Nicholas Humphrey 1972'de Perception dergisinde yayımladığı çalışmada iki genç rhesus maymununu küçük bir deney kabinine yerleştirdi. Maymun önündeki düğmeye bastıkça ekrandaki görüntü iki seçenek arasında değişiyor, hangisine ne kadar bakacağına kendisi karar veriyordu. Düz renkli ışıklarda tercihleri değişmedi: maviye uzun baktılar, kırmızıyı çabuk geçtiler. Fotoğraflarda ve filmlerde ise başka bir düzen çıktı. Yeni bir resim önce dikkatlerini çekiyor, tanıdık hâle geldikçe ilgileri sönüyordu.1
Humphrey bu iki eğilime ayrı adlar verdi: ilgi ve haz. İkisini karşı karşıya koyduğunda, yani kırmızı filtreden geçen hareketli bir filmi düz beyaz bir ekranla yarıştırdığında, maymunlar filmi seçti.1
- 1865'te 20 yaşındaki bir Oxford öğrencisi güzelliği tek bir kelimeyle nasıl özetledi?
- Bir doğa bilimcinin karşısına çıkan ikinci kedi ona neden hiçbir şey öğretmiyor?
- Bir atasözünün kafiyesini bozmak, onu okura daha az doğru gösterir mi?
- Humphrey'nin yeni kitabı neden Hatay'dan bir aileyle açılıyor?
Bir öğrencinin 1865 ödevi
Humphrey'nin güzellik üzerine kurduğu fikrin kökü bir öğrenci ödevine dayanıyor. Şair Gerard Manley Hopkins 1865'te, 20 yaşında bir Oxford öğrencisiyken, hocası Walter Pater için "Güzelliğin Kökeni Üzerine" başlıklı uzun bir diyalog yazdı.2 Diyalog bir kolej bahçesinde geçiyor. Profesör bir at kestanesinden yelpaze gibi açılan bir yaprak koparıyor ve konuşmayı onun üzerine kuruyor.
Profesörün savunduğu ilkeye göre güzellik, düzenlilik ile düzensizliğin doğru oranından doğuyor. Kestane yaprağının yaprakçıkları birbirine benziyor ama hiçbiri ötekinin kopyası değil. Konuşma yapraktan şiirin ritmine, ölçüsüne, en sonunda kafiyeye geliyor. Kafiyeyi sesin uyuşması diye tanımlıyorlar, küçük bir uyuşmazlıkla birlikte. Öğrencilerden Middleton burada bir özet öneriyor: bütün güzellik, mecaz yoluyla, kafiye diye adlandırılabilir. Profesör, ilkesini bundan daha kısa söylemenin bir yolunu düşünemediğini söyleyip teşekkür ediyor.2
At, köpek ve ahtapot
Humphrey bu cümleyi Kasım 1973'te Londra'daki Çağdaş Sanatlar Enstitüsü'nde verdiği bir konferansta biyolojiye taşıdı. Metin aynı yıl Perception'da "Güzellik Yanılsaması" başlığıyla çıktı.3 Verdiği örnek bir çocuk tekerlemesi kadar basit. İngilizcede "cat" ile "mat" kafiyelidir. "Cat" ile "table" kafiyeli değildir. "Cat" ile "cat" de kafiye sayılmaz, çünkü aynı kelimenin tekrarı kulağa yeni bir şey getirmez.
Humphrey'ye göre bu ilişkiden hoşlanmamızın sebebi sınıflandırma. Bir hayvanın neyin yenir, neyin tehlikeli olduğunu önceden kestirebilmesi için dünyayı kümelere ayırması gerekiyor. Yazıdaki örnekte sıcakkanlı hayvanları sınıflandıran bir doğa bilimcinin karşısına önce bir kedi, bir köpek ve bir tavuk çıkıyor. Bilim insanı kılla tüyü ayırt edip iki küme kuruyor. Ardından gelen at ile fare memeli kümesini sınıyor, serçe ile papağan kuş kümesini. İkinci bir kedi ona yeni bir şey öğretmiyor. Bir ahtapot da sıcakkanlı hayvanları ayırma işine yaramadığı için ilgisini çekmiyor. Humphrey'nin önerisine göre güzel bulduğumuz yapılar, aynı kümeye girip birbirinden ayrılan bu ortadaki örneklerden oluşuyor.3
Humphrey aynı yazıda kendi laboratuvarından bir gözlem de aktarıyor. Tanıdık nesnelerin resimleri maymunların dikkatini, hazır bir kategorisi olmayan nesnelerin resimlerinden çok daha kısa tutuyordu.3
Kafiyeli söz neden daha doğru gelir?
