Floransa'nın tepesinde, yeşil-beyaz mermer bir cephe var: San Miniato al Monte. Turist fotoğrafı gibi durur; Brian De Palma'nın Obsession (1976) filminde ise bir yara izidir. New Orleanslı iş adamı Michael Courtland, karısı Elizabeth'le ilk kez bu kilisede tanışmıştır. Yıllar sonra, karısı ve kızının kaçırılıp ölümünden sonra aynı cepheye döner. Orada Elizabeth'in yüzünü taşıyan bir kadın görür. Film o andan itibaren tek bir soruya kilitlenir: yas mı seyrediyorsun, yoksa bir insanı yeniden üretme arzusunu mu?

Bu yazı spoiler taşır. Çünkü Obsession'ın karanlığı, olay örgüsünün içinde saklıdır; yalnızca atmosferde değil.

Bu yazıda neler var?

Vertigo'nun gölgesinde bir yeniden çekim

De Palma ile senarist Paul Schrader, Los Angeles County Museum of Art'ta Hitchcock'un uzun süre dolaşımdan çekilmiş Vertigo (1958) filmini birlikte izlemiş. İkisi de aynı çekirdeğe takılmış: bir adam, kaybettiği kadını başka bir kadında yeniden biçimlemeye çalışır. Schrader'ın ilk senaryo adı Déjà Vu idi; De Palma bunu kısaltıp Obsession adıyla çekti.1

Hitchcock'ta takıntı, baş dönmesi ve görsel labirentlerle gelir. De Palma'da ise suçluluk daha ağır basar. Courtland, fidye yerine sahte para vermeyi kabul ettiği için ailesinin ölümünü kendi üzerine alır. Anıt mezar yaptırır; o anıt, Floransa kilisesinin New Orleans kopyasıdır. Yani film daha baştan diyor ki: bu adam geçmişi mekâna mühürlemiş, şimdi o mühürü canlı bir bedene taşımak istiyor.

Floransa'daki San Miniato al Monte bazilikasının yeşil-beyaz mermer cephesi
San Miniato al Monte: filmde Courtland'ın karısıyla ilk buluştuğu ve yıllar sonra aynı yüzü yeniden gördüğü yer. Fotoğraf: Wikimedia Commons

Schrader'ın uzun senaryosu, De Palma'nın bıçağı

Schrader'ın orijinal metni üç perdeliydi ve filmin bittiği yerden sonra, 1985'e uzanan bir gelecek bölümü vardı. De Palma bunu fazla karmaşık buldu; besteci Bernard Herrmann da aynı fikirdeydi. Senaryo kısaldı. Schrader yıllarca kırgın kaldı; Arrow Video'nun Blu-ray'sinde tam metin ancak 2011'de okura açıldı.1

Kısaltma, filmi daha sıkı bir melodrama çevirdi. Ama asıl sansür başka yerden geldi. Columbia Pictures, senaryodaki ensest çağrışımından rahatsız oldu. Montajda düğün ve sonrası sahnelerine eriyişler ve "rüya" dalgalanmaları eklendi; böylece ilişki fiilen yaşanmış gibi değil, Courtland'ın arzusunun projeksiyonu gibi okunacaktı. Editör Paul Hirsch'in önerisiydi: romantik gizeme ensesti sürüklememek.2

İşte filmin karanlık yüzü burada netleşir. Takıntı yalnızca "benzer yüz"e aşık olmak değildir. Kaybettiğin kişiyi, hatta zamanı geri alma isteği, ahlaki bir uçuruma kadar gidebilir. Stüdyo o uçurumu sisle örttü; izleyici yine de hisseder.

Bilgi grafiği: 1958 Vertigo, 1976 Obsession ve Bernard Herrmann müziği arasındaki bağ
Aynı saplantı, iki film, bir besteci. Obsession, Vertigo'ya öykünürken kendi suçluluk ve kopya temasını ekler

Herrmann'ın son büyük skoru

Vilmos Zsigmond'un görüntüleri filmi nemli, yavaş ve ağır çeker; ama duygusal baskıyı taşıyan çoğu zaman müziktir. Bernard Herrmann, Hitchcock'un Vertigo ve Psycho skorlarının bestecisidir. Obsession için yazdığı müzik, kariyerinin en güçlü işlerinden sayılır; ölümünden sonra Oscar adaylığı aldı. Aynı dönemde Scorsese'nin Taxi Driver skorunu da bitirmişti; Obsession'ı kendi müzik kariyerinin zirvesi olarak gördüğü aktarılır.3

Bu tesadüf değil. Takıntı filmleri, görüntüden çok tekrar eden ezgiyle çalışır: aynı motif döner, aynı yüz döner, aynı hata döner. Herrmann o döngüyü duyulur kılar. De Palma'nın kamerası dönerken orkestra da aynı dairede yürür.

