Salı öğleden sonrası, saat üç buçuk. Toplantı odasındasın; ekranda bütçe tablosu, konuşan kişi üçüncü slayta yeni geçti ve konu seninle uzaktan yakından ilgili değil. Önce harfler bulanıklaşıyor. Sonra ses uzaklaşıyor, sanki koridorun öbür ucundan geliyor. Kalemi daha sıkı tutuyorsun, bacağını sallıyorsun, bir yudum su içiyorsun. Olmuyor. Bir an geliyor ve sen artık o odada değilsin. Çenen göğsüne düştüğünde irkilerek uyanıyor, kimse gördü mü diye etrafına bakıyorsun.

İşin tuhafı, dün gece fena uyumadın. Daha da tuhafı, bu akşam seni gerçekten saran bir işe oturduğunda, yarım kalmış bir projeye ya da yeni bir oyuna, gece yarısını geçene kadar gözünü bile kırpmayacaksın. Bu tabloyu yaşayan biri kendine genellikle iki etiketten birini yapıştırır: tembel ya da saygısız. Oysa bu durumun bir adı var ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, yani DEHB literatüründe epeydir biliniyor: müdahaleci uyku.

Bu yazıda neler var?

"Sinir sistemi bırakıveriyor"

Terimi geniş kitleye tanıtan isim, yetişkin DEHB'si üzerine çalışan Amerikalı psikiyatr William Dodson. Dodson'ın aktardığı çerçeve, otuz yılını bu alana vermiş araştırmacı Paul Wender'in gözlemine dayanıyor: DEHB'li biri yaptığı işle gerçekten ilgilendiği sürece bozukluğun belirtileri neredeyse görünmez oluyor. İlgi koptuğu anda ise sinir sistemi, daha ilginç bir şey aramak üzere o işten çekiliyor. Bazen bu çekilme öyle ani oluyor ki kişiyi olduğu yerde, kalemi elindeyken uyutuyor.1

Bu anlarda kafanın içinde ne olduğunu da biliyoruz. Beyin dalgalarını kaydeden EEG üzerine çalışan Marian Sigurdson'ın gözlemine göre, kayıtlarda uyanıklığın hızlı ritimleri arasına aniden theta dalgaları giriyor; yani normalde uykuda görülen yavaş bir aktivite, uyanık beynin ortasına dalıyor. Sigurdson bunun en bilinen örneği olarak sınıfın arka sırasında "uyuyakalıp" sıradan kayan öğrenciyi verir: o öğrenci muhtemelen yorgunluktan uyumuyor, can sıkıntısı yüzünden bilincini kaybediyordu.1 Bu vakalar bazen "EEG-negatif narkolepsi" gibi kafa karıştırıcı etiketler bile alıyor; çünkü kişi narkolepsi testlerinden temiz çıkıyor ama gün içinde uyuyakalmaya devam ediyor.

Meselenin şakaya gelmeyen bir tarafı da var: direksiyon. Uzun, düz, tekdüze bir yol, bu beyin için dünyanın en tehlikeli sıkıcı toplantısıdır. Fransa'da 36 binden fazla otoyol sürücüsüyle yapılan bir araştırma, DEHB belirtileri yüksek olan sürücülerde hem direksiyon başında uyku halinin hem de kaza riskinin anlamlı ölçüde arttığını gösterdi.2 Toplantıda uyuyakalmak utandırır; Bolu Dağı düzlüğünde uyuyakalmak öldürebilir.

Dikkat ile uyanıklık aynı şaltere bağlı

Peki beyin bunu neden yapıyor? Cevabın bir ucu, beyin sapında toplu iğne başı kadar bir çekirdeğe uzanıyor: locus coeruleus, Türkçesiyle "mavi leke". Bu minicik yapı, beynin ana noradrenalin kaynağı ve iki işi birden yürütüyor. Bir yandan korteksi uyanık tutuyor, öbür yandan önemli uyaranlara dikkat kesilmemizi sağlıyor.3 Yani uyanıklık ile dikkat, ayrı iki musluk değil; aynı borudan besleniyorlar. Boru kısılınca ikisi birden kısılıyor.

Sistemin çalışma şekli bir motora benziyor. Düzgün çalıştığında arka planda sabit tempolu bir rölanti ateşlemesi var; saniyede bir ile üç arasında, epey dar bir aralık. Önemli bir şey olduğunda bu rölantinin üstüne kısa, keskin patlamalar biniyor ve dikkat oraya kilitleniyor. Rölanti çok düşerse beyin uykuya kaymaya başlıyor; çok yükselirse gergin ve dağınık bir hale geçiyor. Araştırmacılar DEHB'deki tabloyu çoğunlukla ilk uca yerleştiriyor: düşük rölanti, teknik adıyla hipoarousal, yani düşük uyarılmışlık.4 Dışarıdan ilginç bir uyaran geldiğinde sistem toparlanıyor; sıkıcı bir işte içeriden gelen destek kesilince motor stop ediyor.

