılmış bir Hitit hukuk belgesi olarak anar.1
Belge 1970'lerin başında Ugaritica V yayımlarında geçti; Einar von Schuler ve Richard Haase onu Ugarit-Forschungen'de ayrı ayrı ele aldı. Haase'nin başlığı düzdür: Ugarit'ten bir Hitit yargılama belgesi. Yani tablet "yerel kâtip neden Boğazköy harfini seçti" masalı değil; imparatorluk hukukunun kalemiyle yazılmış bir dava kaydıdır.2
Bu ayrım önemli. Yerel alfabe Ugarit'in kendi sesiydi. Boğazköy duktusu ise başkent bürokrasisinin sesiydi. Tablet Ugarit toprağında bulunmuş olabilir; ama eli orada yetişmiş bir Ugaritli kâtibe ait gibi durmaz. Ya Hattuşa'dan gelen bir belgeydi, ya da Hitit scribal geleneğinde yetişmiş biri Ugarit'te o geleneği sürdürdü. İki ihtimal de aynı kapıya çıkar: yazı tercihi kişisel bir şıklık değil, yetki alanı meselesiydi.
İmparatorluk neden kendi dilini dayatmadı?
Burada ikinci bir paradoks var. Ugarit Hitit vassalıydı; ama Hititçe orada neredeyse öğretilmiyordu. Dört dilli sözlük tabletlerinde Hititçe sütun yok. Yani başkentin dili, Ugarit scribal okulunun müfredatına girmemiş görünüyor.1 Güç, her yere kendi dilini yapıştırmıyor. Bazen güç, ortak dili (Akadça) seçiyor; bazen de kendi hukuk belgesini kendi eliyle yazıp vassalın arşivine bırakıyor.
RS 17.109 ikinci türden. Yerel alfabeye çevrilmemiş, yerel hece stiline de uydurulmamış. Belki çeviriye gerek görülmedi; belki belge zaten Hitit yargı mercisine aitti ve Ugarit'te saklanan bir kopyaydı; belki de sarayda Hititçeyi okuyabilen çok az kişi vardı ve tablet o dar çevrenin dosyasıydı. Kesin senaryoyu tablet tek başına söylemiyor. Ama söylediği şey yeterince sert: arşivde "yabancı el" görünce önce ihanet veya rastgele kapris arama; önce bürokrasiyi ara.
Kil tabletler sessizdir. Ama el alışkanlıkları konuşur. bu yazının tek cümlelik özeti
Neyi bilmiyoruz?
Tablet RS 17.109'un kâtibinin adını, hangi odaya konduğunu ve dava sonucunun günlük hayatta nasıl uygulandığını bu yazı tek başına yeniden kurmaz. Paleografi "nerede yetişmiş el" der; "o gün kim ne düşündü" demez. Yine de arşiv gizemi çözülürken abartmaya gerek yok. Gizem, Ugaritli kâtibin bir sabah Boğazköy harfini keyfine seçmesi değil. Gizem, imparatorluğun hukukunun yerel alfabenin yanına, kendi eliyle konmasıdır.
Ugarit'te yerel alfabe vardı. O gün, o belgede, kullanılmadı. Çünkü belge yerel değildi.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Wilfred G. E. Watson / Nicolas Wyatt çevresindeki Ugarit dil durumu özetleri ve ilgili derleme: Ugarit'te Hititçe metinlerin enderliği; Hatti/Karkamış yazışmasının Akadça olması; RS 17.109'un kraliyet sarayında Hattuşa yazısıyla Hitit hukuk belgesi olarak anılması; dört dilli sözlükte Hititçe sütunun yokluğu. Ayrıca Philip J. Boyes, Script and Society: The Social Context of Writing Practices in Late Bronze Age Ugarit (Cambridge/Open Access): Ugarit'te alfabe ile logosillabik Akad çivisinin işlev ayrımı. ↩
- Einar von Schuler, "Eine hethitische Rechtsurkunde aus Ugarit", Ugarit-Forschungen 3 (1971/1972): 223-234 (RS 17.109 = Ugaritica V 769 vd.). Richard Haase, "Eine hethitische Prozessurkunde aus Ugarit - RS 17.109", Ugarit-Forschungen 3 (1971/1972): 71-74. ↩
- Ugarit'in Hitit egemenliği ve çift scribal sistem (Ugaritçe alfabe + Akad diplomasi/hukuk) için standart özet: Handbook of Ugaritic Studies içinde hukuk ve arşiv bölümleri; UNESCO Memory of the World kaydı çerçevesinde Boğazköy/Hattuşa çivi arşivinin imparatorluk bürokrasisindeki yeri. ↩
- Görseller: Louvre AO 27987 (Ugarit hukuk tableti) ve AO 16640 (Baal destanı); Hattuşa Gılgamış tableti VAT 12890 (Neues Museum). Lisans ve kredi figcaption'larda. ↩
Bu yazı eğlence ve genel bilgi amaçlıdır; arkeolojik yorumlar birincil yayına tabidir ve yeni tablet okumaları tabloyu değiştirebilir.