Yönetmen Brian De Palma, 2009 Toronto Film Festivali
Brian De Palma, 2009. Obsession'ı Vertigo'ya saygı ve kendi suçluluk temasıyla kurdu. Fotoğraf: gdcgraphics, CC BY-SA 2.0

Takıntı sinemasının ortak mekaniği

1976 yazında Columbia filmi "köpek günleri" diye bilinen düşük seyirci sezonunda çıkardı. Yine de kiralama geliri yaklaşık 4,5 milyon dolara ulaştı; De Palma'nın ilk ciddi gişe başarısı oldu. Eleştiriler karışıktı. Roger Ebert abartılı melodramı sevdiğini yazdı; Pauline Kael ise kameranın boşlukta döndüğünü söyledi. Vincent Canby, filmin Vertigo olmadığını sertçe not düştü. Yıllar içinde itibar toparlandı; bugün Rotten Tomatoes örnekleminde olumlu oran yüzde yetmişlerin üzerinde.4

Peki bu film neden hâlâ anlatılır? Çünkü takıntı sinemasının formülünü çıplak bırakır. Adam bir yüzü sever sanır; aslında kontrol etmek istediği bir hatıradır. Kadın (Geneviève Bujold'un çifte rolü) hem nesne hem özne olur: başkasının fantezisine sığdırılmaya çalışılırken kendi gerçeği sızar. John Lithgow'un iş ortağı karakteri ise takıntıyı besleyen üçüncü güçtür: para, yalan, sahneleme.

Takıntı filmlerinde sevgi çoğu zaman sevgi değildir; kaybı geri alma emridir. bu yazının tek cümlelik özeti

Vertigo, Obsession, daha sonra Mulholland Drive ya da bazı modern psikolojik gerilimlerin ortak noktası budur: kamera, âşık olanı değil, biçimleyenı izler. Floransa'daki o mermer cephe bu yüzden filmde tekrar tekrar döner. Taş sabittir; insan yüzü kopyalanabilir sanılır. De Palma'nın karanlık şakası da oradadır: kopya, aslı geri getirmez. Yalnızca suçluluğu büyütür.

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. Brian De Palma / Paul Schrader: Vertigo izlemesi ve Déjà Vu senaryosu; De Palma'nın kısaltması ve Schrader'ın tepkisi. Özet: Wikipedia, "Obsession (1976 film)"; Brad Stevens, Arrow Blu-ray denemesi (2011).
  2. Columbia'nın ensest temasından duyduğu rahatsızlık; düğün sahnelerine rüya/eriyiş eklenmesi. Editör Paul Hirsch'in önerisi: Wikipedia ve dönem yapım notları (Fentum, "The Making of Obsession").
  3. Bernard Herrmann skoru, ölümünden sonra Oscar adaylığı; Obsession'ı müzik kariyerinin en iyisi sayması. Ayrıca Vilmos Zsigmond görüntü yönetmenliği. TCM / Wikipedia özetleri.
  4. Gişe: yaklaşık 4,5 milyon dolar kiralama geliri. Roger Ebert, Pauline Kael, Vincent Canby dönem eleştirileri; sonraki itibar toparlanması için Rotten Tomatoes derlemesi (örneklem ~30 eleştiri).
Kategoriler ve Etiketler
Kültür sinema obsession de palma hitchcock takıntı film tarihi
Bu yazıyı paylaş
kafa1milyon

kafa1milyon

Meraklı bir kafa. Bilimsel makaleleri, arşiv belgelerini ve saha notlarını okuyup gündelik dile çeviriyor; bilinmeyeni bilinmiyor diye yazmaktan çekinmiyor.