Merdiven bitince hava değişir. Nem, soğuk ve bir tür sessizlik. Duvar artık taş değil: uyluk kemikleri yatay dizilmiş, kafatasları göz hizasında. Paris'te bu sahne resmi bir anıt gibi işletiliyor. Catacombes de Paris, Carnavalet Müzesi ağına bağlı bir belediye ossuary'si; ziyaretçi rotası kabaca bir buçuk kilometre, iniş yüz otuz bir basamak.1

Ürkütücü olan iskelet dekoru değil. Ürkütücü olan, bir şehrin kendi ölülerini yeraltına taşımak zorunda kalması. 1780'lerde Paris mezarlıkları taşmıştı; Les Innocents gibi merkezî mezarlıklardan kemikler gece arabalarıyla eski kireçtaşı ocaklarına indirildi. İlk yıllar düzensiz yığınlardı. 1810'dan sonra maden müfettişi Louis-Étienne Héricart de Thury kemikleri duvar gibi ördü, levhalar ve yazıtlar ekledi, alanı gezilebilir bir anıta çevirdi. Resmi anlatım bugün hâlâ şunu söylüyor: burada altı milyondan fazla Parislinin kalıntısı yatıyor.12

Paris katakomplarında kafatası ve uzun kemiklerden örülmüş duvar
Paris katakompları. Kemik duvarlar 1810 sonrası düzenlendi; arkasında daha küçük parçalar yığılır. Fotoğraf: Diego Delso, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.

Paris tek değil. Dünya haritasında, gezginin girebildiği yeraltı mezarları ve katakomplar bir ağ gibi. Bu yazıda on dokuzını aynı çerçevede topluyoruz: hepsi ziyaret edilebilir (veya yakın zamanda ziyarete açıktı), hepsi ölüleri görünür kılıyor, hiçbiri dekor seti değil.

Bu yazıda neler var?

Mumya koridoru: Palermo

Sicilya'da Kapusen manastırının altında koridorlar tufa kayaya oyulmuş. Resmi site, yaklaşık üç yüz metrekarelik galerilerde iki bine yakın iskelet ve mumya tutulduğunu yazıyor; koleksiyon modern mumya arşivlerinin en büyüğünden biri sayılıyor.3 İlk sakin, 16 Ekim 1599'da ölen Fra Silvestro da Gubbio. Keşişler eski bir çukuru boşaltınca kırk beş bedenin doğal olarak kuruduğunu görünce, kardeşlerini duvar nişlerine diktiler. Sonra soylular ve Palermolular da burayı istedi. Çoğu beden "colatoio" denen odalarda yaklaşık bir yıl süzülüp sirkeyle yıkanıp giydirildi; az sayıdaki örnekte, 1920'de ölen iki yaşındaki Rosalia Lombardo gibi, kimyasal embalsam kullanıldı.34

Palermo Kapusen katakomplarının tarihi bir fotoğrafı: mumyaların dizildiği koridor
Palermo Kapusen katakompları, geç 19. yüzyıl. Fotoğraf: Eugenio Interguglielmi, CC0 / MET, Wikimedia Commons.

Burada korku, kemik deseninden gelmiyor. Giysili bedenler hâlâ meslek ve sınıf sırasına göre asılı: keşiş, asker, kadın, çocuk. Ölüm bir vitrin gibi duruyor. Bu yüzden Palermo, Paris'ten sonra listede en çok hatırlanan ikinci durak.

İsimsiz kafatasları: Napoli

Napoli'nin Fontanelle mağaraları 1500'lerden itibaren ikincil mezar olarak kullanıldı. Asıl doluluk 1656 vebası ve 1830'lar kolera dalgalarından geldi; on binlerce isimsiz iskelet raflara yığıldı. 1872'de rahip Gaetano Barbati kemikleri düzenlemeye başladı; mahallede kafataslarına isim verip dilek yazma geleneği büyüdü. Kilise 1969'da alanı kapattı, sonra rezervasyonla yeniden açıldı.5

Napoli Fontanelle mezar mağarasında raflara dizilmiş kafatasları
Cimitero delle Fontanelle, Napoli. Fotoğraf: Dave Monniaux, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.

Aynı şehirde San Gaudioso katakompları erken Hıristiyan sanatını ve 17. yüzyıl Dominiken mumyalama geleneğini üst üste koyuyor; Purgatorio ad Arco kilisesi ise isimsiz yoksulların kafatası kültünü daha küçük ölçekte sürdürüyor. Roma'da Tiber Adası'ndaki Sacconi Rossi mahzeni, nehirden çıkan sahipsiz bedenleri gömen kardeşliğin kemik süslemeli mahzenini saklıyor. Üçü birden Napoli-Roma hattını tamamlıyor.

Ziyaret edilebilir 19 yeraltı mezar ve katakombun bölgelere göre bilgi grafiği
On dokuz yerin bölgesel haritası. Sayılar resmi envanterlerden; turist rehberi iddiası değil.

