Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu 28 Ekim 2026 sabahı yaptığı açıklamada, Türkiye'de geliştirilen yerli kalp-akciğer makinesinin üç hastanede toplam 57 hastada kullanıldığını duyurdu.1 Açıklamada bu cihazı dünyada üretebilen ülke sayısının dört olduğu vurgulandı. Konu bir anda gündeme yükseldi.
Trendler sayfamızda bu hareketi saat 08.04'te gördük. "Kalp" terimi gün içinde 10. sıraya kadar çıktı, zirvesi 8 oldu ve yaklaşık 5 bin arama gördü. Buradaki ilgi yalnızca bir teknoloji haberi değil, aynı zamanda açık kalp ameliyatlarında dışa bağımlılığın nereye kadar azalabileceği sorusuna bağlıydı.
- LIFELINE HLM tam olarak ne yapıyor, ameliyatın hangi bölümünde devreye giriyor?
- "57 hasta" verisi nereden geliyor ve önceki klinik adımlarla nasıl birleşiyor?
- Bu sayıyı neden başarı ilanı kadar izleme verisi olarak da okumak gerekiyor?
- Bir sonraki eşik için hangi verilerin düzenli yayımlanması beklenir?
Cihaz ne işe yarıyor?
Kalp-akciğer makinesi, açık kalp ameliyatında kalp durdurulduğunda kanı vücuttan alıp oksijenleyerek yeniden dolaşıma verir. Yani kısa süreliğine hem kalbin pompa görevini hem de akciğerin oksijen değişimini üstlenir.2 Bu yüzden cihazın teknik güvenilirliği, ameliyatın kritik dakikalarında doğrudan hasta güvenliği anlamına gelir.
Bu teknoloji tek başına kutudan çıkıp çalışmıyor. Cerrahi ekibin yanında perfüzyonist ekibi cihazı ameliyat boyunca anlık olarak yönetir; kan akımı, oksijen düzeyi ve ısı takibi bu ekipte olur.4 Yerli üretim başlığının klinik değer kazanması da burada başlıyor. Cihaz farklı ekiplerin elinde benzer güvenlik düzeyi veriyorsa, gerçek yaygınlaşma o zaman görülür.
Gaziantep Üniversitesi'nin ağustos ayındaki resmi duyurusu sahadaki ilk adımları gösteriyor. Üniversite hastanesinde yerli LIFELINE HLM ile dört açık kalp ameliyatı yapıldığı, bu vakalardan birinde üç damar bypass, birinde minimal invaziv kapak değişimi uygulandığı açıklandı.3 Aynı duyuruda cihazın ilk klinik uygulamasının Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde yapıldığı da yer aldı.
57 hastaya giden yol
Bugünkü 57 hasta verisi, tek bir merkezdeki sonuç değil. Bakanlık açıklaması cihazın üç hastanede kullanıldığını söylüyor.1 Yani sayı, çok merkezli bir klinik kullanım toplamı olarak okunmalı. Bu önemli bir eşik çünkü yerli cihazın tek ekipte değil farklı ameliyat ekiplerinde çalıştırılabildiğini gösteriyor.
Aynı anda iki gerçek var. 57 sayısı sıfırdan klinik kullanıma geçiş için güçlü bir işaret. Fakat bu sayı kendi başına uzun dönem sonuç vermez. Kalp cerrahisinde cihaz başarısını yalnızca ameliyat anı değil, yoğun bakım süresi, kanama ihtiyacı, nörolojik komplikasyon ve 30 günlük ölüm oranı gibi ölçüler tamamlar.4
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var. Türkiye'de sağlık teknolojisi haberleri çoğu zaman ürünün teknik özellikleriyle sınırlı kalıyor. Oysa kalp-akciğer makinesinde asıl sorulması gereken soru, cihazın farklı hasta profillerinde aynı istikrarı verip vermediği. Çocuk kalp cerrahisi, ileri yaş çoklu damar vakaları veya uzun pompa süresi gerektiren kompleks ameliyatlar gibi alt gruplar paylaşılmadıkça tablo eksik kalır.
