Kaliforniya'nın Livermore kasabasındaki 6 numaralı itfaiye istasyonunun tavanında, armut şeklinde, el yapımı bir ampul asılı. 1901'den beri yanıyor. Bir milyon saati geçti; Guinness rekorlar kitabında "en uzun ömürlü ampul" olarak kayıtlı. Kasabalı ona Yüzyıl Işığı diyor ve her yaz doğum gününde etrafında toplanıp pasta kesiyorlar. Bu yaz 125. yaşını kutladılar.1

Şimdi dur ve düşün: 1901'de yapılmış bir ampul 125 yıl dayanabiliyorsa, senin geçen sene taktığın neden altı ayda gitti? Bu sorunun peşinden gidersen, yirminci yüzyılın en ünlü ticari komplolarından birine, oradan da bugün cebindeki telefona ulaşırsın. Ama yol boyunca bir sürpriz de var: hikâyenin internette anlatılan hâli, gerçeğinden biraz daha basit.

Cenevre, Aralık 1924: kötüleştirme anlaşması

23 Aralık 1924'te, Cenevre'de bir otelin toplantı salonunda dünyanın en büyük ampul üreticileri buluştu: Almanya'dan Osram, Hollanda'dan Philips, Fransa'dan Compagnie des Lampes, Amerika'dan General Electric'e bağlı şirketler. O gün kurdukları yapının adı Phoebus karteliydi ve tarihin gerçekten küresel ölçekli ilk karteli oldu.2 Dünya pazarını aralarında bölüştüler, fiyatları birlikte belirlediler. Ama asıl kalıcı işleri başka: ürünlerini bilerek kötüleştirmek için anlaştılar.

1924'te sıradan bir ev ampulü 1.500 ila 2.500 saat dayanıyordu. Kartel, standart ömrü 1.000 saate sabitledi. Bu bir tavsiye değildi; denetimi olan bir kuraldı. Üyeler birbirlerinin ampullerini test laboratuvarlarına gönderiyor, 1.000 saatten uzun dayanan ampul üreten şirket para cezasına çarptırılıyordu. Ceza tablosu bile vardı: ampulün fazladan dayandığı her saat dilimi için İsviçre frangı cinsinden tarife.2 Yani bir mühendisin kariyerini "daha dayanıklı ampul" yapmaya adadığı bir dünyadan, "yeterince çabuk bozulan ampul" yapmanın ödüllendirildiği bir dünyaya geçilmişti. Philips'in kurucusu Anton Philips'in kartel içi yazışmadaki cümlesi her şeyi özetliyor: uzun ömürlü lambalar bataklığından büyük çabayla çıktık, bir daha geri dönmeyelim.

1920'lerde loş bir toplantı salonunda, masanın üzerinde ampuller ve belgelerle toplantı yapan takım elbiseli iş adamları
Cenevre, 1924: ürünü bilerek kısa ömürlü yapmak için imza atan ilk küresel kartel

Kartel 1939'da savaşın gölgesinde dağıldı ama bıraktığı standart on yıllarca yaşadı: ampuller 1.000 saat sınırında satılmaya devam etti. İşte "planlı eskitme" dediğimiz stratejinin, yani bir ürünü müşteri geri gelsin diye bilerek kısa ömürlü tasarlamanın belgeli doğum anı budur.

Ama Yüzyıl Işığı meselesi o kadar basit değil

Burada dürüst olmak gerekiyor, çünkü internetteki popüler anlatı bir noktada fizikten kopuyor. Livermore'daki ampul, "eskiden her şey sağlamdı" iddiasının kanıtı olarak gösterilir. Oysa o ampulün sırrı sağlamlık değil, cılızlık. 60 vatlık gövdesine rağmen bugün yalnızca 4 vat civarında güç çekiyor ve bir gece lambasından daha loş yanıyor.1 Akkor ampulde acımasız bir fizik takası var: teli parlak yanacak kadar ısıtırsan hızlı buharlaşır ve ampul erken ölür; teli soğuk tutarsan çok uzun yaşar ama ışığı işe yaramaz. Livermore ampulü, neredeyse hiç söndürülmeden, çok düşük sıcaklıkta için için yanan bir tel. 125 yıllık bir mucize değil; 125 yıllık bir fısıltı.

