1990'ların ortasında psikolog Bella DePaulo ve ekibi 147 kişiye cepte taşınacak küçük not defterleri dağıttı. Gönüllülerin 77'si üniversite öğrencisiydi. Kalan 70 kişi ilanla ve telefon rehberinden rastgele seçilerek bulunmuştu; en küçüğü 18, en büyüğü 71 yaşındaydı. Bir hafta boyunca birini kasıtlı olarak yanılttıkları her anı yazacaklardı, sebebi iyi niyet olsa bile.2
Hafta bitince defterlerde 1.535 yalan vardı. Öğrenciler günde ortalama iki, diğer yetişkinler bir yalan söylemişti. 77 öğrenciden yalnızca biri hiç yalan söylemediğini yazdı.12
- Defterlere yazılan gündelik yalanların çoğu hangi kazanç için söylenmişti?
- Günde bir iki yalan ortalaması 1.000 kişilik bir ankette neden çöktü?
- Kimsenin göremediği bir zar atışında insanlar sonucu ne kadar büyüttü?
- Karşındakinin yalanını sezme şansın yazı turadan ne kadar iyi?
Yalanların çoğu iyi görünmek için
Katılımcılar her yalanın gerekçesini kendi cümleleriyle yazdı. İki grupta da kendi yararına söylenen yalan, başkasını kollamak için söylenenin yaklaşık iki katıydı. Yalnız bu yarar çoğu zaman para, terfi ya da not anlamına gelmiyordu. İnsanlar daha nazik, daha bilgili ya da daha dürüst görünmek, mahcup olmaktan, ayıplanmaktan ve tartışmadan kaçmak için yalan söylüyordu.1
DePaulo duygular hakkında söylenen yalanlara iki örnek veriyor: sıradan bir lafa alınıp bunu saklamak ve sıkıcı bir davetten erken kalkabilmek için yorgunmuş gibi yapmak.2 Kadınların kadınlarla konuştuğu durumlarda tablo değişti; orada başkası için söylenen yalan, kendi için söylenen kadar sıktı. Konuşmada bir erkek bulunduğunda kendine dönük yalan iki ila sekiz kat fazlaydı.1
Gönüllüler bu yalanları ciddi bulmadı. Çoğunu önceden planlamamışlardı, yakalanmaktan da pek endişe etmiyorlardı. Yine de yalan söyledikleri konuşmaları, yalansız geçenlere göre daha az keyifli ve daha az samimi diye puanladılar.1
- 1.535
- 147 gönüllünün bir haftada not defterine yazdığı yalan sayısı.DePaulo ve ark., Journal of Personality and Social Psychology, 1996
- %59,9
- ABD'de 1.000 yetişkinlik ankette son 24 saatte hiç yalan söylemediğini bildirenlerin oranı.Serota, Levine ve Boster, Human Communication Research, 2010
- %5,3
- Aynı ankette bildirilen yalanların yarısını söyleyen grubun büyüklüğü.Serota, Levine ve Boster, Human Communication Research, 2010
- %54
- 206 çalışmada 24.483 kişinin yalanı doğrudan ayırmadaki ortalama isabeti.Bond ve DePaulo, Personality and Social Psychology Review, 2006
Ortalamanın arkasındaki küçük grup
"İnsan günde bir iki yalan söyler" bilgisi bu günlüklerden doğdu ve yıllarca tekrarlandı. 2010'da Michigan Devlet Üniversitesi'nden Kim Serota, Timothy Levine ve Franklin Boster aynı soruyu ABD'de 1.000 yetişkine sordu: son 24 saatte kaç yalan söyledin? Ortalama 1,65 çıktı, eski bulguyla örtüşüyordu. Ama katılımcıların yüzde 59,9'u o gün hiç yalan söylemediğini bildirdi.3
Yalanların yarısını örneklemin yüzde 5,3'ü söylemişti. Bu 53 kişi günde ortalama 15,6 yalan bildiriyordu. En üstteki yüzde 1 ise bütün yalanların yüzde 22,7'sini tek başına üstlenmişti.3 Yazarlar aynı çarpık dağılımı DePaulo'nun günlüklerini yeniden incelediklerinde ve 225 öğrencilik ikinci bir örneklemde de buldu. Çoğu insan çoğu gün ya hiç ya da bir iki kez yalan söylüyor, ortalamayı sık yalan söyleyen az sayıda kişi yukarı çekiyor.3
Rakamlar öz bildirime dayanıyor; insanlar yalanlarını eksik saymış olabilir. Örneklem de ABD'den, bu yüzden oranlar Türkiye'ye birebir taşınamaz.
