D&R'ın çok satanlar listesinde bu haftanın birincisi bir tren. Kitapyurdu'nun haftalık listesinde üçüncü. İkisi de aynı kitap: Matt Haig'in Gece Yarısı Treni. Domingo'dan, Kıvanç Güney çevirisiyle, 3 Haziran'da çıktı. Geçen hafta aynı raflarda Alice Feeney'nin gerilimleri duruyordu. Bu hafta listenin tepesine, o gerilimin tam tersi bir kitap oturdu. Psikolojik tuzak değil. 81 yaşında durup bakmak.
- D&R'da bir, Kitapyurdu'nda üç: Haig'in yeni romanı, dünya çapında on milyonu aşan Gece Yarısı Kütüphanesi ile aynı evrende geçiyor.
- Arka kapaktaki vaat sade. 81 yaşındaki kitapçı Wilbur Budd, ihmal ettiği aşkının ardından bir trene biniyor; tek kural, geçmişteki haliyle konuşmamak.
- Cornell'deki pişmanlık araştırması uzun vadede yakıcı olanın yapılan iş değil, yapılmayan iş olduğunu söylüyor. Ölümün kıyısındaki "hayat şeridi" de laboratuvara girmiş bir zihin olayı.
- Kimisi kitabı bitirince kendi hayatına bakıyor. Kimisi aynı Haig tarifini bir kez daha yediğini düşünüyor. İkisi de yazının içinde.
Kütüphanenin ardından gelen tren
Matt Haig 1975'te Sheffield'de doğdu, Hull'da İngilizce ve tarih okudu. Yirmi dört yaşındayken İbiza'da ağır bir depresyonun içine düştü; eşi Andrea Semple'ın yanında İngiltere'ye döndü, evden çıkamadığı aylar oldu. O yıllardan Yaşama Tutunmak İçin Nedenler çıktı. 2020'de gelen Gece Yarısı Kütüphanesi ise başka bir ölçeğe geçti: New York Times listesinde iki yıl kaldı, on milyondan fazla kopya sattı, Goodreads'te yılın romanı seçildi.1
Gece Yarısı Treni o kitabın devamı değil, yanında duran bir parça. İngilizce Mayıs 2026'da Canongate ve Viking'den çıktı, yirmi beş ülkede yayımlanıyor. Türkçesi iki hafta sonra Domingo'dan geldi. Arka kapak şunu söylüyor, gerisi kitabın işi: Nora Seed gece yarısı olduğunda ölmemeyi öğrenmişti; kitapçı zinciri sahibi Wilbur Budd, 81 yıllık ömrünün çoğunu işine adamış, büyük aşkı Maggie'yi ihmal etmiştir. Yıllar sonra bir telefon umut getirir, ardından ölüm kapıda belirir. Bu kez bir son değil, bir tren yolculuğunun başlangıcıdır. Tek kural var. Geçmişteki halinle asla konuşma. Peki insan her şeyi berbat ettiğini bildiği o âna geri dönse, izlemekle mi yetinir?
1975 Sheffield doğumlu İngiliz yazar. Çocuk ve yetişkin kitapları yazıyor; ruh sağlığı, zaman ve "bu hayat yeter mi" sorusu bütün işinin omurgası. Kitapları kırktan fazla dile çevrildi. Yaşama Tutunmak İçin Nedenler İngiltere'de 46 hafta ilk ona girdi. Eşi Andrea Semple ile yaşıyor. Fotoğraf: Kevin Payravi, CC BY-SA 4.0.
Hayat bir şerit gibi geçiyor mu?
Romanın sorduğu şey yeni değil. Ölümün kıyısından dönen insanlar onlarca yıldır aynı cümleyi kuruyor: hayat gözümün önünden geçti. Kudüs Hadassah Hastanesi'nden Judith Katz, Noam Saadon-Grosman ve Shahar Arzy, 2017'de bu "hayat gözden geçirme" deneyimini hem nitel hem nicel olarak taradı. Tam bir gözden geçirme yaşayan yedi kişiyle derinlemesine konuştular, sonra 264 kişilik daha geniş bir grupta aynı izlerin dağılımına baktılar. Sıra, süreklilik, kapsanan yıllar, geleceğe uzanma, duygu ve bakış açısı değişiyordu. Skor, sağlıklı insanlarda da normal bir çan eğrisi çizdi. Yani şerit yalnızca ölüm anına mahsus bir mucize değil; zihinde zaten duran bir hayat dizisinin, stres altında görünür hale gelmesi.2
Haig'in kitabını Türkiye'de bu kadar çok kişinin eline almasının bir sebebi de bu. Arka kapaktaki kural, "geçmişteki halinle konuşma", laboratuvarda da tanıdık bir gerilime denk düşüyor. Cornell'den Thomas Gilovich ve Victoria Medvec 1994'te pişmanlığın zamanla yer değiştirdiğini gösterdi. Kısa vadede yakıcı olan, yaptığın iş. Yıllar geçince ağır basan, yapmadığın iş. Telefon etmediğin, terk etmediğin meslek, söylemediğin söz. İnsan eylemin acısını zamanla yumuşatıyor; ihmali ise büyütüyor, çünkü "keşke"nin ucu açık kalıyor.3 Wilbur'un 81 yıllık muhasebesi tam da bu kaymanın üzerine oturuyor. İşe adanmış bir ömür, ihmal edilmiş bir aşk. Yapılanın değil, yapılmayanın faturası.
