1979'da İsveçli genç bir bilim tarihçisi, Thomas Söderqvist, bir toplantıdan döndükten sonra günlüğüne kendinden yakınan bir sayfa yazdı. Konuşmacılara soru sormadan duramıyordu. Salonda yüz kişi olsa da, soru için iki kişilik zaman kalsa da elini kaldırıyor, kalbi çarparken söz alıyor, sonra bu dürtüye engel olamadığı için utanıyordu. Yaklaşık kırk yıl sonra, Kopenhag Üniversitesi'nden emekli bir tıp tarihi profesörü olarak bu sayfayı anılarını yayımladığı Facebook dizisine koydu ve okurlarına aynı şeyi yaşayan var mı diye sordu. Altına 90 yorum geldi.1
Aynı akşam özgün günlüğü açtı. Alıntıyı kopyalarken beş kelimeyi üç noktayla atlamıştı. Atlanan kısım, "Arholma'daki Harry Belafonte ile karşılaştır" diyen kısa bir nottu. Söderqvist bunun ne demek olduğunu hemen hatırladı. 11 yaşındayken Stockholm'ün kuzeyindeki Arholma adasında bir pansiyonda, yetişkinlerle dolu bir odada Belafonte'nin "Banana Boat Song" şarkısını söylemeye başlamış, birkaç dizeden sonra büyük amcası odaya dönüp yüksek sesle "Biri şu çocuğu susturamaz mı?" demişti. Daha tuhafı da vardı. Bu iki anıyı birbirine bağlayan bir bölümü yıllar önce kendisi yazmıştı. Aynı konuya ikinci kez geldiğinde bağlantıyı tümüyle unutmuş, ipucunu da kendi alıntısından budamıştı.1
- Emekli bir bilim tarihçisinin hayatını neden 300-500 kelimelik bölümler hâlinde yayımladığı ve okurlarının neleri düzelttiği.
- 1932'de Cambridge'de tekrar tekrar yazdırılan bir masalın ayrıntılarına zamanla ne olduğu.
- Aynı olayı konuşan tanıkların yüzde kaçının, hiç görmediği bir ayrıntıyı kendi anısı gibi anlattığı.
- Paylaşılan olayların bir deneyde daha iyi, öbüründe daha kötü hatırlanmasının nedeni.
Yaklaşık 2.000 bölüm, 16 sezon
Söderqvist Haziran 2015'te, Medical Museion müdürlüğünden ayrıldıktan bir ay sonra, hayatına geriye dönüp bakacağını Facebook'ta duyurdu. Kasım 2016'da emekli oldu.2 Ofisinden kutularla taşıdığı müsveddeleri, mektupları, ders notlarını, eski günlükleri ve üniversite sunucusundan indirdiği on binlerce e-postayı evinin bodrumunda kurduğu arşiv odasında üç yıl boyunca yıl yıl okudu.
Yazmaya geçtiğinde örnek olarak 19. yüzyılın tefrika romanlarını değil, televizyon dizilerini aldı. Her bölüm 300 ile 500 kelime arasında, tek başına okunabilen bir sahne. Bölümler çocukluktan bugüne uzanan 16 sezona ayrılıyor. Haftada üç dört bölüm çıkıyor ve toplam gönderi sayısı 2.000'e yaklaştı. Takipçi sayısı 1.000'i geçiyor; yorumların çoğu 100 kadar düzenli okurdan geliyor.1
Okurlar yalnızca beğeni bırakmıyor. Söderqvist 1970'lerin ortasında Kopenhag'da birlikte yaşadığı Lone'dan ayrılışını, onun diyabetine bağladığı ruh hâli değişimleriyle anlatmıştı. Lone 40'lı yaşlarının başında, büyük olasılıkla yalnız ölmüştü; Söderqvist bunu yıllar sonra nüfus kayıtlarından öğrendi. Lone'u tanıyan eski bir komşu, Eva, yorumlarda onun çok daha dolu bir portresini çizdi. Barbro adlı bir okur da insanların kendi kişiliğini tam böyle anlattığını, oysa kendisinde diyabet olmadığını yazdı. Söderqvist, hastalıkla kişiliği karıştırıp kendi ayrılışını hafiflettiğini kabul etti.1
Her hatırlayışta yeniden kurulan anı
Bir anının anlatıldıkça değiştiğini ölçen ilk deneylerden biri Cambridge'de yapıldı. Psikolog Frederic Bartlett, katılımcılarına Kuzey Amerika yerlilerinden derlenmiş "Hayaletlerin Savaşı" adlı kısa bir masalı iki kez okuttu ve 15 dakika sonra ezberden yazdırdı. Aynı kişiler masalı haftalar, aylar, bazıları yıllar sonra yeniden yazdı.3
