Bilim · Sağlık yazıları e-postana gelsin mi?
Her gün siteye bakman gerekmesin; yeni yazı çıktığında ve haftalık özette biz haber verelim. Reklam yok.

2026'da Health Communication dergisinde yayımlanan bir çalışmada dilbilimci Grace Shoemaker ve ekibi, ABD'de nüfusu temsil eden geniş bir yetişkin grubuna dört terim gösterdi: kanser, karsinom, tümör ve anormal hücreler. Katılımcılar her terimi duyunca akıllarına gelen ilk kelimeyi yazdı. "Kanser" için en sık yazılan kelime "ölüm" oldu. Aynı terim dördü arasında en çok kaygıyı uyandırdı, acıyla en güçlü bağı kurdu ve hayatta kalma ihtimalini en düşük gösterdi.1

Hekim aynı kelimeyi kullanırken çoğu zaman çok daha dar bir şeyi kastediyor.

Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi'nden biyoistatistikçi Andrew Vickers, 28 Eylül 2026'da Journal of the National Cancer Institute'ta (JNCI) yayımlanan yorum yazısında bu farkı prostat üzerinden anlattı. Hastaya prostat kanseri olduğu söylendiğinde hekimin kastettiği şey, patoloğun biyopsi örneğinde bazal hücre tabakası olmayan bezler görmesidir. Vickers'ın yazdığına göre hastanın duyduğu şey bambaşka. Bu yanlış anlaşılma onun gözünde gereksiz ameliyata ve ışın tedavisine kapı açıyor. Vickers bu yüzden en düşük dereceli prostat kanserinin "kanser öncesi" diye yeniden adlandırılmasını istiyor.2

Bu yazıda neler var?

Aynı bulgu, üç ayrı ad

2013'te ABD'de meme kanseri öyküsü olmayan 394 sağlıklı kadına duktal karsinoma in situ, kısaca DCIS anlatıldı. DCIS, süt kanalının içinde çoğalan ama kanal duvarını aşmamış anormal hücrelerdir ve çoğunlukla mamografide yakalanır. Kadınlar aynı tanıyı üç kez okudu. Değişen tek şey bulgunun adıydı.3

Pembe ve mor boyalı doku kesitinde süt kanalının içini dolduran yoğun hücre kümesi ve ortalarında koyu renkli kireçlenme noktaları
Mikroskop altında DCIS: anormal hücreler süt kanalını doldurmuş ama kanal duvarının dışına çıkmamış. Koyu noktalar, mamografide görünen kireçlenmeler. Fotoğraf: Ed Uthman, CC BY 2.0, Wikimedia Commons.

Bulguya "noninvaziv meme kanseri" denince kadınların yüzde 47'si ameliyatı seçti. "Meme lezyonu" denince bu oran yüzde 34'e, "anormal hücreler" denince yüzde 31'e indi. Geri kalanlar ilaç tedavisini ya da aktif izlemi, yani düzenli kontrollerle beklemeyi tercih etti. Ad değiştikçe ameliyattan daha hafif bir seçeneğe geçenler, tersini yapanlardan anlamlı ölçüde fazlaydı.3

Yatay çubuk grafik: bulguya noninvaziv meme kanseri denince yüzde 47, meme lezyonu denince yüzde 34, anormal hücreler denince yüzde 31 ameliyat tercihi
Tedavi seçenekleri ve bulgunun kendisi aynı kaldı, yalnızca ad değişti. Ameliyatı seçenlerin oranı 16 puan oynadı. Grafik: kafa1milyon.com, veri Omer vd. 2013.