Kafiyenin yargıyı nasıl etkilediğine dair en çok alıntılanan deney 2000'de Psychological Science'ta yayımlandı. Lafayette College'dan Matthew McGlone ile Jessica Tofighbakhsh, öğrencilere daha önce duymadıkları atasözlerini okuttu ve her birinin insan davranışını ne kadar doğru anlattığını puanlamalarını istedi. Kafiyeli atasözlerinin bir de kafiyesi bozulmuş hâli hazırlanmıştı. "What sobriety conceals, alcohol reveals" (ayıklığın sakladığını alkol açığa çıkarır) bir listede bu hâliyle, öbüründe son kelimesi eş anlamlı "unmasks" ile değiştirilmiş olarak yer aldı.4
Anlam değişmediği hâlde kafiyeli hâl daha doğru bulundu. Kafiyesiz atasözlerinde kelime değiştirmek puanı oynatmadı, yani farkı yaratan kafiyeydi. Bir gruba ise yalnızca ifadenin davranış hakkındaki iddiasına bakmaları, şiirsel söyleyişi hesaba katmamaları söylendi. O grupta fark kayboldu.4
Yazarlar sonucu akıcılıkla açıkladı: kafiyeli cümle zihinde daha kolay işleniyor ve okur bu kolaylığı doğruluk sanıyor. Rolf Reber, Norbert Schwarz ve Piotr Winkielman 2004'te aynı akıcılık fikrini estetik hazzın kendisine bağlayan bir model önerdi.5
- 1865
- Hopkins'in "bütün güzellik kafiye diye adlandırılabilir" cümlesini kurduğu diyaloğu yazdığı yıl.Hopkins, On the Origin of Beauty, 1865
- 2 kat
- Maymunların kırmızı ışıkta zamanı mavi ışıktakine göre yaklaşık ne kadar hızlı geçiyormuş gibi algıladığına dair tahmin.Humphrey ve Keeble, Perception, 1977
- 19 / 5
- Üner Tan'ın 2006'da tanımladığı ailedeki çocuk sayısı ve bunlardan dört ayak üstünde yürüyenlerin sayısı.Tan, International Journal of Neuroscience, 2006
Türkçede kafiye bulmak İngilizceden kolay. Dil sondan eklemeli olduğu için aynı ek kelimelerin sonuna art arda gelir. Türk Dil Kurumu'nun sözlüğü buna redif adını veriyor: şiirde uyaktan sonra tekrarlanan, aynı harflerden oluşan kelime ya da ek.6 "Sakla samanı, gelir zamanı" gibi atasözleri bu kolaylığı yüzyıllardır kullanıyor. McGlone deneyinin Türkçe atasözleriyle yapılmış bir tekrarını bulamadık; etkinin bu dilde güçlenip güçlenmediği bilinmiyor.
Hatay'dan bir aile ve deniz
Humphrey'nin 6 Ekim 2026'da MIT Press'ten çıkan "Dünya Neden Bu Kadar Güzel?" (Why Is the World So Beautiful?) adlı kitabı Türkiye'den bir aileyle açılıyor.7 Hatay'da, İskenderun yakınlarındaki bir köyde yaşayan Ulaş ailesinin 19 çocuğundan beşi yetişkin yaşta da dört ayak üstünde yürüyordu. Çukurova Üniversitesi'nden fizyolog Üner Tan bu tabloyu 2006'da yeni bir sendrom olarak tanımladı; dört ayaklı yürüyüş, sınırlı konuşma ve beyincik bulguları bir aradaydı.8 Humphrey, John Skoyles ve Roger Keynes aileyi Haziran 2005'te Tan ile birlikte ziyaret etmiş, yürüyüşü ayrı bir raporda incelemişti.9 2008'de PNAS'ta yayımlanan genetik çalışma, ailedeki durumu VLDLR genindeki bir mutasyona bağladı.10
Kitabın ilk sahnesinde ekip aileyi denize götürüyor. Çocuklar suya koşarken kumda oturan anne dalgalara ve ufka bakıyor, Allah'ın bu kadar güzel bir dünya yarattığını bilmediğini söylüyor.7 Humphrey'nin kitap boyunca savunduğu tez bu cümleden çıkıyor. Yayınevinin tanıtımına göre insan doğada güzellik gördüğünde, ardında gizli bir sanatçının ya da yaratıcının eli varmış gibi tepki veriyor. Tanıtım metni bu duyguyu insana özgü sayıyor: her güzel eserin bir yapanı olduğunu varsayan bir duygu.7
Kuramın açık kalan yerleri
"Benzerlik ile fark bir arada" tanımı çok geniş. Neredeyse her şey bir yönüyle başka bir şeye benzer, bir yönüyle ondan ayrılır; tanım bu kadar çok şeyi kapsayınca neyin güzel olmadığını söylemek zorlaşıyor. McGlone deneyi kafiyenin işlemeyi kolaylaştırdığını gösteriyor. Aynı kolaylığın güzellik hissini de doğurduğunu tek başına kanıtlamıyor.
