Sheffield'ta çatal, bıçak ve silah aynı şehirden çıkıyordu. 1912 civarında küçük bir silah üreticisi Brown-Firth laboratuvarına gitti: namlular ateşten ve gazdan çok çabuk aşınıyordu. Baş araştırmacı Harry Brearley'den istenen şey paslanmayan bir mutfak çeliği değildi. Daha yüksek sıcaklığa dayanan, erozyona direnen bir namlu alaşımıydı.1
- Brearley'nin asıl görevinin pası değil, namlu aşınmasını çözmek olduğu.
- 13 Ağustos 1913 dökümünün krom oranının neden 'pas tutmaz' çıktığı.
- Hurdalık efsanesinin nerede kırıldığı ve gerçek keşif anının ne olduğu.
- Ernest Stuart'ın 'stainless steel' adını nasıl koyduğu ve çatalın buraya bağlanması.
Namluyu kurtarmak için krom
Brearley 1871'de Sheffield'ta doğmuş, laboratuvara çıraklıkla girmiş bir metalürjistti. Sekiz kardeşten biriydi; Wicker semtinde yoksul bir çocukluk geçirmişti. Otuzlu yaşlarında pratik metal sorunlarını çözen biri olarak tanınıyordu. Kromlu çeliklerin erime noktasının daha yüksek olduğunu biliyordu; yüzde 6 ile 15 arasında krom, değişen karbon miktarlarıyla denemeler yaptı. Amacı mikroskopla bakılacak bir metalografi örneği üretmekti. Bunun için numuneyi nitrik asitle dağlamak, yani yüzeyi biraz eritip tane yapısını görünür kılmak zorundaydı.2
13 Ağustos 1913'te (bazı Amerikan kayıtlarında 20 Ağustos geçer) yüzde 12,8 krom ve yüzde 0,24 karbon içeren bir döküm yaptı. Asit bu kez işe yaramadı. Numune çözülmedi. Brearley'nin dikkati o anda aşınmadan korozyona kaydı: limon suyu ve sirke de aynı direnci gösteriyordu. Silah için aranan şey, yanlışlıkla mutfak için bulunmuştu.1
Hurdalık efsanesi
Sonradan anlatılan masal şöyleydi: Brearley kötü numuneleri hurdalığa atmış, haftalar sonra yalnızca birinin pas tutmadığını fark etmişti. Bu, Fleming'in küf tabağına benzer bir 'tesadüf' hikâyesidir ve Sheffield arşivleri ile İngiliz Paslanmaz Çelik Derneği bunu masal diye işaretler. Gerçek keşif anı daha laboratuvarlıdır: asit dağlama başarısız olunca direnç ölçülmüş, sonra gıda asitleriyle tekrar denenmiştir.2
Masalın tutmasının sebebi anlaşılır. 'Laboratuvarda asit tutmadı' cümlesi kuru gelir; 'çöplükte parlayan çelik' ise film sahnesidir. Ama senin masandaki çatal, hurda romantizmine değil, kromun yüzeyde ince bir oksit film kurmasına borçludur. O film çizilse bile oksijenle yeniden oluşur. Bu yüzden 'paslanmaz' mutlak bir sihir değil, sürekli kendini onaran bir yüzey kimyasıdır. Bulaşık makinesinin sertliği, tuz ve asitli soslar bu filmi zorlar; yine de sıradan karbon çeliğe göre dünyalar kadar yavaş bozulur.
Bir de zaman ölçeği var. Demir ve çelik binlerce yıldır biliniyordu; kromun çeliğe katılması on dokuzuncu yüzyılda laboratuvarlara girmişti. Asıl gecikme 'element yoktu' değil, 'doğru oranı, doğru karbonla, doğru uygulamaya kim bağladı' meselesiydi. Brearley'nin 1913 dökümü bu bağı kurdu: önce silah sorunu, sonra sirke testi, sonra isim, sonra çekmece. Zincir kopuk halkaları birleştirdi.
İsim ve çatal
Brearley buluşuna önce 'rustless steel', yani pas tutmayan çelik demişti. İşverenleri silah tarafında hevesli değildi. O da numuneyi yerel bıçakçı R. F. Mosley'ye götürdü. Orada Ernest Stuart malzemeyi sirkeyle sınadı, bıçak sertleştirmesini üç haftada oturttu ve daha akılda kalan adı koydu: stainless steel. Sheffield zaten yüzyıllardır çatal-bıçak şehriydi; gümüş veya nikel kaplama olmayan, ovuşturulmadan parlayan ucuz çelik, burjuva masasını değil herkesin çekmecesini değiştirdi.3
Brearley tek mucit de değildi. Ondan önce krom-çelik alaşımları üstünde çalışan başka metalürjistler vardı; sonra laboratuvarın devamcısı W. H. Hatfield bugün hâlâ mutfakta gördüğün 18/8 (yüzde 18 krom, yüzde 8 nikel) ailesini geliştirdi. Brearley'nin payı, direnci fark edip onu silahtan sofraya taşımak ve ismin tutmasını sağlamaktı. 1920'de Iron and Steel Institute ona Bessemer Altın Madalyası verdi.1
Masadaki laboratuvar
Bugün bulaşık makinesinden çıkan kaşık, 1913'teki namlu sorununa verilen yanlış cevabın doğru ürünüdür. Sen 'paslanmaz' deyince hijyen ve parlaklık düşünürsün; Brearley ise önce barut gazının metal yemesini düşünüyordu. Bilim tarihinin bu tür kazaları sık çıkar: soru bir yerden gelir, cevap başka bir hayatı değiştirir. Antibiyotikten yapışkan nota kâğıdına kadar uzun bir liste vardır; paslanmaz çelik o listenin en sessiz, en her yerde olan üyelerinden biridir.
Bir dahaki sefer bıçağın üstünde ince çizikler görürsen panikleme. O çiziklerin altında krom oksit filmi yeniden kuruluyor. Sheffield'taki o asit denemesi hâlâ çalışıyor; sadece artık namluda değil, senin mutfak çekmecende.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Harry Brearley. Wikipedia / Britannica özetleri; British Stainless Steel Association, "The Discovery of Stainless Steel": 13 Ağustos 1913, %12,8 Cr / %0,24 C, namlu erozyonu projesi, Bessemer madalyası. ↩
- Sheffield City Archives, "Sources for the Study of Harry Brearley and Stainless Steel"; BSSA: hurdalık efsanesinin masal olduğu, asıl keşfin asit dağlama direncinde görüldüğü. ↩
- WIRED (13 Ağu 2010) ve Bailey of Sheffield tarihçesi: Ernest Stuart / R. F. Mosley, "stainless" adı, sirke testi; Hatfield ve 18/8 alaşımı. ↩


