6 Ocak 1959, salı sabahı. Sirkeci'de Ebussuud Caddesi üzerindeki Neyir Han'ın çevresi her günkü gibi işliyordu: matbaalar, kitabevi, oteller, yan yana dükkânlar. Saat 10.23'te gökyüzü yırtıldı. Patlama sesi Taksim'den Fatih'e kadar duyuldu. Birkaç saniye içinde Yeni Viyana Oteli, Üniversite Kitabevi, Doğu ve Öztürk matbaaları enkaza döndü; Tan Matbaası yarı yarıya yıkıldı. Karşıdaki Meserret Oteli'nin pencerelerinden yangın sıçradı. Sirkeci duman ve toz içinde kaldı.1

O günün bilançosu hâlâ hafızada "elli ölü" diye dolaşır. İstanbul İtfaiyesi'nin kaydı daha net: 38 ölü, 42 yaralı; altı bina yıkıldı, iki bina kısmen yandı. Hangi rakamı yazarsan yaz, cadde birkaç saniyede savaş alanına döndü. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes olay yerine geldi. Soru herkesin dilindeydi: bu kadar şiddetli bir infilak nasıl olmuştu?2

Bu yazıda neler var?

Cadde birkaç saniyede yıkıldı

Patlamanın merkezi Neyir Han'dı. Hanın ikinci katında bir maden şirketi yazıhanesi vardı. İlk günlerde şüpheler başka yerlere gitti: alt kattaki ecza deposu, otelin kalorifer kazanı, hatta siyasi sabotaj. Tan Matbaası'nın da hasar alması, dönemin gerilimli basın ikliminde komplo teorilerini besledi. Ama ertesi gün enkaz başka bir şey verdi. Yazıhanenin molozunda dinamit fitilleri bulundu. İz sürülünce ortaya çıktı: patlamaya yazıhanedeki yaklaşık 300 kilogram dinamit yol açmıştı.1

Dinamitler maden işi içindi; şehir merkezindeki bir iş hanında, tahta sandıkta bekliyordu. Bu tek başına skandaldı. Ama asıl soru hâlâ açıktı: fitili kim ateşlemişti? Yoksa yanlışlıkla mı tutuşmuştu?

Sirkeci Garı cephesi, tarihi İstanbul manzarası
Sirkeci Garı'nın cephesi. Patlama birkaç yüz metre ötede, Ebussuud / Ankara Caddesi hattındaydı. Fotoğraf: Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.5 (retuşlu arşiv görüntüsü).

Alyanslar, nişan ve yanlış şüpheli

Şirketin ortaklarından Mustafa Atik o gün eve dönmedi. Eşi Melek Atik, kocasının sabah 09.30'da evden çıktığını söyledi. Şirket katibi Tahsin Bal ise Bayrampaşa'daki evinde bulundu. Anlattığına göre sabah 10.00 sularında telgraf çekmek için yazıhaneden çıkmış, patlamadan kurtulmuştu. Büroda sandık içinde dinamit ve fitil olduğunu da o doğruladı.1

Enkazda iki alyans çıktı. İçlerinde "F. Atik" ve "M. Atik" yazıyordu. Mustafa Atik'in eski katibesi Feriha Bal ile nişan yaptığı anlaşılınca hikâye bir aşk faciasına kaydı. Atik, Feriha ile ilişki yaşamaya başlayınca kadını bürodan uzaklaştırmış, yerine abisi Tahsin'i almıştı. Ortada bir evlilik vaadi vardı; bir türlü gerçekleşmiyordu.

Olay sabahı Feriha'nın annesi Samiye Bal, kızıyla yazıhaneye gitti: evlenme işini konuşacaklardı. Tahsin'in ifadesine göre Atik onu postaneye yolladı. Patlama, Atik, Feriha ve Samiye yazıhanedeyken oldu. Üçü de öldü; o sabah odada ne konuşulduğu bilinmiyor. Kamuoyunda en büyük şüpheli, nişanlısı ve annesine kızan Mustafa Atik oldu. Yıllarca "aşk faciası" diye anlatıldı. Atik'in İzmir'deki ortağı Fehmi Moralı bile dinamitlerin konumuna dair ifadeleriyle bu şüpheyi besledi.1

1959 Sirkeci patlamasından 1990 itirafına zaman çizelgesi
Patlamadan itirafa: 31 yıl. Resmî ölü sayısı İstanbul İtfaiyesi kaydına göre 38. Damga: kafa1milyon.com

31 yıl sonra gelen telefon

Dosya soğudu. 1964'te Kuledibi çarşısında büyük bir yangın çıktığında bir bekçi adı yeniden manşete çıktı: Tahsin Bal. İhbar gecikmişti; Hürriyet onu Sirkeci ile ilişkilendirip "esrarengiz bir adam" diye yazdı. Somut delil yine yetmedi.1