Bu model, yıllardır kulağa tuhaf gelen bir gerçeği de açıklıyor: DEHB'nin standart ilaçları uyarıcıdır. Zaten yerinde duramayan birine uyarıcı vermek ilk bakışta mantıksız görünür. Ama sorun düşük devirde çalışan bir uyanıklık sistemiyse, gaza hafifçe basmak motoru normal aralığa getirir. Hiperaktivitenin kendisi bile bu gözle okunabiliyor: sallanan bacak, tıkırdayan kalem, sandalyeden kalkıp dolaşmalar, beynin kendi kendini uyanık tutma çabası olabilir.

Beyin parça parça uyuyabiliyor

Yakın zamana kadar uyku, ya hep ya hiç sanılırdı: ya uyanıksındır ya uyuyorsundur. 2011'de Nature'da yayımlanan bir çalışma bu varsayımı sarstı. Vyazovskiy ve ekibi, uzun süre uyanık tutulan sıçanların beyinlerinde tuhaf bir şey gördü: hayvan gözü açık dolaşırken korteksteki bazı nöron grupları tek tek "çevrimdışı" kalıyor ve uykuya özgü yavaş dalgalar üretmeye başlıyordu.5 Buna yerel uyku dendi. Hayvan uyanıktı; ama beyninin bazı köşeleri değildi. Ve bu köşeler uyudukça hayvan görevlerde hata yapıyordu.

Aynı olgunun DEHB'deki karşılığı 2026'da ölçüldü. Monash Üniversitesi ile Paris Beyin Enstitüsü'nün ortak çalışmasında, 32 DEHB'li yetişkin ile 31 kontrol katılımcısı uzun ve sıkıcı bir dikkat görevi yaparken beyin aktiviteleri kaydedildi. DEHB grubunda, uyanıkken ortaya çıkan uyku tipi yavaş dalgaların yoğunluğu belirgin biçimde yüksekti. Dahası, bu dalgalar arttıkça dalgınlık hataları, tepki süresindeki oynamalar ve kişinin hissettiği uyku hali de artıyordu. İstatistiksel çözümleme, iki grup arasındaki dikkat farkının önemli bir bölümünü doğrudan bu dalgaların açıkladığını gösterdi.6 Yani "ders sırasında beynimin bir kısmı uyuyor gibi" cümlesi mecaz değil; elektrotlarla ölçülebilen bir durum.

Tembellik diye okunan devre meselesi

Şimdi bu bulguların insan tarafına dönelim. Toplum, masa başında uyuyakalan birini irade üzerinden okur: kendini vermiyor, ciddiye almıyor, gece telefonla oturmuştur. Aynı kişinin sevdiği işte saatlerce, bazen yemek yemeyi unutacak kadar uzun süre çalışabildiğini görenler, bunu "demek ki isteyince yapabiliyormuş" diye aleyhine delil sayar. Devre açısından bakınca tablo tersine döner. İlgi, bu beyinler için bir keyif meselesi değil; uyanıklık sisteminin yakıtı. Yakıt varken motor gayet güzel çalışıyor. Sorun, yakıtın istenince değil, ancak iş gerçekten ilginçken gelmesi.

Bu döngünün gündelik hayattaki görüntüsü de tanıdıktır. Sabah zor uyanan kişi güne kahveyle tutunur; öğleden sonra toplantıda başı düşer, akşam eve gelince açılır, gece "asıl şimdi verimliyim" diye çalışmaya oturur ve ertesi sabah aynı borçla uyanır. Dışarıdan bakan, gece çalışmayı bir tercih sanır. Oysa sıra çoğu zaman terstir: kişi gece kuşu olduğu için gündüz uyukluyor değildir; uyanıklık sistemi gündüzün tekdüzeliğinde ayakta kalamadığı için en verimli saatler, dünyanın sustuğu ve dikkat dağıtıcıların azaldığı geceye kayar. Kahve, enerji içeceği ve şekerli atıştırmalıklar da bu tablonun kendi kendine yazılmış reçeteleridir; o an işe yarar gibi görünür, uyku borcunu büyütür.

Üstüne bir de gece bindiriyor. DEHB'li yetişkinlerde uyku sorunları istisna değil, neredeyse kural. Hollanda'da 3.691 DEHB'li yetişkinle yapılan taramada hastaların yüzde 60'ı en az bir uyku bozukluğu için pozitif çıktı; en sık görüleni de uykunun gece geç saatlere kayması, yani gecikmiş uyku fazıydı.7 Objektif ölçüm kullanan çalışmalarda bu kaymanın DEHB'lilerin yüzde 73 ila 78'inde görüldüğü bildiriliyor.8 Gece ikide uyuyabilen, sabah yedide zorla kalkan bir beyin güne zaten uyku borcuyla başlar. Sıkıcı toplantı, o borcun tahsil edildiği yerdir.