Masal her yazımda biraz daha kısaldı ve biraz daha tanıdık hâle geldi. Fok avı balık tutmaya, kanolar teknelere dönüştü. Egulac gibi yabancı yer adları önce bozuldu, sonra metinden tamamen düştü. Anlamı kavranamayan doğaüstü ayrıntılar ya silindi ya da akla yatkın bir açıklamayla değiştirildi. Bartlett bu sonuçları 1932'de Remembering (Hatırlamak) kitabında yayımladı ve hatırlamayı, kaydedilmiş bir kopyayı okumaktan çok parçalardan yeniden kurmaya benzetti. 1999'da St. Louis'teki Washington Üniversitesi'nden Erik Bergman ile Henry Roediger deneyi aynı masalla tekrarladı. Katılımcılar masalı bir hafta ve altı ay sonra yeniden yazdı; süre uzadıkça unutulan kısım büyüdü, çarpıtılan ayrıntıların payı da arttı.3
Bu yeniden kurmanın biyolojik bir karşılığı da bulundu. 2000'de New York Üniversitesi'nden Karim Nader, Glenn Schafe ve Joseph LeDoux, bir sesi elektrik şokuyla eşleştirmeyi öğrenmiş sıçanlara ertesi gün sesi yeniden dinletti ve hemen ardından beyindeki amigdala bölgesine protein üretimini durduran bir ilaç verdi. Bu sıçanlar sese artık korkuyla tepki vermedi. Sesi yeniden duymadan aynı ilacı alan sıçanların korkusu ise yerinde kaldı. Ekip, geri çağrılan bir anının yeniden saklanabilmesi için yeni protein üretimine ihtiyaç duyduğunu gösterdi ve bu aşamaya yeniden pekiştirme adını verdi.4 Deney sıçanlarla yapıldı. İnsanda hangi anının, hangi koşulda ve ne kadar değiştiği hâlâ araştırılıyor.
Başkasının cümlesi anıya nasıl karışıyor
Söderqvist her bölümü yazdığında bir anıyı yeniden çağırıyor, aynı öğleden sonra da yorumlar gelmeye başlıyor. Başkalarının söylediğinin anıya ne kadar kolay karıştığını 2003'te Aberdeen Üniversitesi'nden Fiona Gabbert, Amina Memon ve Kevin Allan ölçtü. 60'ı genç, 60'ı 60 ile 80 yaş arasında 120 kişiye bir buçuk dakikalık sessiz bir film izlettiler. Filmde genç bir kadın ödünç aldığı kitabı geri getirmek için boş bir ofise giriyordu. Film iki ayrı açıdan çekilmişti. Bir açıdan kitabın adı okunabiliyordu; öbür açıdan kadının bir cüzdandan 10 sterlin alıp cebine koyduğu görülüyordu. İkililer aynı filmi izlediklerini sanıyordu. Bir gruptaki ikililer olayı birlikte konuşarak not çıkardı, öbür gruptakiler tek başına düşündü. 45 dakika sonra herkes ayrı ayrı sorgulandı.5
Tek başına düşünen 60 kişiden hiçbiri görmediği bir ayrıntıyı anlatmadı. Konuşan 60 kişiden 43'ü, yani yüzde 71'i, yalnızca eşinden duyduğu en az bir ayrıntıyı kendi gördüğü gibi yazdı. Hırsızlığı görmeyenlerin yüzde 60'ı da konuşmadan sonra kadını suçlu saydı.5
Konuşma bazı ayrıntıları da sildirebiliyor. New School'dan Alexandru Cuc, Jonathan Koppel ve William Hirst 2007'de, birinin bir olayı seçerek anlatmasını dinleyen kişinin, anlatıcının atladığı ilgili ayrıntıları daha çok unuttuğunu gösterdi. Etki dinleyici anlatılanın doğruluğunu takip ederken çıkıyordu; yalnızca yüzeysel özelliklere dikkat eden dinleyicide görülmedi.6
Paylaşınca daha iyi mi hatırlanıyor
Princeton Üniversitesi'nden Diana Tamir'in ekibi 2018'de yayımlanan üç deneyde katılımcılara bir TED konuşması izletti ya da Stanford Üniversitesi'ndeki Memorial Church'ü tek başına gezdirdi. Kilise turunda bir grup kendisi için fotoğraf çekti, bir grup Facebook'ta paylaşmak için çekti, bir grup hiç çekmedi. Üç deneyde de deneyim sırasında medya kullanmayanlar, yaklaşık bir hafta sonraki habersiz testte gördüklerini daha iyi hatırladı.7
Cornell Üniversitesi'nden Qi Wang, Dasom Lee ve Yubo Hou ise üniversite öğrencilerine bir hafta günlük tutturdu ve her gün yaşadıkları olaylardan hangilerini internette paylaştıklarını sordu. Günlük bittiğinde yapılan habersiz testte de, bir hafta sonraki ikinci testte de paylaşılan olaylar paylaşılmayanlardan daha çok hatırlandı.8 İki sonuç birbiriyle çelişmiyor. Tamir'in katılımcıları deneyimi yaşarken telefonla uğraşıyordu, Wang'ın katılımcıları ise olay bittikten sonra onu seçip anlatıyordu. Söderqvist'in yaptığı ikinci türe giriyor, üstelik olayların üzerinden on yıllar geçmiş durumda.