Maymun verileri de dar. 1972 çalışması yalnızca iki hayvanla yapıldı ve Humphrey bunu, ikisinin davranışının hemen her durumda neredeyse aynı çıkmasıyla savundu.1 Kırmızı ışıktan kaçış ise 1977'de yeniden yorumlandı. Humphrey ile Graham Keeble'ın üç ayrı koşulda yaptığı ölçümler, maymunların kırmızı ışıkta zamanı mavi ışıktakinin neredeyse iki katı hızla geçiyormuş gibi algıladığını düşündürdü. Yani kaçış, rengi sevmemekten çok zamanı farklı yaşamakla açıklanabiliyordu.11
Kuramı sınamak için aynı kümeden farklı örneklerle kurulmuş bir dizi, birebir tekrarla ve rastgele bir karışımla karşılaştırılabilir; hangisinin daha hızlı öğrenildiği ve hangisinin daha güzel bulunduğu ayrı ayrı ölçülür. Humphrey 1973'te maymunlarla bu yönde çalıştığını yazmış, ayrıntıları başka bir yayına bırakmıştı.3 Aynı soruya, o konferanstan 53 yıl sonra 224 sayfalık bir kitapla döndü.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Humphrey, N. K. (1972). "'Interest' and 'pleasure': two determinants of a monkey's visual preferences". Perception 1(4), 395-416. doi:10.1068/p010395 ↩
- Hopkins, G. M. (1865). "On the Origin of Beauty: A Platonic Dialogue". House, H. ve Storey, G. (der.), The Journals and Papers of Gerard Manley Hopkins. Oxford University Press, 1959. ↩
- Humphrey, N. K. (1973). "The illusion of beauty". Perception 2(4), 429-439. doi:10.1068/p020429 ↩
- McGlone, M. S. ve Tofighbakhsh, J. (2000). "Birds of a feather flock conjointly (?): Rhyme as reason in aphorisms". Psychological Science 11(5), 424-428. doi:10.1111/1467-9280.00282 ↩
- Reber, R., Schwarz, N. ve Winkielman, P. (2004). "Processing fluency and aesthetic pleasure: Is beauty in the perceiver's processing experience?" Personality and Social Psychology Review 8(4), 364-382. doi:10.1207/s15327957pspr0804_3 ↩
- Türk Dil Kurumu. Güncel Türkçe Sözlük, "redif" maddesi. sozluk.gov.tr ↩
- Humphrey, N. (2026). Why Is the World So Beautiful? Our Minds in Search of Nature's Rhymes. The MIT Press, 224 s. ISBN 9780262056588. Yayınevi sayfası ↩
- Tan, Ü. (2006). "A new syndrome with quadrupedal gait, primitive speech, and severe mental retardation as a live model for human evolution". International Journal of Neuroscience 116(3), 361-369. doi:10.1080/00207450500455330 ↩
- Humphrey, N., Skoyles, J. R. ve Keynes, R. (2005). "Human hand-walkers: five siblings who never stood up". CPNSS Discussion Paper DP 77/05, London School of Economics. LSE Research Online ↩
- Ozcelik, T., Akarsu, N., Uz, E., Caglayan, S. ve ark. (2008). "Mutations in the very low-density lipoprotein receptor VLDLR cause cerebellar hypoplasia and quadrupedal locomotion in humans". PNAS 105(11), 4232-4236. doi:10.1073/pnas.0710010105 ↩
- Humphrey, N. K. ve Keeble, G. R. (1977). "Do monkeys' subjective clocks run faster in red light than in blue?" Perception 6(1), 7-14. doi:10.1068/p060007 ↩
Kapak: at kestanesi yaprakları. Fotoğraf: Alghul96, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.


