Pazar sabahı, parktaki göletin kenarındasın. Elinde dünden kalma yarım ekmek. Ufalayıp suya atıyorsun; ördekler kanat çırpa çırpa yarışa giriyor, çocuğun kahkahayı basıyor. Bu sahne o kadar eski, o kadar tanıdık ki sorgulamak kimsenin aklına gelmiyor. Kuğulu parklardan mahalle göletlerine, herkes aynı şeyi yapıyor. Yalnızca İngiltere ve Galler'de bir yılda ördeklere atılan ekmek miktarı tahminen altı milyon somun.1 Türkiye için elimizde sayı yok ama bayat ekmeğe kıyamayan bir kültürde o sayının küçük olmadığını tahmin etmek zor değil.

Şimdi kötü haber: o yarım ekmek, ördeğin dünyasında senin dünyandaki karşılığıyla düşünülürse bir paket cips. Hatta sürekli tekrarlandığında, cipsten daha zararlı. Çünkü ördek "ara sıra abur cubur" ile "her gün abur cubur" arasındaki farkı bilmiyor ve gölete gelen herkes aynı iyi niyetle elindekini suya bırakıyor.

Sorunun özü basit bir beslenme matematiği. Beyaz ekmek bol kalori, bol nişasta ama neredeyse sıfır vitamin, mineral ve protein demek. Kuş koruma kuruluşlarının anlatımıyla ekmek, kuşu "tok ama beslenememiş" bırakıyor: mide dolu olduğu için hayvan doğal yemini aramayı bırakıyor, oysa vücudunun ihtiyaç duyduğu besinlerin çoğunu alamıyor.7 Bir ördek yavrusunun sağlıklı büyümek için su bitkisine, tohuma ve bol proteinli böceğe ihtiyacı var. Ekmeğe alışan yavru, hem o menüden mahrum kalıyor hem de yem aramayı hiç öğrenemiyor. Buradan da hikâyenin en görünür yarasına geliyoruz.

Bu yazıda neler var?

Melek kanadı: şirin isim, çirkin gerçek

Park göletlerinde veterinerlerin en sık karşılaştığı sorunlardan birinin adı kulağa masal gibi geliyor: melek kanadı. Görüntüsü ise hiç masal değil. Kuşun kanadının uç kısmı bilek ekleminden dışa doğru bükülüyor, uçuş tüyleri gövdeye yatacağına yana doğru fırlıyor. Kuş sanki küçük, ters dönmüş bir kanat taşıyor. Sorun estetik değil: bu kuş artık uçamıyor. Göçemiyor, yırtıcıdan kaçamıyor, hayatının geri kalanını o göletin çevresinde geçirmek zorunda.

Mekanizma şöyle işliyor. Yavru su kuşlarının doğal menüsü ot, su bitkisi ve böcektir; bu menünün protein oranı kabaca yüzde 17-18 civarındadır. Yavru, bundan çok daha yoğun kalori ve karbonhidrat yüklü bir diyetle beslenirse büyüme hızı çarpılıyor: tüyler, onları taşıyacak kas ve eklemlerden daha hızlı gelişiyor. Kanadın ucundaki yeni tüylerin ağırlığı, henüz olgunlaşmamış bileğe biniyor ve yerçekimi kanadı yavaş yavaş dışa doğru buruyor. Ördeklerde en kritik dönem 8 ile 12 haftalık yaş aralığı; kemikler sertleştikten sonra deformasyon kalıcı hâle geliyor.2 Yani parkta ekmekle beslenen bir yavru için pencere birkaç haftadır. Kapanınca geri dönüşü yok.

Dürüst olmak gerekirse bilim burada tek suçlu ilan etmiyor. Melek kanadı çok faktörlü bir durum: genetik yatkınlık, D vitamini ve manganez eksikliği, hareketsizlik ve aşırı kalabalık da işin içinde.2 Kontrollü deneylerde yüksek besin yoğunluklu diyetle büyütülen kazlarda deformasyon oranının belirgin biçimde arttığı gösterildi; serbest yaşayan kuşlarda ise insan eliyle bol bol beslenen popülasyonlarda vakaların yoğunlaştığı gözlemleniyor.3 Ekmek tek başına dava dosyasını kapatmıyor ama parmak izleri her yerde.

Gölet neden yeşile döner?

İkinci sorun kuşta değil, suda. Attığın ekmeğin bir kısmı yenmez; dibe çöker ve çürümeye başlar. Çürüyen ekmek suya azot ve fosfor salar. Üstelik beslenen kuşlar normalden kalabalık sürüler hâlinde aynı noktada toplandığı için dışkıları da aynı suya karışır. Azot ve fosfor, alglerin en sevdiği iki besindir. Sonuç, adını belki duyduğun bir süreç: ötrofikasyon. Su yeşil ve bulanık bir çorbaya döner, yüzeyi kaplayan algler ışığı keser, çürüyen alg kütlesi suyun oksijenini tüketir ve göletin dibinde balıkların yaşayamadığı ölü bölgeler oluşur.

