2000 yılında Atlantik'in ortasında, Atlantis adlı bir sualtı dağının sırtında çalışan bir araştırma gemisi beklemediği bir şey buldu. 750 ila 900 metre derinlikte, okyanus ortası sırtından 15 kilometreden fazla uzakta, beyaz karbonat bacalar yükseliyordu. En büyüğü 60 metreyi buluyordu. Bacalardan 40 ila 90 derece sıcaklıkta, hidrojen ve metan yüklü, sabun gibi bazik bir sıvı sızıyordu.1 Yere Lost City, yani Kayıp Şehir adı verildi.

Yirmi beş yıldır pek çok biyolog yaşamın böyle bir yerde başladığını düşünüyor. Calgary Üniversitesi'nden jeokimyacı Benjamin Tutolo, 28 Ağustos 2026'da PNAS dergisinde yayımlanan makalesinde bu fikrin dayandığı üç varsayımı tek tek sorguladı.2

Bu yazıda neler var?

Bacadaki doğal pil fikri

Bugün yaşayan her hücre enerjisini aynı yoldan üretiyor. Hücre zarının bir yanına proton yığıyor, protonlar zarın öbür yanına geçerken açığa çıkan enerjiyle ATP denen yakıt molekülünü yapıyor. İngiliz biyokimyacı Peter Mitchell bu mekanizmayı 1961'de önerdi ve 1978'de Nobel Kimya Ödülü'nü aldı.3

Alkali baca hipotezi bu mekanizmanın ilk örneğini canlıdan önce kayada arıyor. Bacanın içinden bazik ve hidrojenli sıvı akıyor, dışında ise karbondioksitçe zengin, daha asidik bir okyanus duruyor. İkisini ayıran ince mineral duvarlarda, demir ve nikel sülfürden oluştuğu varsayılan gözeneklerde, kendiliğinden bir proton farkı oluşuyor. Nick Lane, Víctor Sojo ve arkadaşlarının 2016 tarihli derlemesine göre bu farkın büyüklüğü ve yönü, bugünkü bakteri ve arkelerin karbon bağlamak için kullandığı proton farkıyla aynı.4 Glasgow Üniversitesi'nden jeolog Michael Russell fikri Lost City bulunmadan önce, 1990'larda savunuyordu. Lost City bulununca hipotezin okyanus tabanında gözle görülen bir örneği oldu.

Siyah beyaz sualtı fotoğrafı: Lost City'de karanlık zeminden yükselen, pürüzlü yüzeyli beyaz karbonat baca
Lost City'deki karbonat bacalardan biri. Bu baca 9 metreden yüksek; üstündeki beyaz damar, sıvının yeni çöktürdüğü karbonattan oluşuyor. Fotoğraf: National Science Foundation, University of Washington ve Woods Hole Oşinografi Enstitüsü (2001), kamu malı, Wikimedia Commons.

Tutolo'nun üç itirazı

İlk itiraz pil fikrinin kendisine.

Lost City sıvısının pH değeri gemide, oda sıcaklığında ölçüldüğünde 10,1 ile 10,7 arasında çıkıyor. Tutolo'nun da yazarları arasında olduğu 2015 tarihli bir çalışma, en sıcak bacadan, yaklaşık 116 derecelik Beehive kaynağından alınan sıvının yerindeki pH değerini hesapladı ve 8 ile 8,5 buldu.56 Sıcak suda hidroksit iyonlarının bir kısmı sodyumla birleşip çözünmüş halde kalıyor ve ölçüme bazik olarak yansımıyor. Sıvı soğuyunca bu çift çözülüyor, pH yükseliyor. Okyanusun 4 milyar yıl önceki pH değeri için bir model 6,6 tahminini veriyor.7 Kaba hesapla soğutulmuş ölçüme göre bacayla okyanus arasında yaklaşık dört pH birimi, yerindeki değere göre ise iki birimden az fark var. Her birim proton yoğunluğunda on katlık fark demek. Pil, sanıldığından çok daha zayıf.

Yatay çubuk grafik: Lost City sıvısının pH değeri gemide 10,1-10,7, yerinde 8,0-8,5; 4 milyar yıl önceki okyanus için model tahmini 6,6, bugünkü okyanus 8,2
Hipotezdeki proton farkı, okyanusun pH değeriyle bacadan çıkan sıvının pH değeri arasındaki boşluktan doğuyor. Sıcak sıvının yerindeki değeri kullanılınca bu boşluk yarıdan fazla daralıyor. Okyanus için kullanılan değer ölçülmedi, bir modelden hesaplandı. Grafik: kafa1milyon.com.