Katılımcılar hasta değildi, kararları da gerçek değildi. Yine de aynı yıl UCSF'den meme cerrahı Laura Esserman, ürolog Ian Thompson ve patolog Brian Reid, ABD Ulusal Kanser Enstitüsü'nün bir çalışma grubu adına JAMA'da bir öneri yayımladı. "Kanser" kelimesi, tedavi edilmezse ölüme ilerleme ihtimali makul olan lezyonlara ayrılmalıydı. DCIS gibi kanser öncesi durumların adında bu kelime hiç geçmemeliydi. Yavaş seyirli bulgular için yeni bir ad da önerdiler: IDLE, yani epitel kökenli yavaş seyirli lezyon.4

Tiroidde ad değişti

Güney Kore'de tiroid ultrasonu taramalarda yaygınlaşınca 2011'de tiroid kanseri tanı hızı 1993'tekinin 15 katına çıktı. Aynı dönemde tiroid kanserinden ölüm oranı yerinde saydı. Kore Üniversitesi'nden Hyeong Sik Ahn ile Hyun Jung Kim ve Dartmouth'tan H. Gilbert Welch bu tabloyu aşırı tanıyla açıkladı: tarama, sahibine zarar vermeyecek küçük tümörleri de buluyordu.5

2016'da 7 ülkeden 24 tiroid patoloğu, çevresi kapsülle sarılı ve dışarı sızmamış bir tümör türünü yeniden inceledi. Bu tümör o güne dek papiller tiroid kanserinin bir alt tipi sayılıyordu. Ekip, bu tanıyı almış ve 10 ile 26 yıl arasında izlenmiş 109 hastanın kayıtlarına baktı. 67'sinde yalnızca tiroidin bir lobu alınmış, hiçbirine radyoaktif iyot verilmemişti. İzlemin sonunda 109 hastanın hepsi hastalıksız yaşıyordu. Aynı tümörün dışarı sızan biçimini taşıyan 101 hastanın 12'sinde ise hastalık geri geldi ya da yayıldı; 5'inde uzak organlara sıçradı, 2'si hayatını kaybetti. Patologlar sızmayan biçimin adından "karsinom" kelimesini çıkarıp ona NIFTP dedi. Hesaplarına göre yeni ad dünyada her yıl 45 binden fazla hastayı ilgilendiriyordu.6 Amerikan Tiroid Derneği'nin kılavuz ekibi 2017'de yeni adın benimsenmesini önerdi, ama bunu orta kalitede kanıta dayanan zayıf bir öneri olarak kaydetti.7

Konu Türkiye'ye uzak sayılmaz. Sağlık Bakanlığı'nın 2022 kanser istatistiklerine göre tiroid kanseri, Türkiye'de kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen kanser. O yıl kadınlarda 10.618 yeni vaka kaydedildi ve kayıttaki tiroid karsinomlarının yüzde 93'ü papiller tipteydi.8 Rapor bu vakaların kaçının taramayla bulunmuş küçük tümör olduğunu ayrıca göstermiyor. Patoloji raporunda "kanser" kelimesini görürsen, yanındaki tümör tipi, boyut ve risk grubu en az o kelime kadar bilgi taşır.

Prostatta tartışma sürüyor

Prostat biyopsisinde patolog bezlerin dizilişine bakıp Gleason puanı verir. En düşük kademe olan 3+3, yani 6 puan, bugün "derece grubu 1" diye anılıyor. UCLA'dan ürolog Scott Eggener, Vickers ve meslektaşları 2022'de Journal of Clinical Oncology'de bu grubun artık kanser diye anılmamasını önerdi.9

Pembe bağ dokusu arasında sık dizilmiş, düzgün kenarlı küçük yuvarlak bezlerden oluşan prostat doku kesiti
Gleason 3+3 prostat dokusu: bezler küçük ve sık ama her biri kendi sınırını koruyor. Tartışmanın merkezindeki görüntü bu. Fotoğraf: Jennifer Gordetsky ve Jonathan Epstein, CC BY 4.0, Wikimedia Commons.