20 Aralık 1990'da Hürriyet'in telefonu çaldı. Arayan Tahsin Bal'dı. Muhabirler Sedef Şenkal ve Süleyman Arat ile görüştü. "Bu sırla yaşayarak hayatımı mahvettim. Ölen insanlar gözümün önünden gitmiyor. Hiç değilse huzur içinde öleyim," diyordu. Anlattığı şey kısa ve ağırdı: kız kardeşi Feriha'nın patronu Atik'le ilişkisine kızmıştı. Bulduğu çöpleri dinamitlerin üzerine koyup ateşe vermiş, hemen çıkmıştı. "Küçük bir patlama olacağını zannediyordum, ama onca insan öldü."1

İtiraf, yıllarca Atik'e yüklenen suçu başka yere taşıdı. Ama mahkeme kapısı kapalıydı. Olayın üzerinden 31 yıl geçmişti; zaman aşımı dolmuştu. Annesi ve kız kardeşiyle birlikte onlarca insanın ölümüne yol açan adam, kendi söylediği cümleyle bile yargılanmadı.3

Eminönü ve Sirkeci civarı, Haliç kenarı şehir manzarası
Eminönü–Sirkeci hattı bugün de İstanbul'un en işlek koridorlarından. 1959'da aynı yoğunluk, dinamiti şehir merkezine taşımanın riskini büyütmüştü. Fotoğraf: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0.

Küçük sandığı patlama, büyük şehir

Bu hikâyede üç katman üst üste biniyor. Birincisi teknik: maden dinamitinin iş hanında depolanması. İkincisi kişisel: bir ailenin içinde büyüyen öfke, nişan, kıskançlık, "küçük bir uyarı" sanılan ateş. Üçüncüsü hukuki: itiraf geldiğinde ceza zamanaşımı çoktan dolmuştu. Şehir, ölü sayısını gazete manşetlerinde taşıdı; fail ise kendi vicdanıyla otuz bir yıl sonra konuştu.

Şair Sezai Karakoç o sırada bölgedeydi. Sonradan basına yansıyan dizelerinde kanlı bir elbise ve şahit olarak İstanbul geçiyordu. Şiir, rakamın taşıyamadığı şeyi taşıyor: cadde, bir sabah, bir sandık dinamit ve yanlış bir hesap.2

Sirkeci'deki sır, aşkın değil; şehir merkezine konmuş dinamitin ve otuz bir yıl geciken bir itirafın hikâyesiydi. bu yazının tek cümlelik özeti

Bugün Ankara Caddesi'nde yürürken 1959'un molozunu görmezsin. Ama arşiv sayfaları duruyor: 10.23, Neyir Han, 300 kilo dinamit, 38 ölü, 1990'da bir telefon. "Elli kişi" diye anlatılan hafıza ile itfaiye kaydı arasında küçük bir fark var; asıl fark, facianın sebebini yıllarca yanlış yere yazmış olmamızda. Atik'in adı uzun süre gölgede kaldı. Bal'ın cümlesi ise geç geldi. Geç geldiği için de mahkeme dosyasına değil, gazete arşivine düştü.

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. Yalazan, A. (4 Şubat 2022). "Katliamın sırrı 31 yılda çözüldü", Hürriyet (Arşiv Balıkçısı): 6 Ocak 1959 saat 10.23, Neyir Han, ~300 kg dinamit, alyanslar, Tahsin Bal'ın 20 Aralık 1990 itirafı ve Kuledibi 1964 bağlantısı. hurriyet.com.tr
  2. BBC Türkçe (22 Ocak 2025), "Türkiye'de en fazla can kaybına neden olan yangınlar": İstanbul İtfaiyesi kaydıyla 38 ölü, 42 yaralı; altı bina yıkıldı. Cumhuriyet (8 Ocak 1959) ve Milliyet (7 Ocak 1959) arşiv görselleri; Sezai Karakoç alıntısı aynı derlemede. bbc.com/turkce
  3. Milliyet (arşiv haberi): Tahsin Bal'ın itirafı, zaman aşımı nedeniyle yargılanmaması ve olayın "aşk faciası" olarak anılması. milliyet.com.tr
Kategoriler ve Etiketler
Tarih sirkeci 1959 istanbul tarihi dinamit neyir han cumhuriyet tarihi
Bu yazıyı paylaş
kafa1milyon

kafa1milyon

Bu sitenin yazarları ve editörleri. Bilimin, tarihin ve gündelik hayatın en meraklı sorularını kovalıyor; her yazıyı birincil kaynaklarından araştırıyor, özenle yazıyor ve dileyen için sesli anlatıyoruz.