On dokuzuncu yüzyılın başında Fransa'da bir tezgâhın üstünde kartlar dönüyordu. Her kartta delikler vardı; delik varsa iplik kalkıyor, yoksa kalıyordu. Sonuç bir çiçek deseniydi. Ama asıl ürün kumaş değil, bir fikir oldu: makineye "ne yapacağını" dışarıdan, değiştirilebilir bir dille söylemek.1

Bu yazıda neler var?

Delik varsa kalk, yoksa kal

Joseph-Marie Jacquard, Lyon'un ipek dünyasında çalışıyordu. Karmaşık desen için tezgâhta onlarca ipliğin tek tek yönetilmesi gerekiyordu; bu iş uzun süre "çekici çocuk" denen yardımcıların omzundaydı. Jacquard'ın mekanizması, Vaucanson ve Bouchon gibi öncüllerin delikli kart fikirlerini pratik bir zincire çevirdi: kartlar kenar kenara bağlanıyor, tezgâhın üstündeki okuyucudan geçiyor, her geçişte bir sıra desen üretiliyordu.2

Kartı değiştirince desen değişiyordu. Tezgâhı söküp yeniden kurmana gerek yoktu. Bugün buna "program değiştirmek" deriz; o gün buna "yeni bir desteyi takmak" deniyordu. Binary mantık da oradaydı: delik ya var ya yok. İki durum, sonsuz desen.

Lyon'da ipek pahalıydı; hata pahalıydı. Kartlı sistem, usta bir dokumacının yıllarca biriktirdiği el alışkanlığını bir desteye taşıdı. Bu hem özgürlük hem tehditti: desen artık insanın kas hafızasında değil, taşınabilir bir nesnede duruyordu. Rakip fabrikaların kart destelerini çaldığı anlatıları, erken bir "yazılım kaçırma" hikâyesi gibi okunur.

İskoçya Ulusal Müzesi'nde delikli kartlı Jacquard tezgâhı
Delikli kart zinciri tezgâhın üstünde: her kart bir satır komut. Fotoğraf: Stephencdickson / Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0).

İpekten cebire

Charles Babbage, 1830'larda Analitik Motorunu tasarlarken Jacquard'ı biliyordu. Hatta ipekten dokunmuş bir Jacquard portresine sahipti; binlerce kartla üretilmiş bir yüz. Hesap makinesine de aynı dili önerdi: kartlarla sayı ve işlem girmek. Makine tamamlanamadı ama fikir netti. Program, makinenin içine çakılı değil; dışarıdan gelen bir talimat dizisiydi.1

Ada Lovelace, Babbage'ın motoru üzerine yazdığı notlarda meşhur cümleyi kurdu: Analitik Motor, Jacquard tezgâhının çiçek ve yaprak dokuması gibi cebirsel desenler dokur. Bu bir şiir değil, bir teşhisti. Sayılar da desen olabilirdi; desen de ileride müzik, harita, metin olabilirdi. Lovelace bunu o günün dilinde gördü.3

Burada dikkat edilmesi gereken şey şu: Jacquard "bilgisayarı icat etti" demek abartı olur. O bir tekstil mekanizması kurdu. Ama bilgisayarın en kritik kavramlarından birini, yani değiştirilebilir talimatı, fabrika zemininde görünür kıldı. Babbage bu görünürlüğü matematik masasına taşıdı. Lovelace ise masadaki sayıların dünyayı temsil edebileceğini söyledi. Üç adım, üç meslek; tek ortak dil: delik.

Vaucanson'dan Jacquard, Babbage ve Hollerith'e delikli kart soyağacı
Aynı mantık, dört durak: delikli kart önce kumaşı, sonra hesabı, sonra nüfus sayımını yönetti. Grafik: kafa1milyon.com.

Nüfus sayımından bilgisayar salonuna

1890 ABD nüfus sayımında Herman Hollerith, veriyi delikli kartlara işleyen tablolama makineleri kullandı. Jacquard'ın "desen kartı" artık "kişi kartı"ydı: yaş, meslek, doğum yeri deliklerle kodlanıyordu. Bu endüstri büyüdü; IBM'in erken tarihi delikli kart ekipmanıyla örüldü. Programlama uzun süre fiş panolarıyla yapıldı, veri kartlarda taşındı. Yani bilgisayar tarihi birden sıfırdan başlamadı; dokuma salonundan, sayım bürosundan geçti.2

Kadın dokumacıların ve fabrika işçilerinin emeği bu soyağacında sık unutulur. Tezgâh "otomatik" oldu diye eller boşalmadı; tempo arttı, vardiya uzadı, kart çalmak bile erken bir "yazılım hırsızlığı" oldu. Fikir soylu görünür; fabrika gürültüsü gerçekti.

Bugün "akıllı kumaş" ve giyilebilir elektronik konuşulurken aynı soyağacı yeniden görünür: ipliğin içine gömülen sensör, tezgâhta başlayan "malzemeye komut yazma" geleneğinin devamı. Kod ile kumaş hiç o kadar uzak değildi; biz aradaki yüzyılı unuttuk.

Bugün hâlâ aynı dil

Telefonundaki uygulama da bir talimat destesi. Fark ölçekte: iplik yerine elektron, kart yerine dosya. Ama soru aynı: makineye neyi, hangi sırayla söyleyeceksin? Jacquard bunu kumaşta çözdü. Babbage kâğıtta hayal etti. Sen her gün uygulamayı açınca o hayalin ucunu tutuyorsun.

Bir dahaki sefer "kod" dediğinde biraz ipek düşün. Bilgisayarın atası tek bir mucit değil; deliği olan bir kartın, ipliği kaldırıp indirmeyi öğrettiği uzun bir soyağacı.

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. Columbia University Computing History, "The Jacquard Loom"; Computer History Museum, "1801: Punched cards control Jacquard loom".
  2. Science and Industry Museum (Manchester), "The story of the Jacquard loom"; Wikipedia, "Jacquard machine" (Babbage, Hollerith hattı).
  3. Ada Lovelace'ın Menabrea çevirisi notları: "the Analytical Engine weaves algebraical patterns just as the Jacquard-loom weaves flowers and leaves."
Kategoriler ve Etiketler
Teknoloji jacquard tezgahı delikli kart bilgisayar tarihi babbage ada lovelace
Bu yazıyı paylaş
kafa1milyon

kafa1milyon

Meraklı bir kafa. Bilimsel makaleleri, arşiv belgelerini ve saha notlarını okuyup gündelik dile çeviriyor; bilinmeyeni bilinmiyor diye yazmaktan çekinmiyor.