Bu bulgunun ne kadar yavaş seyrettiğini gösteren en uzun verilerden biri İngiltere'deki ProtecT denemesinden geliyor. PSA testiyle prostatla sınırlı kanser bulunan 1.643 erkek, aktif izlem, ameliyat ve ışın tedavisi gruplarına kurayla ayrıldı; katılımcıların yaklaşık dörtte üçü derece grubu 1'di. Ortalama 15 yıllık izlemin sonunda 45 erkek, yani yüzde 2,7'si prostat kanserinden ölmüştü ve üç grup arasındaki fark anlamlı değildi. Yalnız aktif izlem grubunda hastalığın yayılması diğer iki gruba göre yaklaşık iki kat sık görüldü.10

Bu yılın iki yeni verisi farklı yönlere bakıyor. Sidney Üniversitesi'nden Katy Bell'in ekibi Nisan-Haziran 2024'te Avustralya'da 50 yaş üstü 1.340 erkek ve eşi 50 yaşın üstünde olan 1.435 kadınla çevrimiçi bir deney yaptı. Düşük riskli bulgu katılımcılara "düşük riskli prostat kanseri", "düşük riskli prostat neoplazmı" ya da "düşük riskli prostat lezyonu" diye anlatıldı. Bir kısmına tedavilerin yarar ve zararları ayrıntılı açıklandı. "Neoplazm" adı ayrıntılı bilgiyle birleşince ameliyat ya da ışın tedavisi isteyenlerin oranı erkeklerde 9,2, kadınlarda 12,6 puan düştü. Sonuçlar Temmuz 2026'da JNCI'de yayımlandı.11

Mayıs 2026'da JAMA Oncology'de yayımlanan model ise işin öbür ucunu hesapladı. Vickers, Eggener ve meslektaşları ABD'de her yıl yaklaşık 100 bin erkeğin derece grubu 1 tanısı aldığından yola çıktı. Ad değişirse bazı hastalar izlemi bırakabilir ve bu, yılda 452 ek ölüme yol açabilirdi. Öte yandan aşırı tedavi korkusu azalan erkekler PSA taramasına daha çok gidecek, böylece yılda 2.835 ölüm önlenebilecekti.12

İtiraz, derginin aynı makaleye açtığı yorum bölümünden geldi. George Washington Üniversitesi'nden Harry Burke, modelin dayandığı fikrin, yani ad değişince taramanın artacağı varsayımının gözlenmiş bir veriye dayanmadığını yazdı. Burke'e göre kanser sayılmayan bir bulgu için tekrarlanan biyopsi, MR ve PSA kontrollerinin nasıl sürdürüleceği ve kimin ödeyeceği de belirsiz.12

Hastaların nasıl davranacağına dair ilk ipucu küçük bir anketten geliyor. 2023'te ASCO Genitoüriner Kanserler Sempozyumu'nda sunulan çalışmada, aktif izlemdeki hastalardan ad değişirse takibi bırakacağını söyleyenler yüzde 5'te kaldı. Gerçek hastalardan gelecek daha sağlam cevabı ise UCSF'den Matthew Cooperberg'in yürüttüğü ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin (CDC) desteklediği çok merkezli çalışma arıyor.13

