Bilim yazıları e-postana gelsin mi?
Her gün siteye bakman gerekmesin; yeni yazı çıktığında ve haftalık özette biz haber verelim. Reklam yok.

Flinders Petrie 1920'lerin başında Abydos'ta, Mısır'ın ilk krallarının mezarlarını çevreleyen sıra sıra küçük mezarları açtığında bir toplu ölümden şüphelendi. Bu kadar insanın aynı anda doğal yollarla ölüp aynı gün gömülmesi ona inandırıcı gelmedi. Kemiklerde yara izi ise bulamadı. 1925 tarihli raporunda bu insanların belki bir kum torbasıyla sersemletildiğini ve kendilerine gelmeden toprağa verildiğini yazdı.1

Aradan yüz yıl geçti. Purdue Üniversitesi'nden biyoarkeolog Roselyn Campbell, 5 Ekim 2026'da Frontiers in Environmental Archaeology dergisinde yayımlanan makalesinde, Petrie'nin İngiltere'ye gönderdiği kafataslarından 46'sını yeniden ele aldı. 18'inde ölüm anına yakın bir zamanda oluşmuş, büyük olasılıkla öldürücü kırıklar var.2

Bu yazıda neler var?

Kralın çevresindeki sıra sıra mezarlar

Abydos'un Umm el-Qaab mezarlığı, Mısır'ı tek taç altında birleştiren Birinci Hanedan'ın krallarına ait. Makale bu hanedanı MÖ 3078 ile 2900 arasına tarihliyor; Giza'daki Büyük Piramit'ten yaklaşık 500 yıl önce. Hanedanın ilk kralı Aha'nın çevresinde yalnızca birkaç yan mezar var. Ondan sonra gelen krallarda bu sayı yüzlere çıkıyor, İkinci Hanedan başlayınca da uygulama birden ortadan kalkıyor.

Mezarların bir kısmında küçük taş levhalar bulundu. Üzerlerinde mühürdar, müfettiş, zanaatkâr ve hekim gibi alt ve orta düzey saray unvanları yazıyor. Kralın eşi, veziri ya da çocukları için kullanılan üst düzey unvanlar hiçbirinde geçmiyor. Campbell'ın kafataslarından çıkardığı tablo da buna uyuyor: kadınlar ve erkekler var, çocuk yok, yaşlı çok az.

Petrie kadın mezarlarını kralın "haremi" diye yorumlamıştı. Campbell bu sözcüğü sorunlu buluyor ve nedenini açıkça yazıyor: terim, 18. yüzyıl Avrupalılarının Türkiye ve çevresine dair egzotik oryantalist hayallerinden geliyor. Abydos'taki kadınların kralın eşi olduğunu gösteren tek bir unvan yok; saray hizmetinde başka bir görevleri olabilir. Kraliçe Merneith ise oğlu Den çocukken ülkeyi naip olarak yönetti ve kendi avlusunun çevresine kendi yan mezarlarını yaptırdı.

Umm el-Qaab mezarlığının planı: solda Aha, Djer, Djet, Merneith, Den ve diğer kralların mezar odaları ve çevrelerindeki sıra sıra küçük yan mezarlar; sağda Djer, Djet ve Merneith'in tören avluları ve duvar boyunca dizilen mezarlar
Solda kralların mezar odaları, sağda tören avluları. Her ikisinin de çevresi küçük yan mezarlarla çevrili. Campbell'ın incelediği kafatasları sağdaki Djer, Djet ve Merneith avlularından geliyor. Çizim: R. A. Campbell, Bestock'tan (2011) uyarlama, Frontiers in Environmental Archaeology 2026, CC BY 4.0.

Parafin sürülmüş çatlaklar

Petrie'nin elinde kemiklerin kaderini belirleyen bir alışkanlık vardı. Makaleye göre yaklaşık 80 kafatasını ölçtü, kırılgan olanları erimiş parafinle sağlamlaştırdı ve 60'ını Londra'daki University College'ın öjeni bölümüne gönderdi. 96 kişinin uzun kemiklerini ölçtükten sonra hepsini İkinci Hanedan kralı Khasekhemwy'nin yapısı içindeki bir çukura birlikte geri gömdü. Bugün Cambridge Üniversitesi'nin Duckworth Koleksiyonu'nda Djer, Djet ve Merneith avlularından gelen 46 kafatası duruyor.

