Akşam, işten çıkmışsın. İki teklif masada: biri tanıdık, diğeri daha parlak ama belirsiz. İçinden bir ses "bunu seç" diyor. Sebebini sorunca cümle kuramıyorsun; sadece bir ağırlık, bir çekilme var. Popüler psikoloji bu ana "iç sesine kulak ver" diyor. Bilim ise daha sıkıcı bir soru soruyor: bu ses, hangi ortamda, kaç kez denenmiş bir deneyimin yankısı?
Çünkü sezgi tek bir şey değil. Bazen yılların biriktirdiği örüntü tanıma. Bazen de, hiç öğrenilmemiş bir alanda uydurulmuş bir güven.
- Nobel'li Kahneman ile itfaiyeci sezgilerini savunan Klein, 2009'da aynı soruya şaşırtıcı biçimde aynı cevabı verdi.
- Iowa kumar görevinde sağlıklı denekler, oyunun kuralını henüz anlatamazken bile bedenleri riskli desteden uzaklaşıyordu.
- Sezginin işe yaradığı ortamların ortak iki şartı var: düzenli ipuçları ve hızlı, net geri bildirim.
- Özgüvenin yüksek olması, sezginin doğru olduğu anlamına gelmiyor; en yanıltıcı sinyal çoğu zaman içindeki o "eminim" hissi.
İki kamp, bir anlaşma
Uzun yıllar boyunca karar biliminde iki kamp birbirini yanlış anlamış gibi duruyordu. Bir yanda Daniel Kahneman: hızlı düşünmenin yanılgılarını, önyargıları, aşırı özgüveni gösteren Nobel'li psikolog. Öbür yanda Gary Klein: yangın alanında, birkaç saniyede karar veren komutanların sezgisini savunan araştırmacı. 2009'da ikisi American Psychologist'te ortak bir makale yayımladı. Başlık, kendi aralarındaki sürprizi ele veriyordu: "Sezgisel uzmanlığın koşulları: Anlaşamamaya dair bir başarısızlık."1
Anlaştıkları nokta netti. Güvenilir sezgi, sihirli bir altıncı his değil; yeterli düzenlilik taşıyan bir ortamda, uzun pratik ve hızlı geri bildirimle öğrenilmiş örüntü tanıma. İtfaiyeci, yangının sesinden veya ısının yönünden binanın çökmek üzere olduğunu "bilir" çünkü o ipuçları gerçekten vardır ve her müdahalede sonuç hemen gelir. Borsacı, yarın hangi hissenin çıkacağını "bilir" hisseder çünkü piyasa gürültülüdür, geçerli ipuçları seyrektir ve geri bildirim gecikmeli, gürültülü, çoğu zaman yanıltıcıdır.1
Beden, zihinden önce bilir mi?
Sezginin bir kısmı gerçekten bedende başlar. 1990'larda Antonio Damasio ve Antoine Bechara, Iowa Kumar Görevi denen bir deney kurdu. Dört deste kart; bazıları kısa vadede büyük kazandırıp uzun vadede batırıyor, bazıları mütevazı ama sürdürülebilir. Sağlıklı denekler, oyunun kuralını henüz sözle anlatamazken bile riskli desteye uzanmadan önce cilt iletkenliklerinde bir alarm üretiyordu. Ventromedial prefrontal korteksi hasarlı hastalar ise bu bedensel uyarıyı üretemiyor ve kötü destelerde ısrar ediyordu.2
Bu bulgu, "karın ağrısı her zaman doğrudur" demek değil. Somatik işaret, geçmiş ödül ve cezalardan öğrenilmiş bir alarm sistemidir. Ortamda öğrenilecek bir düzen yoksa, beden de boşuna çalar. Üstelik sonraki çalışmalar, deneklerin kartlar hakkında bilinçli bilgilerinin ilk sanıldığından daha erken oluşabildiğini gösterdi; yani hikâye, tamamen bilinçaltı bir kahramanlık filmi değil.3 Yine de çekirdek ders duruyor: duygu, kararın düşmanı olmak zorunda değil; belirsizlikte bir sinyal kaynağı olabilir. Soru, o sinyalin hangi arşivden geldiği.
