2004 yılının Şubat ayında New York Times, şehrin en sadık ritüellerinden birinin içini boşaltan bir haber yayımladı. New York kavşaklarında duran 3.250 yaya butonundan 2.500'den fazlası hiçbir şeye bağlı değildi. Şehir, trafik ışıkları bilgisayarla yönetilmeye başlanınca butonların çoğunu ta 1980'lerde devreden çıkarmış, ama söküp atmamıştı. Milyonlarca New Yorklu, yirmi yılı aşkın süre boyunca ölü düğmelere basıp ışığın "kendi emirleriyle" değiştiğine inanarak yaşadı.1
- New York'un yirmi yıl boyunca kimsenin fark etmediği 2.500 ölü butonu ve sayının bugün geldiği nokta.
- Asansördeki "kapıyı kapat" düğmesinin 1990'dan beri Amerika'da neden çalışmadığının yasal hikayesi.
- Ofis termostatlarıyla ilgili, sektörün pek anlatmadığı küçük bir itiraf.
- Harvard'lı bir psikoloğun yazı tura deneyleri: beynimiz neden bariz şans işlerinde bile kontrol hissine sarılıyor?
Ölü düğmeler şehri
New York'un butonları 1970'lerin teknolojisiydi: o zamanlar gerçekten çalışıyor, ışık döngüsünü yayaya göre ayarlıyorlardı. Bilgisayarlı sinyal sistemi gelince ışıklar merkezi zamanlamaya bağlandı ve butonların çoğu anlamsızlaştı. Sökmek yerine yerinde bırakıldılar, çünkü sökmek para; boş düğme bedava. Sayı yıllar içinde daha da eridi: 2016'ya gelindiğinde şehirdeki yaklaşık bin butondan yalnızca 100 kadarının gerçekten çalıştığı açıklandı.1 Aynı yıllarda ABD'nin başka şehirlerinde yapılan yoklamalarda da tablo benzerdi; bazı şehir merkezlerinde çalışan tek buton bulmak haber konusu oldu.
Bu düğmelere bir isim de takıldı: plasebo düğmesi. Tıptaki plasebo hapı gibi, içinde etken madde yok ama basan kişide gerçek bir etki yaratıyor: bekleme daha katlanılır geliyor, sabır artıyor, hatta bazı gözlemlere göre insanlar butona bastıklarında yeşili beklemeye daha istekli oluyor. Yani boş düğme, trafik güvenliğine dolaylı yoldan hizmet ediyor.
Asansördeki sessiz anlaşma
Asansöre bin, "kapıyı kapat" düğmesine bas. Kapı bir iki saniye sonra kapanacak ve sen bunu kendi marifetin sayacaksın. Oysa Amerika'da 1990'dan sonra yapılmış asansörlerin çoğunda o düğme yolculara hizmet etmiyor. Sebep teknik değil, yasal: 1990 tarihli Engelli Amerikalılar Yasası, kapının tekerlekli sandalyeli ya da bastonlu bir yolcunun binmesine yetecek kadar açık kalmasını zorunlu kılıyor. Düğme çoğu asansörde sadece itfaiyecinin anahtarıyla ya da bakım modunda çalışıyor; ulusal asansör sanayi birliğinin yöneticisi bunu 2016'da New York Times'a açıkça doğruladı.2 Düğme yine de orada duruyor, çünkü insanlar orada olmasını bekliyor.
Ofislerde de aynı oyunun bir versiyonu oynanıyor. Isıtma-soğutma sektöründe "kukla termostat" diye bilinen bir uygulama var: duvardaki termostat ayar kabul ediyor, ekranı değişiyor ama sistemle bağlantısı yok. Bir iklimlendirme ustasının itirafı meşhur: insanların termostat şikayetleriyle uğraşmaktan yorulunca duvara ucuz bir kukla takıyorsun; bir daha aramıyorlar.3 Çalışan sıcaklığı değil, sıcaklık üzerindeki söz hakkını istiyor; kukla termostat tam da onu veriyor.