Taze kemik, içinde hâlâ su taşıdığı için kırılmadan önce biraz esner. Bu yüzden ölüm anına yakın oluşan kırıkların kenarı keskin, yüzeyi açılı olur; bazen kemik tam kopmaz, menteşe gibi asılı kalır. Ölümden uzun süre sonra kuruyan kemik ise düzensiz ve pürüzlü kırılır. Adli antropoloji bu ayrımı son yüzyılda deneylerle ve görüntüleme teknikleriyle oturttu. Petrie'nin döneminde kazılarda kemiğe çoğunlukla bir hekim bakıyordu ve hekimler canlı hastayla çalışmaya alışkındı, kuru kemikle değil.

46 dairelik nokta grafiği: 18 limon renkli daire ölüm anına yakın kırık taşıyan kafatasları, 28 boş daire kafada iz olmayanlar; altta örneklemin avlulardaki mezar nüfusunun yüzde 5 ile 15'i olduğu notu
46 kafatasının 18'inde ölüm anına yakın kırık var. Geri kalan 28'inde kafada iz yok ama bu, o kişilerin doğal yolla öldüğü anlamına gelmiyor; gövde kemikleri kayıp. Veri: Campbell 2026.

Kırıkların çoğu, kafatasının tepesini oluşturan iki yan kemiği boydan boya geçen düz çatlaklar. Bu tür kırıklar çoğu zaman kafatasının içinde kanamaya yol açar. Bugün bile ameliyat edilmezse kişi kısa sürede bilincini kaybedip ölebilir; MÖ 3000'de bunun tek bir sonucu vardı. Birkaç kafatasında da kesici alet izi görülüyor. Birinde başın yanından içeri giren bir yara, bir başkasında göz hizasında bir kesik var.

Petrie'nin bu çatlakları gözden kaçırmadığı anlaşılıyor. Campbell, parafinin çoğu kafatasında tam da kırık hattının çevresine sürüldüğünü fark etti. Petrie o bölgenin kırılgan olduğunu görmüş, ama çatlağı toprağın zamanla yaptığı bir hasar sanmış. Campbell Earth.com'a verdiği demeçte, Petrie titiz kayıtlarıyla bilindiği için bu bulgunun kendisini de şaşırttığını söyledi.3

Kafataslarındaki kırıkları Campbell ilk kez 2019'da Kaliforniya Üniversitesi'ndeki doktora tezinde, sonra 2024'te bir kitap bölümünde yayımladı. Yeni makale bu sonucu, onu mümkün kılan yöntemlerle birlikte hakemli bir dergide ilk kez bu kadar ayrıntılı tartışıyor.

Narmer'in topuzu bu kırıkları açıklamıyor

Narmer Paleti'nin ön yüzü: beyaz taçlı kral Narmer, sağ elinde kaldırdığı topuzla önünde diz çökmüş bir adamın başına vurmak üzere; alt şeritte yere serilmiş iki figür
Narmer Paleti, yaklaşık MÖ 3000. Kral, topuzunu diz çökmüş bir düşmanın başına indirmek üzere. Bu sahne Mısır sanatında üç bin yıl boyunca tekrarlandı. Kahire Mısır Müzesi. Fotoğraf: Wikimedia Commons, kamu malı.

Mısır sanatında kralın topuzla düşmanının başını ezdiği sahne, Narmer Paleti'nden itibaren üç bin yıl boyunca tekrarlandı. Akla ilk gelen açıklama bu olabilir. Campbell buna iki nedenle katılmıyor. Bu sahnelerde kral hep yabancı bir düşmana vuruyor, kendi sarayının memurlarına hiç vurmuyor. Adli deneyler de taş topuzun kafatasında çökme kırığı açtığını gösteriyor. Abydos'taki düz çatlaklar ise daha hafif, geniş ve yassı bir cisimle oluşuyor; tahta ya da boynuzdan yapılmış bir alet gibi.