Okuru ne yapıyor?
Türkçe okurların ortak noktası büyük olay değil, durup bakmak. Kitabı bitirenler "aklımda sahneler değil, his kaldı" diyor; Haig'in dilini yormayan ama üzerine düşündüren buluyorlar. Gece Yarısı Kütüphanesi'ni sevenler trene de biniyor. Karşı tarafta da kalabalık var. Ortadaki bölümlerin yavaşladığını, felsefi cümlelerin tekrar ettiğini, duygunun bazen fazla şekerli geldiğini yazanlar az değil. Bu çatlak yurt dışında da aynı yerden açılıyor.
Kirkus, kitabı "ciddi sentimental" rafa koydu ve hükmünü tek cümlede verdi: şeker ile hikmet arasında oynak bir denge, yine de Haig hayranına ve teselli arayana yetecek.4 New York Times'ta Elisabeth Egan daha net. Belli bir yaşın ve huyun okuruna, ağlamaya razı olana, hüzne tahammülü olana bu kitap işler; şüpheciliği peronda bırakmak gerekir. Simyacı'yı sevemediysen yanlış trendesin, dedi. Kitabı ahlâk masalına düşmekten kurtaran şeyin Haig'in kendi oyununu bilmesi olduğunu da ekledi: bu bir edebiyat anıtı değil, ve bu da sorun değil.5 Library Journal ise Kütüphane'nin tam devamı olmadığını, tanıdık bir yüzün küçük bir rolde geçtiğini ve okurların kuyruğa gireceğini yazdı.6
Dürüst uyarı burada. Gece Yarısı Treni büyük edebiyat arıyorsan kapıda hayal kırıklığı bırakabilir. Aynı Haig cümlesini, aynı teselli ritmini bir kez daha istiyorsan, Türkiye'de bu hafta en çok satan cevap bu. Kütüphane'yi okumadan da binilir; okuduysan iki kitabın birbirine baktığını hissedeceksin. Nerede ve nasıl, kendin göreceksin.
Hayatın bir film şeridi gibi gözünün önünden geçse, hangi sahnede dururdun? Gece Yarısı Treni, arka kapak
Dünya raflarından
Türkiye listelerinde bu hafta üç dünya dalgası daha duruyor. İlki Virginia Evans'ın Muhabbet'i, özgün adıyla The Correspondent. Tamamı mektuplardan kurulu ilk roman, 2026 Women's Prize for Fiction'ı kazandı; April Yayıncılık'tan Ergin Kaptan çevirisiyle Kitapyurdu'nda beşinci, D&R'da sekizinci. İkincisi geçen haftanın konusuyla akraba: Alice Feeney'nin Kocamın Karısı iki listede de ikinci sırada, Taş Kağıt Makas hâlâ zirvede. Üçüncüsü New York'tan henüz sızmamış bir kitap: Kathryn Stockett, Yardımcılar'dan on yedi yıl sonra The Calamity Club ile NYT listesine girdi. Türkçesi henüz yok, çevirisi bekleniyor. D&R'da Uketsu'nun tuhaf serisi de yerini koruyor.
Gece Yarısı Treni'ne dönelim. Bu hafta eline alan kişi büyük ihtimalle Kütüphane'yi okumuş birinin yakını, ya da o kitabı duymuş birinin ilk Haig'i. İkisi için de vaat aynı: dur, bak, hangi sahnede treni durdururdun? Cevabı kitap vermiyor. Cornell'deki psikologlar da vermiyor. Verilen şey daha inatçı. Uzun vadede yakıcı olan, yaptığın değil, yapmadığın.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Elisabeth Egan (26 Mayıs 2026). The New York Times Book Review, "The Midnight Train" üzerine: Gece Yarısı Kütüphanesi'nin iki yıl listede kaldığı ve 10 milyondan fazla sattığı; Haig'in oyunbazlığının kitabı ahlâk masalına düşmekten kurtardığı. Wikipedia: The Midnight Train, Canongate/Viking, 21/26 Mayıs 2026, 25 ülke. ↩
- Katz, J., Saadon-Grosman, N. ve Arzy, S. (2017). "The life review experience: Qualitative and quantitative characteristics", Consciousness and Cognition, 48, 76–86. 7 tam deneyim + 264 kişilik tarama; skor normal dağılım. ↩
- Gilovich, T. ve Medvec, V.H. (1994). "The temporal pattern to the experience of regret", Journal of Personality and Social Psychology, 67(3), 357–365. Ayrıca aynı yazarlar (1995). "The experience of regret: What, when, and why", Psychological Review, 102(2). Kısa vadede eylem, uzun vadede ihmal. ↩
- Kirkus Reviews (16 Şubat 2026). "The Midnight Train by Matt Haig": "A shaky balance between saccharine and sage will nevertheless appeal to the author's fans and readers seeking balm." ↩
- Elisabeth Egan (26 Mayıs 2026). NYT Book Review. "You'll want to leave your skepticism and cynicism on the platform"; Simyacı'yı sevemeyenler için yanlış tren; edebiyat anıtı değil. ↩
- Jennifer Mills (24 Nisan 2026). Library Journal. Gece Yarısı Kütüphanesi'nin tam devamı değil, tanıdık bir yüz küçük rolde; "Readers will be lining up to place this book on hold." ↩