Ne zaman dinle, ne zaman yavaşla
Pratik bir kural seti şöyle özetlenebilir. Ortam tekrarlıysa, ipuçları görünürse ve her seçimden sonra hızla doğru-yanlış öğrenebiliyorsan, sezginin hakkını ver. Satranç, ameliyathane rutini, tanıdığın bir mahallede yol seçmek, yıllardır yaptığın bir işin "bir şey ters" alarmı: bunlar yüksek geçerlik bölgesi. Klein'ın tanıma temelli karar modelinde uzman, seçenekleri tek tek tartmaz; durumu bir şablon olarak tanır ve ilk makul hareketi simüle eder.4
Tersine: sonuçlar gecikmeliyse, aynı görünen durumlar farklı nedenlerden çıkıyorsa, bir kez yaşayacağın bir kararsa veya seni öven bir hikâyeye âşıksan, sezgiyi veri gibi değil hipotez gibi ele al. Kahneman'ın ısrarı burada: öznel güven, doğruluğun güvenilir göstergesi değildir.1 "Eminim" hissi, çoğu zaman tutarlı bir hikâyenin yarattığı rahatlıktır; kanıtın değil.
Küçük bir test: bu alanda kaç kez aynı tür kararı verip net sonuç gördün? Cevap "onlarca" ise iç sesine daha çok yer aç. Cevap "ilk kez" veya "geri bildirim yıllar sonra gelecek" ise kalemi çıkar, ölçüt yaz, karşı görüş ara, mümkünse premortem yap: "bu karar bir yıl sonra batmış olsa neden batmış olurdu?" Sezgiyi susturmana gerek yok; onu sorgulatman yeterli.
Sezgiye güvenmek ya da güvenmemek değil mesele; sezginin doğduğu ortamı okumak. bu yazının tek cümlelik özeti
Masadaki iki teklife dönelim
O akşamki "bunu seç" sesi, belki gerçekten işe yarayan bir örüntü: benzer şirketlerde benzer roller, benzer kültürler, benzer yorgunluklar. Belki de sadece tanıdık olana yapışma, kayıptan kaçınma veya sosyal onay arayışı. Ayırt etmek için sorulacak soru "içim ne diyor?" değil. "Bu ses, hangi ortamda kaç kez doğrulandı?" Güvenilir sezgi, sessiz bir arşivden gelir. Yanıltıcı sezgi ise çoğu zaman, henüz hiç çalışmamış bir özgüvenin gürültüsüdür.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Kahneman, D. & Klein, G. (2009). "Conditions for intuitive expertise: A failure to disagree", American Psychologist, 64(6): 515-526. DOI: 10.1037/a0016755. ↩
- Bechara, A., Damasio, A. R., Damasio, H. & Anderson, S. W. (1994). "Insensitivity to future consequences following damage to human prefrontal cortex", Cognition, 50(1-3): 7-15; Bechara, A., Damasio, H., Tranel, D. & Damasio, A. R. (1997). "Deciding advantageously before knowing the advantageous strategy", Science, 275(5304): 1293-1295. ↩
- Maia, T. V. & McClelland, J. L. (2004). "A reexamination of the evidence for the somatic marker hypothesis: What participants really know in the Iowa gambling task", Proceedings of the National Academy of Sciences, 101(45): 16075-16080. Somatik işaret yorumuna yönelik önemli bir eleştiri/yeniden inceleme. ↩
- Klein, G. (1998). Sources of Power: How People Make Decisions. MIT Press. Tanıma temelli karar verme (recognition-primed decision) modelinin klasik anlatımı. ↩