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. Shoemaker, G., Khlystova, E. A. ve Rett, J. (2026). "Linguistic framing in 'Cancer' and 'Cancer'-adjacent terms". Health Communication, 41, 1619-1628. doi:10.1080/10410236.2025.2581738 ↩
  2. Vickers, A. J. (2026). "Helping patients make better choices by relabeling pattern 3 prostate disease as noncancerous". Journal of the National Cancer Institute, djag274, 28 Eylül 2026. doi:10.1093/jnci/djag274 ↩
  3. Omer, Z. B., Hwang, E. S., Esserman, L. J., Howe, R. ve Ozanne, E. M. (2013). "Impact of ductal carcinoma in situ terminology on patient treatment preferences". JAMA Internal Medicine, 173(19), 1830-1831. doi:10.1001/jamainternmed.2013.8405 ↩
  4. Esserman, L. J., Thompson, I. M. ve Reid, B. (2013). "Overdiagnosis and overtreatment in cancer: an opportunity for improvement". JAMA, 310(8), 797-798. doi:10.1001/jama.2013.108415 ↩
  5. Ahn, H. S., Kim, H. J. ve Welch, H. G. (2014). "Korea's thyroid-cancer 'epidemic': screening and overdiagnosis". New England Journal of Medicine, 371(19), 1765-1767. doi:10.1056/NEJMp1409841 ↩
  6. Nikiforov, Y. E. vd. (2016). "Nomenclature revision for encapsulated follicular variant of papillary thyroid carcinoma: a paradigm shift to reduce overtreatment of indolent tumors". JAMA Oncology, 2(8), 1023-1029. doi:10.1001/jamaoncol.2016.0386 ↩
  7. Haugen, B. R. vd. (2017). "American Thyroid Association guidelines task force review and recommendation on the proposed renaming of encapsulated follicular variant papillary thyroid carcinoma without invasion to NIFTP". Thyroid, 27(4), 481-483. doi:10.1089/thy.2016.0628 ↩
  8. T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü (2025). 2022 Türkiye Kanser İstatistikleri (kadınlarda tiroid: 10.618 vaka, yaşa standardize hız 100 binde 20,1; tiroid karsinomlarının histolojik dağılımı Tablo 11). hsgm.saglik.gov.tr ↩
  9. Eggener, S. E., Berlin, A., Vickers, A. J., Paner, G. P., Wolinsky, H. ve Cooperberg, M. R. (2022). "Low-grade prostate cancer: time to stop calling it cancer". Journal of Clinical Oncology, 40, 3110-3114. doi:10.1200/JCO.22.00123 ↩
  10. Hamdy, F. C. vd. (2023). "Fifteen-year outcomes after monitoring, surgery, or radiotherapy for prostate cancer". New England Journal of Medicine, 388, 1547-1558. doi:10.1056/NEJMoa2214122 (katılımcıların yüzde 77'sinin derece grubu 1 olduğu: Kumar vd. 2023, PMC10704979). ↩
  11. Bell, K. J. L. vd. (2026). "Impact of diagnostic labels and management benefit-to-harms information for low-risk prostate pathology". Journal of the National Cancer Institute, çevrimiçi 24 Temmuz 2026. doi:10.1093/jnci/djag248 ↩
  12. Vickers, A. J., Cooperberg, M., Pavlovich, C. P., Carroll, P. ve Eggener, S. (2026). "Prostate cancer mortality after relabeling low-grade prostate cancer as precancerous". JAMA Oncology, 12(7), 767-771. doi:10.1001/jamaoncol.2026.1391. Yıllık yaklaşık 100 bin tanı: UCLA Health basın bülteni. İtiraz: Burke, H. B., "Gleason 6 prostate cancer is cancer", makale yorumu, 10 Haziran 2026. ↩
  13. Wolinsky, H. vd. (2023). "Patient opinions on controversies: in regard to low-risk prostate cancer, is Gleason 6 the old Gleason 5?". Journal of Clinical Oncology, 41(6_suppl), 329. doi:10.1200/JCO.2023.41.6_suppl.329. CDC destekli çalışma: Wolinsky, H. ve Davis, R., JAMA Oncology makale yorumu, 8 Haziran 2026. ↩

Bu yazı bilgi amaçlıdır; tanı ya da tedavi tavsiyesi değildir. Patoloji sonucunu ve tedavi seçeneklerini hekiminle konuş. Kapak fotoğrafı: Bill Branson, ABD Ulusal Kanser Enstitüsü (kamu malı).

Kategoriler ve Etiketler
Bilim kanser aşırı tanı prostat tiroid meme sağlığı tıp dili
Bu yazıyı paylaş
kafa1milyon

kafa1milyon

Meraklı bir kafa. Bilimsel makaleleri, arşiv belgelerini ve saha notlarını okuyup gündelik dile çeviriyor; bilinmeyeni bilinmiyor diye yazmaktan çekinmiyor.