Düşme ihtimali de var. Ama adli vakalarda şapka kenarı hizasının üstünde kalan kırıklar çoğunlukla kasıtlı darbeden oluyor, çünkü düşen kişi refleksle başını korur. Bu kadar küçük bir örneklemde çok sayıda insanın aynı biçimde düşmesi zor. Ayrıca kafatasını kıracak kadar sert bir düşüş başka kemikleri de kırardı ve Petrie'nin fotoğraflarında böyle bir hasar görünmüyor.

Petrie'nin "diri diri gömüldüler" fikri de bugün zayıf görünüyor. Kemiklerin yerinden oynamasını bugün çürüme süreci de açıklayabiliyor. Petrie'nin "dizini kaldırmış" dediği iskeletin dizi, fotoğraf için tuğlalarla desteklenerek yerinde tutulmuştu. Campbell'a göre ceset çürürken bir diz, tabut ya da başka bir destek olmadan o konumda kalamazdı. Doğal yolla ölenlerin önce başka yere gömülüp kral ölünce buraya taşındığı görüşü de var. Fotoğraflarda el ve ayak parmaklarının küçük kemikleri yerli yerinde duruyor. Taşınan bir cesette bu kemikler genellikle kaybolur. Campbell bu yüzden mezarların ilk ve tek gömü yeri olduğu sonucuna varıyor.

Aynı yüzyıllarda Malatya'da

Kralla birlikte ölen saray halkı yalnızca Mısır'da görülmüyor. Malatya'daki Arslantepe'de, yaklaşık MÖ 3000'e tarihlenen ve kazı ekibinin "kral mezarı" dediği gömüde, taş sandukada 30-40 yaşlarında bir adam yatıyordu. Sandukayı örten taş levhaların üstünde 12 ile 16 yaşları arasında dört gencin iskeleti bulundu. Kazı başkanı Marcella Frangipane ve ekibi bu gençlerin ölmeden önce şiddete maruz kaldığını ve büyük olasılıkla mezardaki adam için kurban edildiğini yazdı.4 Sonraki araştırmacılar hem "kral" sıfatını hem de kurban yorumunun kesinliğini tartıştı.

Irak'taki Ur kral mezarlarında Leonard Woolley 1920'lerde, ellerinde kap tutan dizi dizi iskeletler bulmuş ve bu insanların zehir içip sessizce öldüğünü düşünmüştü. Pennsylvania Üniversitesi'nden bir ekip 2011'de bu kafataslarından ikisini bilgisayarlı tomografiyle taradı. İkisinde de kafa tabanında ağır darbe kırığı vardı.5 Sudan'daki Kerma'da ise kemiklerde şiddet izi çıkmadı. Ancak her kral tümülüsünün tek seferde kapatılmış olması kurbanı en güçlü açıklama olarak bırakıyor.6

Kahire Amerikan Üniversitesi'nden Mısırbilimci Salima Ikram, Guardian'a verdiği demeçte uygulamanın kısa sürdüğünü ve insanların yerini zamanla küçük heykelciklerin aldığını hatırlattı.7

Neyi henüz bilmiyoruz?

28 kafatasında iz yok. Bu insanlar doğal yoldan ölmüş olabilir. Boğularak ya da zehirlenerek de ölmüş olabilirler; bu yöntemler kafatasında iz bırakmaz. Gövde kemiklerine bakılabilseydi başka yaralar da çıkabilirdi.

Ölüm anına yakın kırık, ölümden birkaç saat hatta birkaç gün sonra oluşmuş da olabilir. Campbell, darbelerin öldürdüğünü kanıtlayamadığını, ama ölümden sonra oluştuklarını gösteren bir iz de bulunmadığını yazıyor. Örneklem küçük: 46 kafatası, avlulardaki mezar nüfusunun yalnızca yüzde 5 ile 15'i. Samford Üniversitesi'nden Dawn McCormack da Guardian'a aynı sınırı hatırlattı. Ham veri, Campbell'ın Routledge'dan çıkacak State-sanctioned Violence and Human Sacrifice in Early Dynastic Egypt kitabında yayımlanacak.

