Hikayeyi büyük ihtimalle biliyorsun. Bir kafese beş maymun konur, tavana bir muz asılır, altına bir merdiven yerleştirilir. Bir maymun merdivene her tırmandığında hepsine buz gibi su sıkılır. Kısa sürede kimse merdivene yaklaşmaz; yaklaşmaya kalkan olursa diğerleri onu döver. Sonra maymunlar teker teker yenileriyle değiştirilir. En sonunda kafeste suyla hiç tanışmamış beş maymun kalır ama merdivene tırmanmaya kalkan hâlâ dayak yer. Neden? "Çünkü burada işler böyle yürür."
- Dünyanın en çok anlatılan psikoloji deneyinin izini sürdük; vardığımız yer bir laboratuvar değil.
- Hikayenin dipnotu olarak gösterilen 1967 tarihli gerçek bir deney var ama içinde ne merdiven var ne muz; sonucu ise bambaşka.
- Maymunlar birbirinden korku öğrenir mi? Gerçek bilimin cevabı, efsaneden daha ilginç.
- Ve hikayenin acı ironisi: sorgulamamak üzerine bir masalın, otuz yıldır kimse tarafından sorgulanmadan anlatılması.
Dipnotu olmayan deney
Bu hikaye şirket eğitimlerinde perdeye yansıtılır, liderlik kitaplarında bölüm açar, sosyal medyada infografik olarak dolaşır. Anlatan herkes "psikologların yıllar önce yaptığı bir deney" diye başlar. Ama izini sürünce ortaya tuhaf bir tablo çıkıyor: hikaye ilk olarak 1990'larda, Gary Hamel ve C. K. Prahalad'ın yöneticiler için yazdığı "Geleceği Kazanmak" adlı kitapta beliriyor ve kitapta hikaye için tek bir kaynak, tek bir dipnot, tek bir laboratuvar adı verilmiyor.1 Sonraki otuz yılda hikayeyi anlatan yüzlerce kitap ve konuşmacı da kaynak vermiyor; çünkü verilecek kaynak yok. Böyle bir deney hiçbir dergide yayımlanmadı, hiçbir arşivde kaydı yok.
Peki o meşhur muz ve merdiven imgesi nereden geliyor? Muhtemelen 1920'lerde Wolfgang Köhler'in şempanzelerle yaptığı zeka deneylerinden: Köhler'in şempanzeleri tavana asılı muza ulaşmak için kasaları üst üste dizerdi. Yani efsane, iki ayrı gerçek araştırmanın parçalarını alıp aralarına hiç yaşanmamış bir grup dinamiği yerleştiren bir kolaj.2
Gerçek deney: ne merdiven, ne muz, ne dayak
Hikayeyi savunanların dipnot diye tutunduğu tek çalışma, Gordon R. Stephenson'ın 1967'de yayımladığı rhesus maymunu araştırması. Ama makaleyi açıp okuyunca efsaneyle ilgisi olmadığı görülüyor. Stephenson beş maymunla değil, ikişerli çiftlerle çalıştı. Ortada muz değil plastik mutfak eşyaları vardı; ceza soğuk su değil, nesneye uzanan maymuna verilen hava püskürtmesiydi. Ve kritik soru şuydu: bir nesneden korkmayı öğrenen maymun, bu korkuyu hiç ceza görmemiş bir arkadaşına aktarabilir mi?3
Sonuçlar efsanenin tam tersi yönde. Korkutulan maymunlar, nesneye uzanan deneyimsiz arkadaşlarını dövmek şöyle dursun, çoğunlukla sadece endişeli bakışlar attı; bir tanesi arkadaşını nazikçe nesneden uzaklaştırdı. Daha da güzeli: bazı denemelerde deneyimsiz maymunun korkusuzca nesneye dokunması, korkutulmuş maymunun korkusunu çözdü. Yani gerçek deney "kimse sorgulamaz, herkes boyun eğer" değil; "cesur bir yeni gelen, eski korkuları kırabilir" diyor. Kurumsal eğitimlerde anlatılsa çok daha işe yarar bir ders, ama nedense o versiyon tutmadı.
Sorgulamadan itaat üzerine anlatılan hikaye, otuz yıldır kimse tarafından sorgulanmadan anlatılıyor. beş maymun efsanesinin ironisi
Peki maymunlar birbirinden korku öğrenmez mi?
Öğrenir; bilimin bu konuda söyledikleri efsaneden daha ilginç. Psikolog Susan Mineka'nın 1980'lerdeki ünlü çalışmalarında, laboratuvarda doğup yılan görmemiş rhesus maymunları yılandan hiç korkmuyordu. Ama vahşi doğada büyümüş bir maymunun yılan karşısındaki panik anını izlediklerinde, tek seferde ve kalıcı olarak yılan korkusu edindiler.4 Yani sosyal öğrenme gerçek, korkunun bulaşıcılığı gerçek. Efsanenin uydurma olan kısmı mekanizma değil, sahne: dayak yoktur, kör gelenekçilik yoktur, "burada işler böyle yürür" diye omuz silken maymun yoktur. O maymun, insandır.
Efsane neden bu kadar tutuyor?
Çünkü anlatana da dinleyene de iyi hissettiriyor. Hikayeyi anlatan kişi kendini hep merdivene tırmanmaya çalışan cesur yeni maymunun yerine koyar; dinleyenler de öyle. Islanan, döven, sorgulamayan hep başkalarıdır: eski yönetim, rakip departman, kayınvalide. Üstelik hikaye "bilimsel deney" ambalajıyla gelir; deney denince itiraz refleksimiz kapanır. Oysa bir iddianın başına "psikologlar kanıtladı" koymak, onu kanıtlamaz.
İşin güzel yanı, efsanenin kendisinin canlı bir deney olması. Kaynağı olmayan bir hikaye, otuz yıl boyunca yüzbinlerce eğitim salonunda, kimse "bu deney gerçekten yapıldı mı?" diye sormadan anlatıldı. Sorgulamamak üzerine bir masal, sorgulanmadığı için yaşadı. Beş maymun deneyi bu yüzden yine de bir şey kanıtlıyor; sadece maymunlar hakkında değil.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Hamel, G. & Prahalad, C. K. (1994). Competing for the Future, Harvard Business School Press. Hikayenin kaynak gösterilmeden yayımlandığı ilk bilinen yer; ayrıca Throwcase (2014), "That 'Five Monkeys Experiment' Never Happened". ↩
- Maestripieri, D. (2012). "What Monkeys Can Teach Us About Human Behavior: From Facts to Fiction", Psychology Today; Köhler, W. (1925). The Mentality of Apes. ↩
- Stephenson, G. R. (1967). "Cultural acquisition of a specific learned response among rhesus monkeys", Progress in Primatology (Starek, Schneider & Kuhn, ed.), Fischer, s. 279-288. ↩
- Mineka, S. vd. (1984). "Observational conditioning of snake fear in rhesus monkeys", Journal of Abnormal Psychology, 93(4). ↩


