Cornell Kuş Bilimi Laboratuvarı'ndan biyolog Miyoko Chu, All About Birds rehberinde soruyu doğrudan yanıtlıyor: ötücü kuşların çoğu yavrusunun tüyündeki insan izini ayırt edecek bir koku duyusuna sahip değil; dokunmak ebeveyni alarma geçirecek bir koku bırakmaz. "Dokunma, annesi kokunu alırsa terk eder" uyarısı dünyanın birçok dilinde dolaşıyor. Tek sorunu, ornitolojinin ölçtüğü gerçekle örtüşmemesi.1

Bu yazıda neler var?

Kuşların burnu meselesi

Efsanenin dayandığı varsayım şu: anne kuş yavrusunu kokusundan tanır ve yabancı bir koku sinmişse onu reddeder. Ötücü kuşların büyük bölümünde bu varsayımı taşıyacak bir koku ayrımı ölçülmedi. Hindi akbabası leş kokusunu kilometrelerce öteden yakalar; okyanus kuşları avlarını kokuyla bulur; son yıllardaki çalışmalar kuş burnunun sanılandan yetenekli olduğunu gösteriyor. Ama hiçbir türde "yavrumu kokusundan tanır, koku değişirse reddederim" diye bir mekanizma belgelenmedi. Anne kuş yavrusunu kokusundan değil, yerinden ve sesinden tanır.2

Chu'nun cümlesi bu ayrımı netleştiriyor: dokunduğunda ebeveyni alarma geçirecek bir insan izi bırakmazsın. "Kuşlar hiç koku almaz" demek de doğru olmaz; mesele yavru reddi için koku kanalının çalışmaması.1

Hiçbir anne bu kadar ucuza pes etmez

Efsanenin ikinci ve daha büyük açığı, evrimsel mantıkta. Bir kuş çifti, yuva kurmak, yumurtlamak ve o doymak bilmez gagaları haftalarca doldurmak için muazzam bir enerji harcar. Bazı ötücüler yavrularına günde yüzlerce sefer böcek taşır. Bu kadar yatırım yapılmış bir yavruyu, tüyüne yabancı bir koku sindi diye bırakmak, evrimin asla ödüllendirmeyeceği bir savurganlık olurdu. Cornell'in kuş rehberi All About Birds bunu açıkça yazar: ebeveynler yavrularına o kadar bağlıdır ki insan eli değdi diye vazgeçmezler.1

Peki hiç mi terk etmezler? Ederler, ama sebep koku değil rahatsızlıktır. Kuluçka dönemindeki bir kuş, yuvasının başında sürekli insan ya da yırtıcı görürse o bölgeyi güvensiz sayıp bırakabilir. Yani asıl tehlike, senin parmağının kokusu değil, yuvanın etrafında dolanıp durman. Üstelik senin varlığın kedilerin, kargaların ve tilkilerin dikkatini de oraya çeker; bilim insanlarının asıl uyarısı bu.3

Kuşları yuvadan vazgeçiren şey insan kokusu değil, yuvanın başında tekrar tekrar insan görmeleridir. yaban hayatı biyologlarının ortak vurgusu
Bilim yazıları e-postana gelsin mi?
Her gün siteye bakman gerekmesin; yeni yazı çıktığında ve haftalık özette biz haber verelim. Reklam yok.

Yerdeki her yavru kurtarılmayı beklemiyor

İşin bir de öbür yüzü var: yerde gördüğün yavruların çoğunun zaten kurtarılmaya ihtiyacı yok. Ornitologlar ikiye ayırıyor. Tüyleri çıkmış, zıplayabilen, parmağına tutunabilen yavrular "dal sürgünü" aşamasındadır: uçma derslerinin ortasında, bilerek yuvadan çıkmıştır ve ebeveynleri büyük ihtimalle seni izleyen bir dalda beklemektedir. Ona yapılacak en iyi iyilik, uzaklaşmak. Gözleri kapalı, tüysüz, cılız yavru ise yuvadan erken düşmüş demektir; yuva mutlaka yakındadır, nazikçe alıp geri koyabilirsin. Koku efsanesi yüzünden çekinmene gerek yok.4

Tek istisna, gerçek tehlike: yol ortasında ya da kedilerin cirit attığı bir avluda duran yavruyu en yakın çalıya, alçak bir dala taşımak serbest. Yaralıysa da kendin büyütmeye kalkma; bir yaban hayatı rehabilitasyon merkezini ya da veterineri ara. Yavru kuş büyütmek, şefkatten çok uzmanlık ister.

İyi niyetli bir yalanın anatomisi

Peki bu efsane neden bu kadar sağlam? Muhtemelen işe yaradığı için. "Dokunma, annesi terk eder" cümlesi, çocukları yaban hayvanlarından uzak tutmak için üretilmiş kestirme bir yol; korkutucu, akılda kalıcı ve amaca hizmet ediyor. Alaska'nın yaban hayatı biyologları bile efsaneyi anlatırken aynı notu düşüyor: yanlış ama muhtemelen hayvanları rahat bırakalım diye uydurulmuş.3 Sorun şu ki yanlış gerekçe, doğru davranışı bile bozuyor: insanlar yuvaya düşmüş yavruyu geri koymaya korkuyor, "nasılsa reddedilecek" diye eve götürüp elde büyütmeye kalkıyor ve asıl zarar o zaman başlıyor.

Yerde yavru gördüğünde yapılacaklar sırayla şunlar: önce dur, izle. Tüylü ve hareketliyse çekil; uçmayı öğreniyor ve ailesi yakında. Tüysüz ve çaresizse yuvasına koy; kuşların koku alma duyusu bu efsaneyi taşıyamayacak kadar zayıf. Cornell Kuş Bilimi Laboratuvarı'nın All About Birds rehberi de aynısını yazıyor: yol ortasındaki yavruyu en yakın alçak dala taşı, yaralı olanı yaban hayatı rehabilitasyon merkezine bırak.

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. Cornell Lab of Ornithology, All About Birds: "If I handle a baby bird, will the parents abandon it?"; ayrıca Cornell K-12 eğitim materyali "I'm Bringing Home a Baby Bird!". Ebeveyn kuşların yavruyu kokudan tanımadığı ve insan teması sonrası bakıma devam ettiği. ↩
  2. Eveleth, R. (2011). "Do Birds Really Abandon Their Chicks If Humans Touch Them?", Live Science; Cornell Lab biyoloğu Miyoko Chu ve UC Davis ornitoloğu Tom Hahn'ın değerlendirmeleri. ↩
  3. Alaska Department of Fish and Game, "Ask a Wildlife Biologist": koku nedeniyle terk etmenin efsane olduğu, asıl riskin rahatsızlık ve yırtıcı çekme olduğu; Scientific American (2007) aktarımıyla. ↩
  4. Cornell Lab of Ornithology: dal sürgünü (fledgling) ile yuva yavrusu (nestling) ayrımı ve yerde yavru kuş bulunca izlenecek adımlar. ↩
Kategoriler ve Etiketler
Bilim kuşlar hayvan efsaneleri doğa koku duyusu yaban hayatı
Bu yazıyı paylaş
kafa1milyon

kafa1milyon

Bu sitenin yazarları ve editörleri. Bilimin, tarihin ve gündelik hayatın en meraklı sorularını kovalıyor; her yazıyı birincil kaynaklarından araştırıyor, özenle yazıyor ve dileyen için sesli anlatıyoruz.