Peki ne yapacaksın?

Bu yazı tanı koymaz; ama şu deseni kendinde ya da yakınında tanıyorsan işine yarayacak birkaç şey var. İlk kural, kendini büyük hedeflerle değil, uyaran seviyesiyle yönetmek. Sıkıcı işte uyanık kalmanın yolu daha çok kahve değil, daha çok hareket: ayağa kalk, su almaya git, pencereyi aç, toplantıda not al ya da karala. Buz gibi bir içecek, keskin aromalı bir sakız, ayakta çalışılan bir masa; hepsi aynı devreye dışarıdan verilen küçük destekler. Kulağa öğrenci taktiği gibi geliyor, ama mekanizmaya bakınca tam da yerinde: içeriden gelmeyen uyarıyı dışarıdan koyuyorsun.

İkincisi, direksiyon konusunda dürüst ol. Uzun ve tekdüze yolda gözünün ağırlaştığını fark ediyorsan bu, iradeyle aşılacak bir şey değil; mola vermek, müzik ve camla oyalanmamak, gerekiyorsa direksiyonu devretmek gerekir. Üçüncüsü, bu tablo hayatını gerçekten zorluyorsa bir uzmana değerlendirme için gitmek. Gündüz uyuyakalmanın başka nedenleri de var; uyku apnesi, narkolepsi, demir eksikliği benzer tablolar yapar. Ama ilgiyle açılıp sıkıntıyla kapanan o keskin desen belirginse, konuşmaya değer.

Sıkıldığın anda kapanan şey iraden değil; dikkat ile uyanıklığı aynı elden yöneten beyin devresinin ta kendisi. bu yazının tek cümlelik özeti

Bir dahaki sefere toplantıda çenesi göğsüne düşen birini gördüğünde, aklına iki ihtimal gelsin. Belki gerçekten dün gece dizi bitirmiştir. Ama belki de karşındaki, sekiz saat uyumuş, kahvesini içmiş, elinden geleni yapmış biridir ve o an beyninin bir köşesinde, kimsenin seçmediği bir şalter sessizce inivermiştir. İkisini dışarıdan ayıramazsın. Ayıramadığın yerde de en ucuz yorum olan tembelliği seçmemek, iyi bir başlangıç.

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. Dodson, W. (2004). "ADHD Sleep Problems: Causes and Tips to Rest Better Tonight!", ADDitude Magazine. Paul Wender'in ilgiye dayalı performans modeli ve Marian Sigurdson'ın theta dalgası gözlemleri bu yazıda aktarılır.
  2. Philip, P., Micoulaud-Franchi, J.A., Lagarde, E., Taillard, J., Canel, A., Sagaspe, P. ve ark. (2015). "Attention deficit hyperactivity disorder symptoms, sleepiness and accidental risk in 36140 regularly registered highway drivers", PLoS ONE, 10: e0138004.
  3. Berridge, C.W. ve Waterhouse, B.D. (2003). "The locus coeruleus–noradrenergic system: modulation of behavioral state and state-dependent cognitive processes", Brain Research Reviews, 42: 33-84.
  4. Howells, F.M., Stein, D.J. ve Russell, V.A. (2012). "Synergistic tonic and phasic activity of the locus coeruleus norepinephrine (LC-NE) arousal system is required for optimal attentional performance", Metabolic Brain Disease, 27: 267-274.
  5. Vyazovskiy, V.V., Olcese, U., Hanlon, E.C., Nir, Y., Cirelli, C. ve Tononi, G. (2011). "Local sleep in awake rats", Nature, 472: 443-447.
  6. Pinggal, E. ve ark. (2026). "Sleep-Like Slow Waves during Wakefulness Mediate Attention and Vigilance Difficulties in Adult Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder", The Journal of Neuroscience. DOI: 10.1523/JNEUROSCI.1694-25.2025.
  7. van der Ham, M., Bijlenga, D. ve ark. (Kooij, J.J.S. dahil) (2024). "Sleep Problems in Adults With ADHD: Prevalences and Their Relationship With Psychiatric Comorbidity", Journal of Attention Disorders, 28(13): 1642-1652.
  8. Bioulac, S. ve ark. (2021). "Does Homeostatic Sleep Pressure Buildup Explain Objective Excessive Daytime Sleepiness in Adults With ADHD? An Exploratory Study", Frontiers in Psychiatry, 12: 586528. Yüzde 73-78 verisi, çalışmada aktarılan objektif ölçümlü araştırmalara dayanır.
Kategoriler ve Etiketler
Psikoloji dehb uyku dikkat beyin nörobilim
Bu yazıyı paylaş
k1

kafa1milyon

Bu sitenin yazarı ve editörü. Teknolojiden müziğe, kültürden gündelik hayata aklına takılan her şeyi yazıyor; bazen de sesli anlatıyor. "Bir kafa, bir milyon fikir."