Onu Gabbert'in tanıklarından ayıran şey elindeki kâğıtlar. Bir okurun düzeltmesini 1970'lerin mektuplarıyla, takvimleriyle, günlükleriyle karşılaştırabiliyor. Belafonte bağlantısını da bir yorum ortaya çıkarmadı; Söderqvist'in özgün günlüğe geri dönmesi çıkardı. Okurların değiştirdiği çoğu zaman olgunun kendisinden çok onun yorumu oldu. Söderqvist, Lone'a ölürken yanında olacağına ve mezarına papatya dikeceğine söz vermişti. Mezarı bulamadığı için bir okuru, Carolina, papatyaları güzel bulduğu herhangi bir yere dikmesini önerdi. Söderqvist Ekim 2026'da yayımlanan yazısında papatyaları hâlâ dikmediğini yazıyor.1
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Thomas Söderqvist (2026). "What I have learned from posting episodes of my life on Facebook", 5 Ekim 2026. Yazarın projesini, okur yorumlarını ve 1979 günlüğünü anlattığı deneme. yazarın denemesi ↩
- Thomas Söderqvist, "Project history" ve "About me", kişisel proje sitesi Emeritus (canities.dk); Haziran 2015 duyurusu ve Kasım 2016 emekliliği. canities.dk ↩
- Frederic C. Bartlett (1932). Remembering: A Study in Experimental and Social Psychology, Cambridge University Press. Tekrar deneyi: Erik T. Bergman, Henry L. Roediger (1999). "Can Bartlett's repeated reproduction experiments be replicated?", Memory & Cognition 27(6): 937-947. psychnet.wustl.edu ↩
- Karim Nader, Glenn E. Schafe, Joseph E. LeDoux (2000). "Fear memories require protein synthesis in the amygdala for reconsolidation after retrieval", Nature 406: 722-726. doi:10.1038/35021052 ↩
- Fiona Gabbert, Amina Memon, Kevin Allan (2003). "Memory conformity: Can eyewitnesses influence each other's memories for an event?", Applied Cognitive Psychology 17(5): 533-543. doi:10.1002/acp.885 ↩
- Alexandru Cuc, Jonathan Koppel, William Hirst (2007). "Silence is not golden: A case for socially shared retrieval-induced forgetting", Psychological Science 18(8): 727-733. doi:10.1111/j.1467-9280.2007.01967.x ↩
- Diana I. Tamir, Emma M. Templeton, Adrian F. Ward, Jamil Zaki (2018). "Media usage diminishes memory for experiences", Journal of Experimental Social Psychology 76: 161-168. doi:10.1016/j.jesp.2018.01.006 ↩
- Qi Wang, Dasom Lee, Yubo Hou (2017). "Externalising the autobiographical self: sharing personal memories online facilitated memory retention", Memory 25(6): 772-776. doi:10.1080/09658211.2016.1221115 ↩
- Görseller: kapak ve tanık grafiği kafa1milyon.com; Arild Vågen, "Arholma July 2019 01", CC BY-SA 4.0; Bassano Ltd, "Frederic Bartlett in 1948", kamu malı. Fotoğraflar Wikimedia Commons. commons.wikimedia.org ↩