İnsanlar odanın kaç derece olduğuyla sandığından az, o dereceye kimin karar verdiğiyle sandığından çok ilgilenir. kukla termostatın ardındaki sessiz varsayım
Kontrol yanılsaması: beynin en sevdiği hap
Bu düğmelerin neden işe yaradığını anlamak için 1975'e, Harvard'lı psikolog Ellen Langer'ın deneylerine gitmek gerek. Langer, insanların tamamen şansa bağlı durumlarda bile kendilerine pay çıkardığını gösterdi: piyango biletini kendi seçen katılımcılar, rastgele verilenlere göre biletlerine kat kat yüksek fiyat biçti. Zar atarken kendisi atanlar, başkasının atmasına göre daha çok kazanacağına inandı. Langer bu eğilime "kontrol yanılsaması" adını verdi: sonucu etkileyemediğimiz durumlarda bile, bir eylemde bulunmak bize etkiliyormuşuz hissi verir ve bu his iyi gelir.4
Kavşakta bekleyen yayanın yaptığı da tam olarak bu. Butona basmak bir şey değiştirmiyor ama bekleyişi pasif bir çaresizlikten aktif bir işleme çeviriyor. "Bekliyorum" ile "çağırdım, geliyor" arasındaki psikolojik fark, o küçük plastik dairenin bütün varlık sebebi. Aynı mekanizma bilgisayardaki ilerleme çubuklarından oyunlardaki anlamsız "hızlandırma" tuşlarına kadar her yerde kullanılıyor; tasarımcılar bunu biliyor ve bilerek yapıyor.
Masum bir yalan mı?
Buradan bir öfke çıkarmak kolay: koca şehirler insanlara yıllarca boş düğme mi bastırdı? Evet, ama alternatife bakınca iş karışıyor. Çalışmayan butonu sökmenin maliyeti var; bırakmak bedava ve kimseye zararı yok. Üstelü buton, yayayı kaldırımda tutup ışığı beklemeye ikna ediyorsa, yalan güvenlik üretiyor demektir. Tıpkı plasebo hapı gibi: içi boş ama etkisi gerçek. Yine de bu hikayenin en güzel yanı bilginin kendisi değil, insanlara anlatıldığındaki tepki. Kimse "zaten biliyordum" demiyor; herkes önce itiraz ediyor, sonra kendi kavşağını, kendi asansörünü düşünüp şüpheye düşüyor.
Yarın bir kavşakta o butona bastığında iki ihtimal var: ya gerçekten çalışıyordur ya da yirmi yıldır ölü bir düğmeye şehrin en umutlu selamını veriyorsundur. Hangisi olduğunu muhtemelen hiç öğrenemeyeceksin. Ama artık şunu biliyorsun: parmağının ucundaki o küçük tık sesi, trafiğe değilse bile beynine iyi geliyor. Bas gitsin.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Luo, M. (2004). "For Exercise in New York Futility, Push Button", The New York Times, 27 Şubat 2004: 3.250 butondan 2.500'ünün devre dışı olduğu. 2016 verisi: NYC DOT açıklamaları, yaklaşık 100 aktif buton. ↩
- Mele, C. (2016). "Pushing That Crosswalk Button May Make You Feel Better, but...", The New York Times, 27 Ekim 2016; National Elevator Industry yöneticisi Karen Penafiel'in "kapıyı kapat" düğmelerinin 1990 ADA yasasından beri yolcular için çalışmadığına dair açıklaması. ↩
- Sandberg, J. (2003). "Employees Only Think They Control Thermostat", The Wall Street Journal, 15 Ocak 2003: kukla ofis termostatları ve HVAC sektöründen aktarılan uygulamalar. ↩
- Langer, E. J. (1975). "The Illusion of Control", Journal of Personality and Social Psychology, 32(2), 311-328. ↩