İkinci itiraz kükürde. Hipotezdeki ince duvarların demir sülfürden yapılması gerekiyor. Oysa Lost City'yi besleyen manto kayası peridotit kükürtçe fakir ve ilk okyanuslarda sülfat da sülfür de çok azdı. Tutolo'ya göre eski Lost City tipi bacalarda sülfür neredeyse hiç bulunmazdı.2 Üçüncüsü hıza dair. Saha ölçümleri ve laboratuvar deneyleri, ilkel hücre zarı ve metabolizma için gereken karmaşık karbon zincirlerinin o sıcaklıklarda ve o sürelerde oluşamayacak kadar yavaş tepkimelerle kurulduğunu gösteriyor. Makale ayrıca eski deniz tabanının farklı jeolojisi yüzünden bu tür bacaların daha sığ, daha kısa ömürlü ve daha dağınık olacağını savunuyor.

Bilim yazıları e-postana gelsin mi?
Haftada bir, böyle yazıları tek e-postada gönderiyoruz. Reklam yok, istediğin an tek tıkla ayrılırsın.

Hipotezin savunucuları

Alkali baca fikri ilk kez eleştirilmiyor. Biyokimyacı Baz Jackson 2016'da doğal pH farklarının yaşamın başlangıcında rol oynamış olmasının pek olası olmadığını yazmıştı. Nick Lane bir yıl sonra yayımladığı karşı yazıda Jackson'ın literatürde yazanı değil, kendi yorumunu eleştirdiğini söyledi ve proton farkının bugünkü canlılarda genetik kod kadar evrensel olduğunu hatırlattı.8 Tutolo'nun makalesine yayımlanmış bir yanıta henüz rastlanmadı.

Tutolo da bacaları tamamen dışarıda bırakmıyor. Yazdığı şey, bugünkü haliyle hipotezin Lost City'nin bilinen kimyasıyla uyuşmadığı. Bir röportajda çocuklarına okuduğu bir kitapta bile yaşamın bu bacalarda başladığının yazdığını anlattı.

Darwin'in gölü yeniden gündemde

Charles Darwin 1 Şubat 1871'de botanikçi Joseph Hooker'a yazdığı mektupta yaşamın amonyak ve fosfor tuzları içeren sıcak, küçük bir gölcükte başlamış olabileceğini düşündüğünü yazdı.9 Fikir o günden beri farklı biçimlerde savunuluyor; Tutolo da kendi tahminini buradan yana koyuyor.

Bu fikrin en büyük engeli fosfattı. DNA ve RNA'nın, hücre zarının ve ATP'nin yapısında fosfat var. Laboratuvarda yaşamın yapı taşlarını üreten deneyler molar düzeyde fosfat kullanıyor, doğadaki sular ise genellikle bunun binde biri kadarını bile taşımıyor; fosfat kalsiyumla birleşip çöküyor. Jonathan Toner ve David Catling 2020'de bu çelişkiye karbonatça zengin gölleri önerdi. Bu göllerde kalsiyum karbonat minerallerine bağlandığı için fosfat suda kalıyor. Hesaplarına göre dışarıdan su almayan ve buharlaşan bir gölde fosfat yoğunluğu 1 molalin üstüne çıkabiliyor.10

Burdur'daki Salda Gölü: turkuaz su, önünde geniş beyaz kumsal ve kumsalda yürüyen insanlar, arkada tepeler
Burdur'daki Salda Gölü bazik ve magnezyum karbonatça zengin bir göl. Kıyıdaki beyaz kum, hidromanyezit adlı bir karbonat mineralinden oluşuyor ve araştırmacılar gölü Mars için benzer ortam olarak inceliyor. Fotoğraf: Nedim Ardoğa, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.