Zarı kimse görmediğinde
Öz bildirimin zayıflığını aşmanın bir yolu, yalanı kişi kişi değil grup halinde ölçmek. Ekonomistler Urs Fischbacher ve Franziska Föllmi-Heusi, Zürih'teki üniversite öğrencilerine birer zar verdi. Öğrenciler zarı kimsenin görmediği bir yerde atıp ilk sonucu bilgisayara girecek, 1'den 5'e kadar gelen sayı kadar İsviçre frangı alacaktı. 6 gelirse hiçbir şey almayacaklardı. Kimin yalan söylediği bilinemezdi, ama dürüst bir grupta her sayının yüzde 16,7 oranında çıkması gerekirdi.4
5'i bildirenlerin oranı yüzde 35'e çıktı. Hiç para kazandırmayan 6'yı bildirenler yüzde 6,4'te kaldı. Yazarların hesabına göre katılımcıların yaklaşık yüzde 39'u dürüsttü ve en fazla yüzde 22'si kazancını sonuna kadar zorladı. Bir kısmı yalan söyleyip yine de en yüksek sayıyı seçmedi; 4'ü bildirenler yüzde 27,2 ile beklenenin epey üstündeydi. Ek deneyler bu yarım yalanı, açgözlü görünmeme ve kendini dürüst biri olarak görmeye devam etme isteğiyle açıklıyor.4
Aynı zar düzeneği 2016'da Türkiye dahil 23 ülkede, 2.568 üniversite öğrencisiyle kuruldu. Simon Gächter ve Jonathan Schulz ülkeleri yolsuzluk, vergi kaçakçılığı ve seçim hilesi verilerinden ürettikleri bir kural ihlali endeksine göre ayırdı. İhlalin yaygın olduğu ülkelerdeki öğrenciler ortalama 3,53 birim talep etti, az olduğu ülkelerdekiler 3,17. Tam dürüstlükte beklenen değer 2,5'ti.5
Küçük yalanın büyüyüp büyümediğine Londra'da University College London'dan Neil Garrett ve Tali Sharot'nun ekibi baktı. 55 gönüllü, cam kavanozdaki bozuk paranın miktarını tahmin edip bir ortağa öneri olarak iletti. Bazı turlarda abartılı öneri gönüllünün kendi kazancını artırıyordu. 60 tur boyunca bu kendine yarayan abartı büyüdü; abartı yalnızca ortağın işine yaradığında böyle bir artış görülmedi. Tarayıcıdaki 25 kişide, duygusal tepkiyle ilişkili amigdala bölgesinin yalana verdiği yanıt tekrarlandıkça zayıfladı. Bir turdaki düşüş ne kadar büyükse sonraki turdaki abartı da o kadar büyüktü.6
Yalanı yakalamak neden bu kadar zor
Charles Bond ile Bella DePaulo 2006'da yalan yakalama üzerine yapılmış 206 çalışmayı birleştirdi. Toplam 24.483 kişi, eğitim ya da yardımcı araç olmadan, izlediği veya dinlediği bir anlatımın doğru mu yalan mı olduğuna karar vermişti. Ortalama isabet yüzde 54'te kaldı; yazı tura atan biri yüzde 50 tutturur. Yalanların yüzde 47'si yalan diye tanındı, doğruların yüzde 61'i doğru kabul edildi. İnsanlar konuştukları kişiyi varsayılan olarak dürüst sayıyor ve sesi duyulan yalanı yalnızca görüntüsü izlenen yalandan daha iyi yakalıyor.7
Makinenin durumu da pek farklı değil. Poligraf yalanın kendisini ölçmüyor; heyecanı, korkuyu ve stresi ölçüyor. ABD Ulusal Araştırma Konseyi'nin 2003 raporu, sorulara verilen bu bedensel tepkilerin yalanla doğru arasında güvenilir bir ayrım yaptığına dair kuramsal dayanağı oldukça zayıf buldu.9