On dokuzun geri kalanı

Malta'da Rabat çevresi erken Hıristiyan mezarlarıyla dolu. St. Paul ve St. Agatha katakompları aile odaları, ortak salonlar ve yuvarlak taş sofralar (agape masaları) sunuyor; St. Cataldus küçük ama ritüel masasıyla net; Ta' Bistra ise Mosta'da, bir çiftlik evinin altında, Rabat dışındaki en büyük Paleohristiyan kompleks.6

Orta Avrupa'da Sedlec (Kutná Hora) kemik şapeli, Melník'teki St. Peter ve Paul mahzeninde antropolog Jindřich Matiegka'nın düzenlediği kemik yığınları, Klatovy'de Cizvit kilisesinin altında doğal mumyalanmış soylular, Salzburg'da St. Peter Manastırı'nın Mönchsberg kayasına oyulmuş şapelleri aynı aileden: ölümün mimariye çevrilmesi. Iberya'da Porto'daki São Francisco kilisesinin katakompları cam döşemeden kemik yığınına bakmana izin veriyor. Sırbistan'da Petrovaradin kalesinin altında kilometrelerce askerî galeri var; halk dilinde katakomb deniyor, aslında kale tüneli.

Atlantik'in öbür yakasında üç durak daha var. Meksika León'da Templo Expiatorio'nun altındaki yedi mahzen yaklaşık iki bin kişinin kalıntısını tutuyor. New York'ta Eski St. Patrick Katedrali'nin katakompları mum ışığında geziliyor; Washington'daki Fransisken Manastırı ise Roma katakomplarını betonla yeniden kurmuş, içine Papalık onayıyla getirilmiş bir erken dönem iskelet yerleştirmiş. Hollanda Valkenburg'daki Roma Katakomb Müzesi de aynı fikrin 1910 açılışlı kopyası: quarries içinde Roma'nın kısaltılmış bir aynası.

Listeyi sayarsan on dokuz çıkıyor: Paris, Palermo Kapusen, Fontanelle, San Gaudioso, Purgatorio ad Arco, Sacconi Rossi, St. Paul/St. Agatha, St. Cataldus, Ta' Bistra, Sedlec, Melník, Klatovy, Salzburg St. Peter, São Francisco Porto, Petrovaradin, León Templo Expiatorio, Eski St. Patrick, Washington Fransisken, Valkenburg. Bazıları antik, bazıları modern kopya, bazıları salgın deposu. Ortak payda aynı: ölüleri yerüstünden çekip görünür kılmak.

Ne görüyorsun, ne görmüyorsun?

Bu yerler seni ürkütmek için yapılmadı. Paris'te amaç hijyen ve anma; Palermo'da bedenin kutsallığı ve toplumsal vitrin; Fontanelle'de isimsiz ölüye isim verme arzusu; Malta'da aile mezar odası ve yıllık anma sofrası. Turist rotası sonradan geldi. Sen basamaklardan inince gördüğün şey, bir şehrin ölümle nasıl baş ettiğinin arkeolojisi.

Sınır da net: her yer her gün açık değil, bazıları mühürlü, bazıları sahte katakomb. Fotoğraf yasakları, rezervasyon, merdiven ve klaustrofobi uyarıları gerçek. En önemlisi, bunlar mezar. Kemik duvarı dekor sanmak, yazının kaçırdığı nokta olur.

Dipnotlar ve Kaynaklar

  1. Catacombes de Paris (Paris Musées / Carnavalet ağı). Resmi tarih: ossuary'nin 18. yy sonu eski ocaklarda kurulması; Héricart de Thury'nin 1810–1814 düzenlemesi; altı milyondan fazla kişinin kalıntısı; ziyaretçi rotası ve basamak bilgisi. catacombes.paris.fr
  2. Catacombs of Paris. Wikipedia özet + birincil müze anlatımıyla uyumlu: Les Innocents taşması, Tombe-Issoire ocağı, kemik duvarları (hagues). Karşılaştırma için: The ossuary sayfası, Paris Musées.
  3. Catacombe Frati Cappuccini (resmi site). Galeri alanı ~300 m²; ~2.000 mumya/iskelet; Fra Silvestro da Gubbio (16 Ekim 1599); 45 keşişin doğal mumyalanması; colatoio tekniği; Rosalia Lombardo / Alfredo Salafia. catacombefraticappuccini.com
  4. Squires, K. et al. / Palermo Capuchin Catacombs Project. Conservazione e restauro bağlamında modern mumya koleksiyonu (yaklaşık 1600–1900): colatoi, sirke temizliği, 19. yy arteriyel embalsam. DOI: 10.6092/issn.1973-9494/1404
  5. Cimitero delle Fontanelle (Napoli). Yerel tarih ve ziyaret bilgisi: 1656 vebası ve 19. yy kolera; Barbati'nin 1872 düzenlemesi; 1969 kapanış ve sonraki yeniden açılış. Belediye/kooperatif ziyaret sayfaları.
  6. Heritage Malta / Rabat katakomb kompleksleri (St. Paul's, St. Agatha's) ve Ta' Bistra: 3.–6. yy Paleohristiyan mezarları, aile odaları, agape masaları. Resmi müze notları.

Bu yazı tarih ve ziyaret bilgisi amaçlıdır; turistik tavsiye veya korku turu rehberi değildir. Bazı alanlar rezervasyon, yaş sınırı veya kısıtlı giriş ister.

Kategoriler ve Etiketler
Derin Geçmiş katakomb yeraltı mezar paris palermo arkeoloji ossuary
Bu yazıyı paylaş
Elvan

Elvan

Derin Geçmiş'in sesi. Kazı raporlarını, makale dipnotlarını ve müze envanterlerini okuyup hikâyeye çeviriyor. Bir buluntuyu anlatırken kimin kazdığını da söylemeyi ilke sayar.