Bu insanların nasıl öldüğünü daha iyi anlatabilecek gövde kemikleri, Petrie'nin raporuna göre Khasekhemwy'nin yapısındaki bir çukurda. Campbell o kemikleri bulup incelemeyi çok istediğini söylüyor. Makalesinde ise bulunsalar bile, birlikte gömülen 96 kişinin kemiklerini kendi kafataslarıyla eşleştirmenin neredeyse imkânsız olduğunu yazıyor.

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. Petrie, W. M. F. (1925). Tombs of the Courtiers and Oxyrhynkhos. Londra: British School of Archaeology in Egypt. Yan mezarların kazısı, "kum torbasıyla sersemletilip" gömülme varsayımı, yaklaşık 80 kafatasının ölçülüp 60'ının University College'a gönderilmesi, 96 kişinin uzun kemiklerinin Khasekhemwy yapısındaki bir çukura geri gömülmesi (s. 8-9). Aktaran: Campbell 2026. ↩
  2. Campbell, R. A. (2026). "New data from old bones: using bioarchaeology and forensics to reassess legacy data from ancient Abydos, Egypt." Frontiers in Environmental Archaeology 5: 1858940, 5 Ekim 2026. Birinci Hanedan tarihi (MÖ 3078-2900), Duckworth Koleksiyonu'ndaki 46 kafatası, 18'inde (%39) ölüm anına yakın kırık, örneklemin mezar nüfusunun %5-15'i olması, topuz ve düşme ihtimallerinin değerlendirilmesi, "harem" teriminin eleştirisi. Kırık bulgusunun ilk yayını: Campbell, R. A. (2019), Kill Thy Neighbor: Violence, Power, and Human Sacrifice in Ancient Egypt, doktora tezi, UCLA ve Campbell (2024), Springer kitap bölümü. doi.org/10.3389/fearc.2026.1858940 · Basın bülteni: EurekAlert! ↩
  3. "Skull fractures offer new evidence of human sacrifice in ancient Egypt", Earth.com, Ekim 2026 (Campbell ile söyleşi, parafinin kırıkların çevresine sürülmesi). earth.com ↩
  4. Frangipane, M. ve ark. (2001). "New symbols of a new power in a 'royal' tomb from 3000 BC Arslantepe, Malatya (Turkey)." Paléorient 27(2): 105-139. Gençlerin yaşları (12-16) ve ana bireyin yaşı (30-40) için ayrıca: Wengrow ve ark. (2024), Cambridge Archaeological Journal, Başur Höyük makalesi. doi.org/10.3406/paleo.2001.4733 ↩
  5. Baadsgaard, A., Monge, J., Cox, S. ve Zettler, R. L. (2011). "Human sacrifice and intentional corpse preservation in the Royal Cemetery of Ur." Antiquity 85: 27-42. doi.org/10.1017/S0003598X00067417 ↩
  6. Judd, M. A. ve Irish, J. (2009). "Dying to serve: the mass burials at Kerma." Antiquity 83(321): 709-722. doi.org/10.1017/S0003598X00098938 ↩
  7. "Skull fractures suggest servants of Egypt's ancient kings were sacrificed", The Guardian, 5 Ekim 2026 (Salima Ikram ve Dawn McCormack'ın yorumları). theguardian.com ↩
  8. Görseller: Kapak, Umm el-Qaab mezarlığının genel görünümü, Markh, Wikimedia Commons, kamu malı (kırpıldı). Mezarlık planı R. A. Campbell, Bestock 2011'den uyarlama, Frontiers in Environmental Archaeology 2026, CC BY 4.0. Narmer Paleti, Wikimedia Commons, kamu malı. Kafatası grafiği kafa1milyon, veri Campbell 2026. ↩

Bu yazı arkeoloji haberidir. Bulgular Campbell'ın 5 Ekim 2026'da yayımlanan hakemli makalesine ve önceki yayınlarına dayanır; ham veri henüz yayımlanmamıştır.

Kategoriler ve Etiketler
Derin Geçmiş abydos antik mısır insan kurbanı biyoarkeoloji flinders petrie arslantepe
Bu yazıyı paylaş
Elvan

Elvan

Derin Geçmiş'in sesi. Kazı raporlarını, makale dipnotlarını ve müze envanterlerini okuyup hikâyeye çeviriyor. Bir buluntuyu anlatırken kimin kazdığını da söylemeyi ilke sayar.