Yani 1.000 saat standardının içinde gerçek bir mühendislik mantığı da vardı: aynı elektrikle daha parlak ışık. Nitekim İngiliz rekabet kurumu 1951'de konuyu incelediğinde "her koşul için tek doğru ampul ömrü yoktur" diye yazdı.3 Peki kartel aklanıyor mu? Hayır. Kendi yazışmaları ve sonraki mahkeme bulguları, kararın asıl güdüsünün parlaklık değil, satış olduğunu gösteriyor.2 Gerçek şu: ortada hem meşru bir tasarım takası hem de o takasın arkasına saklanmış bir kâr hesabı vardı. Planlı eskitmeyi tartışırken bu ikisini ayırt etmek, hikâyenin en öğretici kısmı.

Eskitmenin asıl ustalığı: bozmak değil, bıktırmak

1932'de, Büyük Buhran'ın dibinde, New Yorklu emlakçı Bernard London garip bir broşür yayımladı: krizi bitirmenin yolu olarak ürünlere yasal son kullanma tarihi konulmasını, süresi dolan eşyaların devlete iade edilmesini öneriyordu.4 "Planlı eskitme" tabiri ilk orada geçer. Ama kavramı bugünkü hâline getiren, 1954'te endüstriyel tasarımcı Brooks Stevens oldu ve tanımı çok daha sinsiceydi: alıcıya, sahip olduğundan biraz daha yenisine sahip olma arzusunu, biraz daha erken aşılamak.4

Dikkat et: bu tanımda bozulan hiçbir şey yok. Ürün çalışıyor; eskiyen şey ürünün kendisi değil, senin ona bakışın. Buna psikolojik eskitme deniyor ve modern ekonominin görünmez motorlarından biri. Her yıl değişen telefon kasası tasarımları, moda sezonları, "bu yılın rengi" ilanları... Cihazın pili değil, imajı tükeniyor. Çekmeceni aç ve bak: orada yatan telefonların kaçı gerçekten bozulduğu için orada?

Eski telefonlar, dolanmış şarj kabloları ve kulaklıklarla dolu bir çekmece; üstte kutusundan çıkarılan yeni bir telefon tutan el
Çoğu bozuk değil; sadece "eski". Psikolojik eskitmenin çekmecedeki kanıtları

Cebindeki dava: yavaşlatılan telefonlar

Peki donanım tarafı masum mu? 2017'de kullanıcılar, eskiyen iPhone'ların güncellemeyle birlikte belirgin biçimde yavaşladığını fark etti. Apple önce sustu, sonra kabul etti: yazılım, pili yaşlanan telefonların işlemcisini ani kapanmaları önlemek için bilerek yavaşlatıyordu. Şirkete göre bu bir koruma önlemiydi; kullanıcıya göre ise "telefonum bitti, yenisini alayım" dedirtme makinesi. Çünkü basit bir pil değişiminin cihazı canlandıracağı kimseye söylenmemişti. Fransa'da rekabet kurumu, tüketiciyi bilgilendirmediği gerekçesiyle Apple'a 25 milyon euro ceza kesti; Amerika'da şirket toplu davayı 500 milyon dolara varan ödemeyle uzlaşarak kapattı.5 Yapıştırılan piller, lehimlenen parçalar, sadece üreticide bulunan vidalar ve yedek parça vermeyen servis politikaları da aynı dosyanın sayfaları: bozulmayı beklemeye gerek yok, tamiri imkânsızlaştırmak da eskitmenin bir türü.