Bunun lafta kalan bir korku olmadığını gösteren güzel bir çalışma var. Hollandalı ekolog Sven Teurlincx ve ekibi, kentsel göl modellerine "ördek besleme" verisini ekleyerek şu soruyu sordu: parkta atılan ekmek, bir göleti alg hâkimiyetine itecek kadar besin yükü oluşturur mu? Modelin cevabı net: evet, oluşturur. Aşırı durumlarda bu yük, tarımsal gübre akışıyla aynı mertebeye ulaşabiliyor.4 Yani cumartesi gezmelerinin toplamı, bir göleti kâğıt üstünde tarla kenarındaki dereyle aynı kaderi paylaşır hâle getirebiliyor.

Kalabalık, kavga ve hastalık

Bedava yemek dağıtılan yere müşteri toplanır; göletlerde de aynısı olur. Düzenli beslenen göletlerde kuş sayısı, o su parçasının doğal taşıma kapasitesinin çok üstüne çıkıyor. Kalabalık, beraberinde kavgayı getiriyor: kısıtlı alanda üreme dönemi gerginlikleri artıyor, zayıf kuşlar baskın olanlardan ciddi yaralar alıyor. Bir de hijyen meselesi var. Kuşlar, yemin atıldığı yere dışkılarını da bırakıyor; yani yemek masası ile tuvalet aynı yer. Botulizm, kuş kolerası ve ördek vebası gibi salgınlar, tam da böyle kalabalık ve kirli beslenme noktalarında patlak veriyor. Küflenmiş ekmek ayrı bir tehdit: küflü unlu gıdayı yiyen su kuşlarında aspergillosis denen ölümcül bir mantar enfeksiyonu görülebiliyor.5

Bir de davranış boyutu var. Elden beslenmeye alışan kuşlar insan korkusunu kaybediyor, yiyecek aramayı öğrenmesi gereken yavrular hazıra alışıyor, bazı popülasyonlar göç etmesi gereken mevsimde gölette oyalanıyor. Kalabalıklaşmanın faturası karaya da kesiliyor: beslenme noktalarının çevresindeki çimenlik alanlar aşırı otlanıyor, toprak dışkıyla kaplanıyor ve bazı parklarda çocuk oyun alanlarının temizlik için kapatıldığı bile oluyor.5 Kısacası masum görünen alışkanlık, kuşun menüsünden davranışına, suyun kimyasından parkın çimine kadar her katmana dokunuyor.

Ekmek ördeği zehirlemez; onu yavaş yavaş, sevgiyle, hepimizin ortak eliyle hasta eder. bu yazının tek cümlelik özeti

İşin tartışmalı kısmı: "ördekler aç kalıyor" krizi

Hikâye burada bitse rahattık ama bilim nadiren bu kadar derli toplu. 2015'te İngiltere'de kanalları ve nehirleri yöneten Canal & River Trust, "ördeklere ekmek atmayın" kampanyası başlattı ve kampanya tuttu: bir yıl içinde ekmek atan insan sayısı yaklaşık yüzde 20 azaldı.1 Sonra beklenmedik bir şey oldu. 2019'da kuğu kurtarma dernekleri alarm verdi: insanlar beslemeyi o kadar ani bıraktı ki bazı bölgelerde kuşlar aç kalıyor. Aynı dönemde Wildfowl & Wetlands Trust gibi saygın kuruluşlar daha yumuşak bir çizgi tutturdu: az miktarda ekmek sorun değil, mesele ölçü ve çeşitlilik.6

İngiliz Ornitoloji Vakfı'ndan uzmanlar ise daha da temkinli konuşuyor: serbest yaşayan kuşlarda ekmeğin zararını doğrudan ölçen çalışma sayısı şaşırtıcı derecede az. Eldeki en somut ipuçlarından biri, 1980'lerde kuğu sürüleri üzerinde yapılan bir karşılaştırma: en çok ekmek yiyen sürülerdeki kuşların kaslarının daha zayıf olduğu bulunmuştu.7 Güçlü bir işaret ama kesin bir mahkumiyet değil. Bugün uzmanların üstünde birleştiği makul orta yol şu: sorun ekmeğin kendisinden çok toplam miktarda ve zamanlamada. Sen "azıcık attım" diyorsun ama aynı gölete o gün elli kişi daha azıcık atıyor. Ve ilkbahar ile yaz aylarında, yani yavruların büyüdüğü ve doğal yem bulmayı öğrenmesi gereken dönemde, bu toplam en çok zararı veriyor. Besleme yapılacaksa en uygun mevsim, doğal yiyeceğin kıtlaştığı kış.

Peki ne atalım?