- 57 hasta
- 28 Ekim 2026 itibarıyla yerli kalp-akciğer makinesinin kullanıldığı toplam vaka sayısı.TRT Haber, Sağlık Bakanı açıklaması
- 3 hastane
- Aynı açıklamaya göre cihazın klinik kullanımda olduğu merkez sayısı.TRT Haber, 28 Ekim 2026
- 4 vaka
- Gaziantep Üniversitesi'nin duyurduğu ikinci klinik merkezdeki ilk vaka grubu.GAÜN Haber Merkezi, 26 Ağustos 2026
- 4 ülke
- Açıklamada cihazı üretebildiği belirtilen ülke sayısı.Sağlık Bakanı açıklaması
Sıradaki kritik adım ne?
Türkiye'de bu başlık doğal olarak "yerli üretim" cümlesiyle konuşuluyor. Bu doğru bir eksen ama klinik tarafta düzenli veri paylaşımı daha da kritik. Üç merkezdeki toplam vaka sayısının yanında, hangi tip ameliyatlarda kullanıldığı, kaç vakada cihaz değişimine ihtiyaç duyulduğu, operasyon sonrası ilk 24 saatteki temel güvenlik göstergeleri de düzenli yayımlandığında tablo netleşir.
Uluslararası literatürde kalp-akciğer sistemlerinde güvenlik değerlendirmesi için en azından merkez bazlı olgu sayısı, pompa süresi ve erken komplikasyon sıklığı birlikte raporlanıyor. Türkiye'de de aynı format korunursa, hekim ekipleri farklı cihazları doğrudan kıyaslayabilir. Bu kıyas, yeni merkezlerin eğitimi için de pratik bir yol haritası üretir.
Maliyet ve tedarik tarafı da izlenmeli. Cihazın bakım parçaları, sensörleri ve sarf zinciri yerli kalabildiği ölçüde ameliyathane planlaması daha öngörülebilir olur. Kamu hastaneleri açısından bu, yalnızca fiyat değil, ameliyat erteleme riskinin azalması demektir. Bakanlığın bundan sonraki güncellemelerde merkez bazlı toplam kullanım sayısını periyodik yayımlaması, bu yüzden teknik olduğu kadar kamusal bir şeffaflık adımı olur.
Kısa cümleyle toparlayalım: 57 hasta verisi bir başlangıç eşiği. Bundan sonra güven verecek olan şey aynı cihazın yüzlerce vakada benzer güvenlik profiliyle devam etmesi olacak. Kamuya açık ilk sayı bugün 57.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu açıklaması, 28 Ekim 2026; TRT Haber aktarımı: Yerli ve milli kalp-akciğer makinesi 57 hastada başarıyla kullanıldı. Açıklamada üç hastane, 57 hasta ve "dört ülke" vurgusu yer alıyor. ↩
- Melrose, D. G. (1953) kalp-akciğer makinesinin erken klinik çerçevesi; genel çalışma mantığı için ayrıca: Cleveland Clinic, Cardiopulmonary Bypass. ↩
- Gaziantep Üniversitesi Haber Merkezi (26 Ağustos 2026): Yerli kalp-akciğer makinesiyle GAÜN'de yapılan ameliyatlar başarıyla tamamlandı. İlk klinik merkezin Ankara Bilkent Şehir Hastanesi olduğu, GAÜN'de dört vakanın tamamlandığı duyuruldu. ↩
- Yanagawa, B. ve ark. (2020). Cardiopulmonary bypass ile ilişkili erken dönem risk göstergeleri üzerine derleme: Journal of Thoracic Disease. DOI: 10.21037/jtd.2019.12.88. ↩
Kapak: Perfusionist operating heart lung machine, Pfree2014, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0. Bu içerik bilgi amaçlıdır; tıbbi tavsiye değildir. Ameliyat ve tedavi kararları yalnızca ilgili uzman hekim ekibiyle verilir.