Karşı dalga: tamir hakkı

İyi haber şu ki sarkaç geri dönüyor. Fransa 2021'de ürünlere zorunlu "tamir edilebilirlik notu" getirdi; mağazada telefonun yanında 10 üzerinden puanı yazıyor. Avrupa Birliği daha da ileri gitti: 2024'te kabul edilen tamir hakkı direktifi bu yaz itibarıyla üye ülkelerde yürürlüğe girdi. Üreticiler artık belirli ürünler için makul fiyata yedek parça, tamir bilgisi ve garanti sonrası onarım sunmak zorunda.6 Dünyanın dört bir yanında gönüllülerin eşyaları birlikte onardığı tamir kafeleri çoğalıyor. Yüz yıl önce uzun ömürlü ampul üretmek ceza sebebiyken, bugün kısa ömürlü ürün üretmek yavaş yavaş ceza sebebi hâline geliyor. Bu, tüketim tarihinin sessiz ama gerçek bir devrimi.

Bir tamir kafesinde açılmış dizüstü bilgisayarı onaran yaşlı gönüllü ve yedek parçayı tutan genç kadın; masada tost makinesi ve kahve makinesi sırada
Tamir kafeleri: "at, yenisini al" çağına karşı sökülüp onarılan bir itiraz

Peki sen ne yapabilirsin?

Bu yüz yıllık hikâyeden cebine koyabileceğin birkaç şey var. Alışveriş öncesi tamir edilebilirliğe bak: pili değişebiliyor mu, yedek parçası satılıyor mu, kaç yıl güncelleme sözü veriliyor? Bir cihaz yavaşladıysa önce en yorgun parçayı düşün: çoğu zaman suçlu telefonun tamamı değil, sadece pili. Ve en önemlisi, Brooks Stevens'ın tarifini hatırla: sana satılmaya çalışılan şey çoğu zaman yeni bir ürün değil, elindekinin eskidiği hissi. O his geldiğinde kendine tek bir soru sor: bozulan cihaz mı, yoksa reklamın bendeki etkisi mi?

Alıcıya, sahip olduğundan biraz daha yenisine sahip olma arzusunu, biraz daha erken aşılamak. Brooks Stevens'ın planlı eskitme tanımı, 1954

Livermore'daki ampul bu satırlar yazılırken hâlâ yanıyordu. Loş, verimsiz, teknik olarak vasat bir ampul; ama 125 yıldır kimseye "beni değiştir" demedi. Belki de bu yüzden seviliyor: herkesin altı ayda bir yenilendiği bir çağda, olduğu yerde kalıp işini yapan bir şeyin inadı, insana iyi geliyor.

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. Guinness World Records, "Longest burning light bulb"; Popular Science (2026). "The world's oldest lightbulb has been shining for 125 years".
  2. Krajewski, M. (2014). "The Great Lightbulb Conspiracy", IEEE Spectrum, 24 Eylül 2014. Kartelin ceza tarifesi ve iç yazışmaları bu araştırmada belgelenmiştir.
  3. Monopolies and Restrictive Practices Commission (1951). Report on the Supply of Electric Lamps. Londra: HMSO.
  4. London, B. (1932). Ending the Depression Through Planned Obsolescence. New York; Slade, G. (2006). Made to Break: Technology and Obsolescence in America. Harvard University Press.
  5. DGCCRF (Fransa Rekabet, Tüketim ve Sahtecilikle Mücadele Genel Müdürlüğü), 7 Şubat 2020 tarihli Apple uzlaşma kararı; In re Apple Inc. Device Performance Litigation, ABD Kuzey Kaliforniya Bölge Mahkemesi uzlaşması (2020).
  6. Avrupa Birliği (2024). Tamir Hakkı Direktifi, (EU) 2024/1799; Fransa'nın tamir edilebilirlik endeksi: AGEC Kanunu (2020), Madde 16.
Bu yazıyı paylaş
k1

kafa1milyon

Bu sitenin yazarı ve editörü. Teknolojiden müziğe, kültürden gündelik hayata aklına takılan her şeyi yazıyor; bazen de sesli anlatıyor. "Bir kafa, bir milyon fikir."