Güzel tarafı şu: bu ritüelden vazgeçmen gerekmiyor, sadece menüyü değiştirmen yeterli. Kuş koruma kuruluşlarının ortak önerileri gayet ulaşılabilir şeyler: buzu çözülmüş dondurulmuş bezelye, mısır taneleri, yulaf ezmesi, arpa ve buğday taneleri, kuş yemi, ince doğranmış marul ve benzeri yeşillikler.7 Yani mutfaktaki bir avuç bezelye, bayat ekmekten kat kat iyi bir ikram. Üzüm de seviliyor ama boğulmasınlar diye dörde bölmek gerekiyor. Tuzlu, yağlı, işlenmiş her şey ise liste dışı: cips, kraker, poğaça kırıntısı ördek dünyasında fast food'un dibi.

Birkaç görgü kuralı da ekleyelim. Az at; kuşlar iki dakikada bitiremiyorsa fazla atmışsın demektir. Suya değil kıyıya, kuru zemine at; artıklar suda çürüyeceğine karada kolayca temizlenir. Yavruların olduğu ilkbahar aylarında elini korkak alıştır, hatta hiç besleme. Ve küflü hiçbir şeyi kuşa verme; senin için "biraz bayat", onun için zehir olabilir. Bayat ekmeğe kıyamıyorsan gönlünü şöyle rahatlat: kızartıp çorbanın yanına kruton yapmak ya da rendeleyip galeta unu olarak dondurucuya atmak, onu gölete dökmekten hem sana hem ördeğe daha hayırlı.

Bir dahaki pazar göletin başına gittiğinde manzara aynı olacak: su, ördekler, hevesli bir çocuk. Değişen tek şey elindeki torba. Ekmek yerine bir avuç bezelye ve mısır. Ördekler farkı umursamayacak, muhtemelen daha da çok sevecekler. Ama o göletin suyu, o kuşların kanatları ve önümüzdeki baharın yavruları farkı fazlasıyla umursayacak. Masum ritüel yerinde duruyor; sadece artık gerçekten masum.

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. Canal & River Trust'ın 2015 kampanya verileri: İngiltere ve Galler'de yılda yaklaşık 6 milyon somun ekmek su kuşlarına atılıyor; kampanya sonrası ekmek atanlarda %20 düşüş. Aktaran: The Guardian (16 Mart 2015), "Don't feed the ducks bread, say conservationists" ve CIM Marketing Excellence vaka çalışması (2016).
  2. Melek kanadının klinik tanımı, beslenme bağlantısı, %17-18 doğal protein oranı ve kritik yaş aralıkları için: "Treating Angel Wing Deformity: A Sling for the Wing", Today's Veterinary Practice; ayrıca Duerr, R. & Purdin, G. (der.), "Nutritional Imbalances in Wildlife", Wildlife Rehabilitation Bulletin 35 (2017).
  3. Lin, M. J. ve ark. (2016). "Factors Affecting the Incidence of Angel Wing in White Roman Geese: Stocking Density and Genetic Selection", Asian-Australasian Journal of Animal Sciences 29(6); ayrıca Kear, J. (1973) tarafından yabani su kuşlarında beslenme ve egzersiz eksikliği bulguları.
  4. Teurlincx, S. ve ekibinin PCLake modeliyle yaptığı kentsel gölet besin yükü çalışması; aktaran: "Hey Kids, Don't Feed the Wildlife: The Dark Side of Biophilia", Limnology and Oceanography Bulletin (2019).
  5. Su kuşlarını beslemenin kalabalıklaşma, botulizm, kuş kolerası, ördek vebası ve aspergillosis salgınlarıyla ilişkisi için: New York Eyaleti Çevre Koruma Dairesi (NYSDEC) "Stop Feeding Waterfowl" bülteni; Connecticut DEEP "Do Not Feed Waterfowl" raporu; Wildlife Center of Virginia, "The Problem with Feeding Ducks".
  6. 2019 tartışması, kuğu kurtarma derneklerinin "kuşlar aç kalıyor" uyarısı ve Wildfowl & Wetlands Trust'ın "ölçülü ekmek sorun değil" açıklaması için: BBC News (17 Ekim 2019), "Feeding ducks bread: Viral sign sparks anger and confusion".
  7. İngiliz Ornitoloji Vakfı'nın (BTO) kanıt eksikliği uyarısı, Wildfowl & Wetlands Trust'ın 1980'lerdeki kuğu karşılaştırması (çok ekmek yiyen sürülerde zayıf kaslar) ve RSPB'nin alternatif yem önerileri için: BBC Science Focus, "Feeding birds: can feeding ducks bread do more harm than good?".
Kategoriler ve Etiketler
Bilim ördek besleme melek kanadı su kuşları ekoloji doğa
Bu yazıyı paylaş
k1

kafa1milyon

Bu sitenin yazarı ve editörü. Teknolojiden müziğe, kültürden gündelik hayata aklına takılan her şeyi yazıyor; bazen de sesli anlatıyor. "Bir kafa, bir milyon fikir."