Pazartesi taraması Aeon, Psyche, Daily Nous, Practical Ethics ve çevredeki kaynaklarda son on günü taradı, 74 içerik çıktı. Ansiklopedi maddeleri, şiirler, video parçaları ve dergilerin iç duyuruları elendi. Taramadan Türkiye'ye dair bir haber de çıktı: Daily Nous, 2 Ekim'de 89 yaşında ölen Ioanna Kuçuradi'yi andı. Kuçuradi 1968'de Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü kurmuştu, ölümüne kadar Türkiye Felsefe Kurumu'nun başkanıydı. Geride dört yazı kaldı.
Bir günde 337 matematik sonucu
OpenAI 6 Ekim'de, henüz kamuya açmadığı gelişmiş bir modelle ürettiği 722 makaleyi tek seferde yayımladı. İçlerinde açık matematik problemlerine dair 337 sonuç var, şirkete göre bir sonuç ortalama üç saatlik hesaplama sürdü. New York Times'a konuşan Rutgers Üniversitesi matematik bölüm başkanı Alex Kontorovich ispatlardan biri için "Bunu bir insan yapsaydı, hiç tartışmasız Fields Madalyası alırdı" dedi. Clay Matematik Enstitüsü'nün başkanı Martin Bridson yayını "nefes kesici" buldu. Karmaşıklık kuramcısı Dana Moshkovitz ise metinlerin yapay zekâ yardımı olmadan okunamayacak kadar kötü yazıldığını söyledi. Şirketin kurduğu matematik danışma kurulu da yayını "insanların anlama sürecinin başlangıcı" saydı ve modele verilen bütün komutların açıklanmasını istedi.1
Daily Nous'un editörü Justin Weinberg 7 Ekim'de soruyu felsefeye taşıdı. "Felsefenin problemleri zaten çözülemez, yapay zekâ onları da çözemez" savunmasını hem fazla karamsar hem fazla iyimser buluyor. Felsefede de çözülebilir sorular var: bir argüman geçerli mi, bir ilke belli bir yargıyla bağdaşıyor mu. Weinberg makinelerin bu tür koşullu akıl yürütmede çok iyi olacağını düşünüyor.
Yorumlarda tartışma ikiye ayrıldı. Dmitri Gallow, matematikçi Terence Tao'nun kaygısını kendi okumasıyla bir öğrenci örneğine bağladı: sınavın cevapları önceden verilen öğrenci o soruları çözecek beceriyi hiç kazanmıyor, cevapları hazır alan bir bilim dalı da aynı yola düşebilir. Bir okur buna Ramanujan'la itiraz etti. Hintli matematikçi formüllerinin çoğunu ispatsız yazmış, onların tanrıça Namagiri'den geldiğini söylemişti. Matematikçiler sonraki yüzyılı bu formüllerin neden doğru olduğunu çözmekle geçirdi. David Wallace adıyla yazan bir yorumcu ise bugünkü durumu bir "uzaylı kâhin" kurgusuyla özetledi. Jüpiter'deki uzaylılara bir sanı yollarsın, cevap yaklaşık üç saatte gelir. Çoğu zaman hiç gelmez, gelirse yanında doğrulanabilen ama anlaşılmayan bir ispat olur. Wallace'a göre böyle bir kâhin felsefede neredeyse işe yaramazdı. "Özgür irade determinizmle bağdaşır mı" gibi bir soruda işin neredeyse tamamı kavramları nasıl anladığımızda yatıyor, kâhinin "hayır" demesi hiç kimseyi ikna etmez.
Büyüye kim gerçekten inanıyor
Neil Levy, Robert Ross ve Ryan McKay, Oxford'un Practical Ethics blogunda 7 Ekim'de antropolojinin eski bir açmazını ele aldı. Başka bir toplumun büyüye inandığını söylersen onu tuhaf ve akıl dışı gösterme riskine girersin. İnanmadığını söylersen gerçek farklılığı silersin. Yazarların Evolution and Human Behavior dergisinde çıkan makalesi üçüncü bir yol öneriyor.2
Siyaset bilimi ve psikolojideki bulgulara göre insanlar ankette her zaman inandıklarını söylemiyor. Kimi bir tarafı desteklediğini göstermek için tuhaf bir iddiaya "inanıyorum" diyor, kimi araştırmacıyla dalga geçiyor. Kimi de daha önce hiç düşünmediği bir soruya o an aklına gelenlerden bir cevap kuruyor. Yazarlar bunun Batı dışı toplumlarda da geçerli olduğunu düşünüyor. Antropolog Frank Salamone'nin aktardığı bir Tiv'in sözü bu yüzden yazıda yer alıyor: "Beyaz adamın geleneklerimiz hakkında yazdıklarını okuyunca gülüyorum. Yabancılara, hele beyaz adama yalan söylemek bizde gelenektir."
Levy, Ross ve McKay bu duruma "karma tutumlar" diyor. Aynı toplulukta bazıları büyüye gerçekten inanıyor, bazıları onu bir aidiyet işareti olarak yaşıyor, bazılarının da oturmuş bir görüşü yok. Antropolog Melford Spiro, Myanmar'daki ruh inancını incelerken anlatıcılarının tam inançtan açık şüpheye kadar uzanan bir yelpazeye dağıldığını not etmişti. Yazarlara göre bu karışıklığı görmek, insanlara akılsız demeden onları anlamanın da yolu.
