Çanakkale'nin Tevfikiye köyü yakınındaki Troya'da kazı ekibi, Troya VI surlarının güney kapısı önünde çalışıyor. Taş döşeli bir yol, giriş düzeni, yapı temelleri, amfora parçaları ve başka çanak çömlekler aynı alanda buluştu. Troya Kazıları Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Reyhan Körpe, yaklaşık 2.800 yıl öncesine tarihlenen bu yeri kentin bilinen en eski agorası olarak tanımlıyor.1
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen kazıların başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan. Ekip 2014'ten beri burada Tunç Çağı Troyası ile Arkaik ve Klasik dönemlerde İlion adını taşıyan kent arasındaki geçişi inceliyor. Yeni bulgular, yerleşimdeki büyük değişime rağmen güney kapısı önündeki açık alanın önemini koruduğuna işaret ediyor.
- Güney kapısının önündeki taş döşeli yolun hangi kamusal alana çıktığı.
- Tunç Çağı yerleşimi ile 2.800 yıl önceki İlion arasında kurulan bağ.
- Amfora ve çanak çömlek parçalarının tarihlendirmede üstlendiği rol.
- Kazı ekibinin agora yorumunda hangi noktaları henüz açık bıraktığı.
Güney kapısının önünde ne bulundu?
Kazı alanı, Troya VI evresine ait surların güney kapısının hemen önünde. Aşağı kentten kapıya doğru çıkan taş döşeli yolun bir bölümü ve giriş daha önce açılmıştı. 2026 sezonunda çevredeki mimari izler genişledikçe yolun ulaştığı açık alan daha iyi okunmaya başladı. Yapı kalıntılarıyla birlikte bulunan amfora ve diğer kap parçaları Erken Demir Çağı'na tarihlendirildi.1
Agora sözcüğü burada yalnızca alışveriş yapılan bir pazar anlamına gelmiyor. Antik kentlerde buluşma, değiş tokuş ve kamusal işlerin yürüdüğü ortak alanı da anlatıyor. Ekip, aynı yerin Geç Tunç Çağı'nda pazar alanı olduğunu düşünüyor. Yaklaşık 80 ile 90 yıl sonra bölgede yaşayan topluluğun burayı yeniden canlandırdığı yorumu, eski duvarların üstüne kurulan evlere ve ortak alanın konumuna dayanıyor.
Bir kentin iki adı arasında
Troya tek bir şehirden oluşmuyor. Hisarlık höyüğünde yaklaşık üç bin yıllık yerleşme, birbirinin üzerine kurulmuş katmanlar halinde duruyor. Troya VI büyük surları ve aşağı kentiyle Geç Tunç Çağı'nın güçlü yerleşimiydi. Troya VIIa aynı mimari geleneğin devamını taşıdı; onu izleyen VIIb katmanlarında yerleşim küçüldü, çanak çömlek alışkanlıkları değişti ve yeni biçimler ortaya çıktı.2
Yeni agora bulgusu bu geçişin mekânını gösteriyor. Eski sur parçalarının üstüne evler kuruldu, fakat kapının önündeki ortak alan tümüyle kapanmadı. Kazı ekibinin yorumuna göre Geç Tunç Çağı'ndaki pazar yeri, Erken Demir Çağı topluluğunun agorasına dönüştü. Bu süreklilik, yeni gelen insanların kimliği konusunda tek başına karar vermiyor. Çanak çömlek üzerine yapılan bilimsel analizler, dışarıdan gelen etkilerle yerel üretimin aynı dönemde yan yana bulunduğunu ve basit bir toplu göç anlatısının yeterli olmadığını gösteriyor.3
Amfora parçası neden önemli?
Bir taş duvarın hangi dönemde yapıldığını yalnızca görünüşünden anlamak çoğu zaman mümkün değildir. Duvarla aynı kapalı tabakada bulunan çanak çömlek, biçimi, hamuru ve bezemesi karşılaştırılarak tarihlendirilir. Güney kapısı önündeki amfora ve kap parçaları bu nedenle 2.800 yıllık agora yorumunun dayanakları arasında yer alıyor.
Yine de tarihlendirme ile işlev aynı şey değildir. Kap parçaları alanın Erken Demir Çağı'nda kullanıldığını gösterir; orada pazar kurulduğunu doğrudan kaydetmez. Agora yorumu, çanak çömleğin yanında yolun yönü, giriş, yapıların dizilişi ve daha eski açık alanın konumuyla kuruluyor. Kazı başkan yardımcısının “diyebiliriz” ifadesi de yorumun güçlü fakat tamamlanmamış olduğunu gösteriyor.1
Kazı hangi boşluğu dolduruyor?
Troya'nın MÖ 12. yüzyıldan sonraki tarihi uzun süre büyük bir kopuş üzerinden anlatıldı. Daha yeni stratigrafi ve seramik araştırmaları, nüfus azalsa da Protogeometrik ve Erken Geometrik dönemlerde yerleşimin sürdüğünü ortaya koydu. Yerel üretilmiş amforalar ve pişirme kapları da bu devamlılığın maddi izleri arasında.3
Güney kapısı kazısı şimdi bu bulgulara bir kent parçası ekliyor. İnsanlar yalnızca eski taşları yapı malzemesi olarak kullanmamış olabilir; kentin geçiş noktasını ve ortak alanını da korumuş görünüyor. Buna karşılık kazılan bölüm sınırlı. Alanın tam sınırı, dükkân ya da tezgâh izleri ve kullanım evrelerinin kesin sırası yayımlanmış kazı raporlarıyla sınanacak.
Reyhan Körpe, çalışmaların gelecek yıllarda süreceğini belirtiyor. 2026 sezonunda açıklanan taş döşeli yol, giriş, mimari kalıntılar ve Erken Demir Çağı kapları, Troya VI güney kapısının önünde yaklaşık 2.800 yıllık bir kamusal alanı birlikte gösteriyor.1
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Demirören Haber Ajansı (10 Eylül 2026). “Troya Antik Kenti'nde 2 bin 800 yıllık agora gün yüzüne çıkarılıyor.” Troya Kazıları Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Reyhan Körpe'nin saha açıklaması; güney kapısı, taş döşeli yol, mimari kalıntılar, Erken Demir Çağı seramiği ve 80-90 yıllık aralık. dha.com.tr ↩
- Pavol Hnila (2012). Pottery of Troy VIIb: Chronology, Classification, Context and Implications of Trojan Ceramic Assemblages in the Late Bronze Age/Early Iron Age Transition. Tübingen Üniversitesi doktora tezi. VIIb1 ve VIIb2 stratigrafisi ile yerleşim düzenindeki değişim. Tübingen Üniversitesi ↩
- Carolyn C. Aslan ve diğerleri (2014). “The Early Iron Age at Troy Reconsidered.” Oxford Journal of Archaeology, 33/3. Nötron etkinleştirme analiziyle yerel seramik üretimi ve kültürel devamlılık. DOI: 10.1111/ojoa.12038 ↩
- Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Portalı. “Troya Kazısı”, “Troya Tabakaları” ve “Aşağı Kent.” 2013'ten beri Prof. Dr. Rüstem Aslan başkanlığındaki çalışmalar; Troya VI/VIIa aşağı kenti ve yerleşim katmanları. kulturportali.gov.tr ↩
Bu yazı arkeoloji haberidir. 2.800 yıl tarihlemesi ve “en eski agora” tanımı kazı ekibinin 2026 saha değerlendirmesine dayanır; alanın ayrıntılı bilimsel raporu henüz yayımlanmadı.