Yalan söyleme becerisi de erken geliyor. Angela Evans ve Kang Lee 2013'te iki ve üç yaşındaki 65 çocukla bir deney yaptı. Deneyci odadan çıkarken çocuklardan arkadaki oyuncağa bakmamalarını istedi; yüzde 80'i baktı. Sorulunca iki yaşındaki çocukların çoğu itiraf etti, yaş büyüdükçe inkâr edenler arttı. Yalanı sürdürmekte zorlandılar; çoğu, oyuncağın ne olduğu sorulunca adını söyleyip kendini ele verdi. Yalan söyleyen çocuklar, dürtüsünü frenleme ve aklında bilgi tutma testlerinde daha yüksek puan alanlardı.8
Bu çalışmaların çoğu ABD'de ve Avrupa'da, öğrencilerle ve gönüllülerle yapıldı; Türkiye'deki tabloyu yalnızca 23 ülkelik zar deneyi kısmen gösteriyor. Elde en sağlam duran ölçümlere göre 1.000 yetişkinin yüzde 59,9'u bir günde hiç yalan söylemediğini bildirdi, yalanların yarısını yüzde 5,3'lük bir grup söyledi ve 24.483 kişilik denemelerde yalanı ayırt etme başarısı yüzde 54'te kaldı.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- DePaulo, B. M., Kashy, D. A., Kirkendol, S. E., Wyer, M. M. ve Epstein, J. A. (1996). "Lying in everyday life". Journal of Personality and Social Psychology 70(5): 979-995. doi:10.1037/0022-3514.70.5.979 ↩
- DePaulo, B. M. (2004). "The many faces of lies". A. G. Miller (ed.), The Social Psychology of Good and Evil içinde, s. 303-326. New York: Guilford Press. ↩
- Serota, K. B., Levine, T. R. ve Boster, F. J. (2010). "The prevalence of lying in America: Three studies of self-reported lies". Human Communication Research 36(1): 2-25. doi:10.1111/j.1468-2958.2009.01366.x ↩
- Fischbacher, U. ve Föllmi-Heusi, F. (2013). "Lies in disguise: An experimental study on cheating". Journal of the European Economic Association 11(3): 525-547. doi:10.1111/jeea.12014 ↩
- Gächter, S. ve Schulz, J. F. (2016). "Intrinsic honesty and the prevalence of rule violations across societies". Nature 531: 496-499. doi:10.1038/nature17160 ↩
- Garrett, N., Lazzaro, S. C., Ariely, D. ve Sharot, T. (2016). "The brain adapts to dishonesty". Nature Neuroscience 19: 1727-1732. doi:10.1038/nn.4426 ↩
- Bond, C. F. ve DePaulo, B. M. (2006). "Accuracy of deception judgments". Personality and Social Psychology Review 10(3): 214-234. doi:10.1207/s15327957pspr1003_2 ↩
- Evans, A. D. ve Lee, K. (2013). "Emergence of lying in very young children". Developmental Psychology 49(10): 1958-1963. doi:10.1037/a0031409 ↩
- National Research Council (2003). The Polygraph and Lie Detection. Washington, DC: The National Academies Press. doi:10.17226/10420 ↩
Kapak: Clinton Engineer Works'te (Oak Ridge, ABD) güvenlik taramasında yalan makinesi testi, yaklaşık 1945. Fotoğraf: Ed Westcott, kamu malı (Wikimedia Commons). Poligraf fotoğrafı: FBI, kamu malı. Grafikler: kafa1milyon.com. Bu yazı bilgi amaçlıdır.