Ayrılıktan sonra toparlanmak
Queen Mary Londra Üniversitesi'nde araştırmacı olan Matthew Barnfield, Psyche'de 9 Ekim'de çıkan yazısına Iris Murdoch'tan bir cümleyle başlıyor: insan kendine "âşık olmayı bırak" diyerek âşık olmaktan vazgeçemez. Yaygın görüşe göre ayrılığın acısını zaman geçirir, tıpkı kırık bir kemik gibi. Barnfield'a göre kemik de alçısız kalırsa eğri kaynar. Ayrılık kalıcıysa yalnızca beklemek insana hiçbir söz hakkı bırakmıyor.3
Barnfield örneğini Sil Baştan filminin çiftinden, Joel ile Clementine'den alıyor. Clementine giderse Joel'ün değerleri ikiye bölünüyor. Bir yanı onu geri istiyor, küçük bir yanı da artık istememenin daha iyi olacağını biliyor. İkisine birden göre davranamadığı için arkadaşlarını ekiyor, işini aksatıyor. Felsefeci Agnes Callard'ın 2018 tarihli Aspiration kitabı burada yardıma geliyor. Callard'a göre insan, değerini henüz tam kavramadığı bir şeyi onu kavramış gibi davranarak öğreniyor. Joel arkadaşlarının ısrarıyla isteksizce dışarı çıkıyor ve eğlenmiyor. Yine de Clementine'siz bir hayatın da yaşanabileceğini ilk kez görüyor. Zamanla bu tür adımlar ona tek başına yaşamanın değerini öğretiyor. Barnfield, Christine Korsgaard'ın 2009'da yazdığı Self-Constitution kitabına dayanarak, dağılıp yeniden toparlanan kişinin bu süreçte daha iyi bir insana dönüştüğünü savunuyor.
Kendi kendine öğrenmek kalabalık iştir
Kaliforniyalı yazılım tasarımcısı Celine Nguyen üniversiteyi bitirdikten bir yıl sonra asıl eğitimi kaçırdığını hissetmiş. Edebiyatı, tarihi, felsefeyi kendi başına öğrenmeye kalkmış. İnternetteki okuma listeleri ve ders videoları işe yaramamış, dikkati hep telefona kaymış. Psyche'de 7 Ekim'de çıkan yazısında sorunun dikkat süresinde olmadığını, öğrenmeye tek başına girişmesinden kaynaklandığını anlatıyor.4
Tarihçi Jonathan Rose'un 2001'de çıkan İngiliz işçi sınıfının düşünce hayatı kitabı ona örnek olmuş. 18. yüzyıl İskoçya'sında madenciler yıllık aidatlarını birleştirip kitap alan kütüphaneler kurmuş. Bu kütüphanelerin toplantılarında bir üye bir konu hakkında yazı okuyor, sonra konu herkesin tartışmasına açılıyormuş. Antropolog Jean Lave ile eğitimci Etienne Wenger de 1991'de ebeleri, terzileri, kasapları ve içkiyi bırakmış alkolikleri inceleyip gözle görülür bir öğretimin pek olmadığını, çırakların asıl birbirinden öğrendiğini yazdı. Nguyen'in kendi denemesi de buna benziyor: üniversiteden yedi yıl sonra şair Zoe Tuck'ın haftalık çevrim içi felsefe dersine katılmış, grupla birlikte Merleau-Ponty'nin Algının Fenomenolojisi'ni yavaş yavaş okumuş.
Yazının en güçlü örneği Tolkien ile C. S. Lewis. İkisi 1926'da Oxford'da tanıştığında henüz roman yazmamışlardı. Tolkien bir yıl önce İskandinav mitolojisinden esinlendiği uzun bir şiiri hocasına göstermiş, hocası bırakmasını öğütlemişti. Sosyolog Michael Farrell'ın aktardığına göre Tolkien şiiri Lewis'e gösterince ayrıntılı övgü ve dize dize eleştiri aldı. Tolkien sonradan Lewis'ten gördüğü desteği "düpedüz cesaretlendirme" diye anlattı, uzun süre tek okuru oydu. İkisinin taslak okuduğu grup zamanla yedi kişiye çıktı. Bu gruptan Lewis'in 1950-1956 arasında yayımlanan Narnia Günlükleri'yle Tolkien'in 1954-1955'te çıkan Yüzüklerin Efendisi doğdu.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Weinberg, J. (2026). "Those OpenAI Math Results", Daily Nous, 7 Ekim 2026, yazı ve okur yorumları. Roberts, S. (2026). The New York Times, aktaran 3 Quarks Daily, 9 Ekim 2026. Daily Nous ↩
- Levy, N., Ross, R. M. ve McKay, R. (2026). "Who really believes in magic?", Practical Ethics, 7 Ekim 2026. Levy, N., Ross, R. M. ve McKay, R. (2026). "A motley of attitudes: belief, insincerity, and non-doxastic commitment in magical practice", Evolution and Human Behavior 47(5): 106945. Practical Ethics ↩
- Barnfield, M. (2026). "Why moving on after a breakup makes you a better person", Psyche, 9 Ekim 2026. Murdoch, I. (1970). The Sovereignty of Good. Callard, A. (2018). Aspiration: The Agency of Becoming. Oxford University Press. Korsgaard, C. (2009). Self-Constitution. Oxford University Press. Psyche ↩
- Nguyen, C. (2026). "Want to be a lifelong learner? Don't go it alone", Psyche, 7 Ekim 2026. Rose, J. (2001). The Intellectual Life of the British Working Classes. Yale University Press. Lave, J. ve Wenger, E. (1991). Situated Learning. Cambridge University Press. Farrell, M. P. (2001). Collaborative Circles. University of Chicago Press. Psyche ↩
Kapak: Nevşehir'de, Kapadokya vadilerine bakan çaput bağlanmış bir dilek ağacı. Fotoğraf: Noumenon, CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons. Bu içerik bilgi amaçlıdır.


