Çorum'un 80 kilometre güneybatısında, tepelerin arasına kurulmuş 2 kilometrekarelik bir antik şehir var: Hattuşa. Etrafını 7 kilometrelik bir sur çeviriyor ve bu duvarların içinde 3.200 yıl önce dünyanın süper güçlerinden biri oturuyordu. Bu yaz o şehirde tuhaf bir yıl dönümü kutlanıyor: bilimsel kazıların 120'ncisi. Türkiye, Almanya, İtalya, Macaristan ve ABD'den 55 bilim insanı, yanlarında 105 yerel işçiyle beş ayrı noktada toprağı katman katman açıyor.1
- 1906'da Osmanlı arkeologlarının başlattığı kazı, ilk sezonunda dünya tarihini değiştiren bir arşive rastladı.
- Bu yaz sahada 150'den fazla kişi çalışıyor; ekipte hayvan kemiği okuyan uzmanından ölü dil çözen filoloğuna kadar herkes var.
- Ağustos başında bulunan 2.300 yıllık üç mezar, şehrin en az bilinen sakinlerinin kapısını araladı.
- 120 yıl sonra bile şehrin sakladığı sürprizler bitmedi; en yenisi, kimsenin bilmediği bir dil.
Osmanlı kazması, Hitit arşivi
Hikaye 1906 yazında başlıyor. Osmanlı Müze-i Hümayun'undan Theodor Makridi ile Alman Asurbilimci Hugo Winckler, Boğazköy'ün yamaçlarında kazıya girişti ve daha ilk sezonlarda binlerce çivi yazılı tablet barındıran bir devlet arşivine rastladı.2 Tabletlerin arasından çıkan belgelerden biri bugün ders kitaplarında: Mısır firavunu II. Ramses ile Hitit kralı III. Hattuşili arasında imzalanan Kadeş Antlaşması, dünyanın bilinen en eski yazılı barış antlaşmalarından. Bir kopyası New York'taki Birleşmiş Milletler binasında asılı duruyor.
O günden bu yana kazı hiç uzun süre susmadı. 1906-1931 arasında ancak dört sezon çalışılabildi; savaşlar araya girdi. Sonrasında bayrağı, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Alman Arkeoloji Enstitüsü devraldı. 2006'dan beri kazıyı Prof. Dr. Andreas Schachner yönetiyor. Şehir 1986'da UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne, tablet arşivi de 2001'de Dünya Belleği Programı'na girdi.3
Bu yaz sahada kimler var?
Bugünkü Hattuşa kazısı, elinde fırçayla çömlek arayan birkaç arkeologdan ibaret değil. Ekipte jeologlar, jeomorfologlar, mimarlar, antropologlar, ölü dilleri okuyan filologlar ve arkeozoologlar, yani kazıdan çıkan hayvan kemiklerinden o dönemin mutfağını ve ekonomisini okuyan uzmanlar var. Kimya ve fizik laboratuvarları da işin içinde. Schachner bunu şöyle özetliyor: burası büyük bir yapboz; sahada ham veri çıkarılıyor, yorumlamak için birçok bilim dalı aynı masaya oturuyor.1
Neden bu kadar kalabalık bir masa? Çünkü Hattuşa tek bir şehir değil, üst üste binmiş şehirler. Aynı yamaçta Kalkolitik Çağ'dan, yani yaklaşık 8.000 yıl önceden başlayan bir yerleşim tarihi; üstünde Hitit öncesi katmanlar, 450 yıl boyunca imparatorluğa başkentlik yapan Hitit şehri, sonra Demir Çağı, Galat, Roma ve Bizans izleri duruyor. Her kürek darbesi farklı bir yüzyıla denk gelebiliyor.
Yeni bulgu: 2.300 yıllık üç mezar
Sezonun ilk sürprizi ağustos başında geldi. Şehrin kuzeybatı yamacında, Erken Helenistik ve Galat dönemine tarihlenen üç mezar bulundu; birinde iskeletin yanında bir bıçak duruyordu. Aynı alanda geçen yıl beş mezar çıkmıştı; çevresindekilerle birlikte bu döneme ait mezar sayısı 17'ye ulaştı.4
Hititler gideli bin yıl olmuştu; şehrin taşları arasında bu kez Avrupa'dan gelen Keltler, yani Galatlar yaşıyordu. şehrin az bilinen ikinci hayatı
Bu mezarlar önemli, çünkü Hattuşa deyince akla hep Hititler geliyor; oysa şehrin sonraki sakinleri hakkında çok az şey biliniyor. Galatlar, MÖ 3. yüzyılda Anadolu'ya göç eden Kelt boylarıydı ve arkalarında yazılı belge neredeyse hiç bırakmadılar. Onları tanımanın tek yolu, tam da böyle mezarlar.
Daha ne çıkabilir?
120 yıl sonra "artık her şey bulunmuştur" diye düşünebilirsin. Şehir aksini söylüyor. 2023'te, tabletlerin arasından o güne dek kimsenin bilmediği bir dil çıktı: Hititlerin ritüel metinlerine gömülmüş Kalaşma dili, kayıp bir Anadolu halkının sesi.5 Üstelik şehrin önemli bir bölümü hâlâ hiç kazılmadı; Schachner'in ekibi bu yüzden her sezon planı yeniden çiziyor, bu yıl büyük tapınak ile saray arasındaki alana yoğunlaşmış durumda.
Hattuşa'nın asıl dersi belki de şu: arkeoloji bir hazine avı değil, kuşaklar boyu süren bir okuma. Dedelerinin kazdığı yamaçta bugün torunlar çalışıyor ve 8.000 yıllık şehir, 120 yıldır her yaz yeni bir cümle söylüyor. Bittiğini kimse iddia etmiyor.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Anadolu Ajansı (8 Ağustos 2026). "Hattuşa'nın 8 bin yıllık geçmişini 5 ülkeden 55 bilim insanı araştırıyor": 120. sezon, ekip yapısı ve Schachner'in açıklamaları. ↩
- Seeher, J. (2011). Hattusha Guide: A Day in the Hittite Capital. Ege Yayınları: 1906 Winckler-Makridi kazısı ve tablet arşivinin keşfi. ↩
- UNESCO World Heritage List, "Hattusha: the Hittite Capital" (1986); Memory of the World, "The Hittite cuneiform tablets from Boğazköy" (2001). ↩
- Arkeonews (Ağustos 2026). "New 2,300-Year-Old Tombs Discovered in Hittite Capital of Hattusa": kuzeybatı yamaç mezarları ve Schachner'in AA'ya verdiği bilgiler. ↩
- Julius-Maximilians-Universität Würzburg (2023). "New Indo-European Language Discovered": Boğazköy tabletlerinde Kalaşma dilinin keşfi (Prof. Daniel Schwemer). ↩