Göl senaryosunun da açıkları var. Tutolo bunları kabul ediyor ama RNA, protein ve yağ moleküllerine giden kimyanın buharlaşan göllerde tamamlanabildiğini gösteren deneylere dayanıyor. Tartışmanın Dünya dışında da sonucu var. Europa ve Enceladus gibi buzlu uydularda yaşam ihtimali büyük ölçüde okyanus tabanındaki bacalara bağlanıyordu. Tutolo bu yüzden başka dünyalarda yaşam konusunda daha karamsar olunması gerektiğini söylüyor; buharlaşan gölleri olan gezegen ve uyduları ise ayrı tutuyor. NASA'nın Ekim 2024'te fırlatılan Europa Clipper aracı Nisan 2030'da Jüpiter'e varacak ve Europa'nın buz kabuğu altındaki okyanusun kimyasını uzaktan ölçecek.

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. Deborah S. Kelley, Jeffrey A. Karson, Gretchen L. Früh-Green ve ark. (2005). "A serpentinite-hosted ecosystem: the Lost City hydrothermal field", Science 307(5714): 1428-1434. doi:10.1126/science.1102556. İlk bildirim: D. S. Kelley ve ark. (2001), Nature 412: 145-149. ↩
  2. Benjamin M. Tutolo (2026). "Rethinking the origin of life at seafloor hydrothermal vents", PNAS 123(36): e2613108123, 28 Ağustos 2026. doi:10.1073/pnas.2613108123 ↩
  3. Peter Mitchell (1961). "Coupling of phosphorylation to electron and hydrogen transfer by a chemi-osmotic type of mechanism", Nature 191: 144-148. doi:10.1038/191144a0 ↩
  4. Víctor Sojo, Barry Herschy, Alexandra Whicher, Eloi Camprubí, Nick Lane (2016). "The origin of life in alkaline hydrothermal vents", Astrobiology 16(2): 181-197. doi:10.1089/ast.2015.1406 ↩
  5. William E. Seyfried Jr., Nicholas J. Pester, Benjamin M. Tutolo, Kang Ding (2015). "The Lost City hydrothermal system: constraints imposed by vent fluid chemistry and reaction path models on subseafloor heat and mass transfer processes", Geochimica et Cosmochimica Acta 163: 59-79. doi:10.1016/j.gca.2015.04.040 ↩
  6. Susan Q. Lang, William J. Brazelton (2020). "Habitability of the marine serpentinite subsurface: a case study of the Lost City hydrothermal field", Philosophical Transactions of the Royal Society A 378: 20180429. doi:10.1098/rsta.2018.0429 ↩
  7. Joshua Krissansen-Totton, Giada N. Arney, David C. Catling (2018). "Constraining the climate and ocean pH of the early Earth with a geological carbon cycle model", PNAS 115(16): 4105-4110. doi:10.1073/pnas.1721296115 ↩
  8. Nick Lane (2017). "Proton gradients at the origin of life", BioEssays 39: 1600217. doi:10.1002/bies.201600217. Eleştiri: J. Baz Jackson (2016), Journal of Molecular Evolution 83: 1-11. ↩
  9. Charles Darwin'den Joseph Dalton Hooker'a mektup, 1 Şubat 1871. Darwin Correspondence Project, mektup no. 7471. darwinproject.ac.uk ↩
  10. Jonathan D. Toner, David C. Catling (2020). "A carbonate-rich lake solution to the phosphate problem of the origin of life", PNAS 117(2): 883-888. doi:10.1073/pnas.1916109117 ↩
  11. Salda Gölü için: Yağmur Güneş, Fatih Şekerci, Burak Avcı, Thijs J. G. Ettema, Nurgül Balcı (2024). "Morphological and microbial diversity of hydromagnesite microbialites in Lake Salda: a Mars analog alkaline lake", Geobiology 22(5). doi:10.1111/gbi.12619. Görseller: kapak, Lost City karbonat yapısı, NOAA (2005), kamu malı; baca, NSF/UW/WHOI (2001), kamu malı; Salda Gölü, Nedim Ardoğa, CC BY-SA 4.0. Üçü de Wikimedia Commons. ↩
Kategoriler ve Etiketler
Bilim yaşamın kökeni hidrotermal baca lost city astrobiyoloji jeokimya evrim
Bu yazıyı paylaş
kafa1milyon

kafa1milyon

Meraklı bir kafa. Bilimsel makaleleri, arşiv belgelerini ve saha notlarını okuyup gündelik dile çeviriyor; bilinmeyeni bilinmiyor diye yazmaktan çekinmiyor.