Kaliforniyalı doktor Donald Unger çocukken annesinden, teyzelerinden ve kayınvalidesinden hep aynı uyarıyı duydu: parmaklarını çıtlatırsan artrit olursun. Unger, uyarıyı dinlemek yerine bir karara vardı. Günde en az iki kez sol elinin parmaklarını çıtlatacak, sağ elini kontrol grubu olarak rahat bırakacaktı. Bu düzeni tam 60 yıl sürdürdü; kendi hesabıyla sol eli 36 binden fazla kez çıtlamıştı. Sonra iki elinin röntgenini karşılaştırdı: iki elde de artrit yoktu, hiçbir fark da yoktu.1

Bu yazıda neler var?

Altmış yıllık deney

Unger, sonuçlarını 1998'de Arthritis & Rheumatism dergisine yolladı; mektubu yayımlandı ve 2009'da kendisine Ig Nobel Ödülü'nü kazandırdı. Ig Nobel, "önce güldüren, sonra düşündüren" araştırmalara verilir ve Unger'ınki tam tarifine uyuyordu.2 Tek denekli bir deney elbette kesin kanıt sayılmaz; ama Unger yalnız değil. 1990'da 300 kişiyle yapılan bir taramada, parmak çıtlatma alışkanlığı olanlarla olmayanlar arasında artrit sıklığı açısından fark bulunmadı. 2011'de 215 kişinin el röntgenlerini inceleyen bir başka çalışma da aynı sonuca vardı: çıtlatmak eklem kireçlenmesini artırmıyor.3

O ses aslında ne?

Cevap kemikte değil, eklemin içindeki sıvıda. Parmak eklemleri, sinovyal sıvı denen kaygan bir yastıkla sarılıdır. Parmağını gerdiğinde eklem yüzeyleri birbirinden ayrılır, sıvının basıncı aniden düşer ve içinde çözünmüş gazlar bir baloncuk halinde açığa çıkar. "Çıt" sesi bu ani baloncuk olayından gelir; fizikteki adıyla kavitasyon. Aynı eklemi hemen tekrar çıtlatamamanın nedeni de bu: gazın sıvıya geri çözünmesi yaklaşık 20 dakika sürer.4

Sesin baloncuğun patlamasından mı, oluşmasından mı geldiği yıllarca tartışıldı. 2015'te Kanadalı bir ekip işi sonuca bağlamak için hoş bir yöntem buldu: bir gönüllünün parmaklarını tek tek MR cihazının içinde çektirip ekleme gerçek zamanlı baktılar. Görüntüler netti: ses, boşluğun oluştuğu anda çıkıyordu. Araştırmanın literatüre geçen takma adı da güzeldi: "parmağımı çek çalışması".5

Ses kemiklerin sürtünmesi değil; eklem sıvısında bir baloncuğun doğuşu. Yirmi dakika beklemeden aynı eklemi tekrar çıtlatamazsın, çünkü baloncuğun gazı geri çözünmemiştir. kavitasyonun ritmi

Peki tamamen masum mu?

Artrit cephesinde gönül rahatlığıyla evet denebilir; eldeki hiçbir çalışma çıtlatma ile kireçlenme arasında bağ kuramadı. Yine de literatürde bir çekince dolaşır: 1990 tarihli o tarama, alışkanlık sahiplerinde el şişliğinin biraz daha fazla, kavrama gücünün biraz daha düşük olabileceğini not etmişti.3 Bu bulgu sonraki çalışmalarda aynı güçte tekrarlanamadı ama "aşırısı her şeyin zararı" ihtiyatını hatırlatıyor. Nadiren de olsa parmağını hoyratça çekip bağ zorlayanlar, işi çıtlatmaktan çıkarıp zorlamaya götürenler acil servise düşebiliyor; sorun çıtlama sesi değil, uygulanan kaba kuvvet.

Özet: o ses bir alarm değil, küçük bir fizik gösterisi. Annelerin uyarısındaki artrit korkusunun bilimsel karşılığı yok. Ama masadaki herkesin tüylerini diken diken eden bir alışkanlığın sosyal maliyeti konusunda bilim ne yazık ki bir teselli sunmuyor.

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. Unger, D. L. (1998). "Does knuckle cracking lead to arthritis of the fingers?" Arthritis & Rheumatism, 41(5), 949-950.
  2. Improbable Research, 2009 Ig Nobel Ödülleri: Tıp dalı, Donald L. Unger.
  3. Castellanos, J. & Axelrod, D. (1990). "Effect of habitual knuckle cracking on hand function." Annals of the Rheumatic Diseases, 49(5), 308-309; deVeber, K. et al. (2011). "Knuckle cracking and hand osteoarthritis." Journal of the American Board of Family Medicine, 24(2), 169-174.
  4. Unsworth, A., Dowson, D. & Wright, V. (1971). "'Cracking joints': A bioengineering study of cavitation in the metacarpophalangeal joint." Annals of the Rheumatic Diseases, 30(4), 348-358.
  5. Kawchuk, G. N. et al. (2015). "Real-time visualization of joint cavitation." PLOS ONE, 10(4), e0119470.
Kategoriler ve Etiketler
Bilim parmak çıtlatma eklem sağlığı artrit kavitasyon ig nobel
Bu yazıyı paylaş
k1

kafa1milyon

Bu sitenin yazarı ve editörü. Teknolojiden müziğe, kültürden gündelik hayata aklına takılan her şeyi yazıyor; bazen de sesli anlatıyor. "Bir kafa, bir milyon fikir."