Okulda çoğu zaman tek bir sahne anlatılır: İskenderiye'de bir kütüphane yanar, antik dünyanın aklı kül olur. Sahne sinematik. Ama tarihçilerin saydığı kayıp, o yangına sığmıyor. Antik Yunanca yazın çoğu tek gecede gömülmedi. Tomar eskidikçe, okul listeleri daraldıkça, yeni format seçildikçe ve kimse yeniden yazmayınca kayboldu.1
Soru bu yüzden "hangi felaket" değil. Soru şu: metinler hangi süzgeçten geçemediğinde tarihin karanlığına düştü?
- Kaybolma tek bir karanlık çağ felaketi değil; yüzyıllara yayılan bir eleme.
- En kritik süzgeç: 4. yüzyılda tomarın kodekse geçişinde yeniden yazılmayan metinler.
- Batı'da Yunanca okuma kabaca 500'e gelmeden neredeyse bitti; Doğu'da Bizans seçerek kopyaladı.
- Bugün pagan Yunanca yazının kabaca yüzde biri kaldı; trajedide onlarca yazarın yüzlerce oyunu yok.
Önce unutuldu, sonra çürüdü
Bibliyografya tarihçisi Rudolf Blum, pagan Yunanca yazının belki yalnızca yüzde birinin bize ulaştığını yazar. Dayandığı sayım Hans Gerstinger'indir: papirüs buluntularından önce adını bildiğimiz yaklaşık iki bin Yunan yazar vardır; bunların yalnızca 136'sının eserleri bütün hâlinde, 127'sinininki parçalı kalmıştır. Yazar adından eser sayısına inince oran daha da kötüleşir. Çünkü Kallimakhos'un İskenderiye'deki Pinakes'inde listelenen yüzlerce başlığın çoğu bugün yalnızca bir isimdir.1
Blum'un altını çizdiği zamanlama net: bir kısım metin üçüncü yüzyılda bile unutulmuştu. Bir kısmı ise dördüncü yüzyılda, ciltli kitap yani kodeks tomarın yerini alırken yeniden kopyalanmaya değer bulunmadı. Bir kısmı da kimi Hıristiyan çevrelerde "istenmeyen yazın" sayıldı. Yani karanlık tek bir tarih değil; üç ayrı kapı aynı anda kapanıyor.1
Tomardan kodekse: asıl dar boğaz
Lionel Casson'un antik kütüphane tarihindeki özeti somut. Mısır'daki Yunanca edebi papirüslere bakınca birinci-ikinci yüzyılda kitapların yüzde 98,5'i tomardır; kodeks yüzde 1,5. Üçüncü yüzyılda kodeks yaklaşık yüzde 17'ye çıkar. 300 civarında yarı yarıya gelir. 400'e gelindiğinde kodeks yüzde 80'dir; 500'de yüzde 90.2
Bu rakamlar bir moda değişimi gibi durur. Aslında bir hayatta kalma sınavıdır. Papirüs tomar bir iki yüzyıl dayanabilir; ama ölümsüz değildir. Yeni kuşak okurlar metni kodekse aktarmazsa tomar çürür ve metin biter. Kiwi Hellenist'in aktardığı gibi, Latince tarafta 400'e kadar yaşayıp sonra kaybolan metin nispeten azdır; Yunanca tarafta kayıp daha sert sürer. Çünkü Doğu'da da imparatorluk daraldıkça kopyalama kapasitesi daralır.23
Batı Yunancayı bıraktı, Doğu seçti
Batı Roma çökerken Yunanca okuryazarlık da eridi. Standart aktarım tarihine göre, 500 civarında Batı Avrupa'da Yunanca okuyup çevirebilen neredeyse kimse kalmamıştı. Manastırlar Latinceyi taşıdı; Yunanca ise çoğu yerde raf dışı kaldı. Doğu Roma, yani Bizans, Yunancayı ana dil olarak sürdürdü. Bugün elimizdeki antik Yunanca külliyatın büyük kısmı o sürekliliğin ürünüdür.4
Ama Bizans her şeyi saklamadı. Okulda okunan, retoriğe yarayan, felsefe ve tıpta hâlâ işe yarayan metinler düzenli kopyalandı. Yerel tarih, ikinci sınıf trajedi, demode bilim risalesi çoğu zaman kopya sırasına girmedi. Dokuzuncu yüzyılda majüskülden minüsküle geçiş ikinci bir süzgeç oldu: yeni harf sistemine alınmayan el yazması bir daha çoğalmadı. Arşimet Palimpsesti gibi örnekler, parşömenin bile bazen eski metni silip üzerine dua yazmak için yeniden kullanıldığını hatırlatır.35
Sayılarla bakınca ne kayboldu?
Trajedi tek başına yeter. Aiskhylos'un seksenin üzerinde oyunu vardı; elimizde yedi tam oyun var. Sophokles'in yaklaşık yüz yirmilik üretiminin yedisi kaldı. Euripides biraz daha şanslıdır ama o da tam külliyat değildir. Onlarca trajedi yazarının bin civarı oyunundan bugüne tam metin olarak kalanlar, üç büyük ismin otuz küsur oyunudur. Komedi ve tarih yazımında da benzer bir elek işler: adını duyduğumuz yazar çok, kitabı duran azdır.16
On dördüncü ve on beşinci yüzyılda Yunanca kitaplar yeniden Batı'ya aktı. Giovanni Aurispa, Francesco Filelfo ve Kardinal Bessarion gibi toplayıcılar Yunan topraklarından İtalya'ya sandıklar dolusu el yazması götürdü. Bessarion'un Venedik'e bıraktığı koleksiyon, bugünkü Marciana Kütüphanesi'nin omurgası oldu. Matbaa gelince kopyalama maliyeti düştü; bir kez basılan metin bir daha kolay kaybolmadı. Ama matbaa mucize yaratmadı: basılan şey, o ana kadar hayatta kalmış olan seçkiydi. Kaybolmuş trajedi, yerel kronik ve demode risale raflara geri dönmedi.3
On dördüncü ve on beşinci yüzyılda Yunanca kitaplar yeniden Batı'ya aktı. Giovanni Aurispa, Francesco Filelfo ve Kardinal Bessarion gibi toplayıcılar Yunan topraklarından İtalya'ya sandıklar dolusu el yazması götürdü. Bessarion'un Venedik'e bıraktığı koleksiyon, bugünkü Marciana Kütüphanesi'nin omurgası oldu. Matbaa gelince kopyalama maliyeti düştü; bir kez basılan metin bir daha kolay kaybolmadı. Ama matbaa mucize yaratmadı: basılan şey, o ana kadar hayatta kalmış olan seçkiydi. Kaybolmuş trajedi, yerel kronik ve demode risale raflara geri dönmedi.3
Öyleyse "tarihin karanlığı" tek bir Ortaçağ gecesi değil. Üçüncü yüzyılda başlayan unutma, dördüncü-beşinci yüzyıldaki format değişimi, Batı'da Yunancanın bitişi ve Bizans'taki seçici kopyalama aynı hikâyenin katmanları. Metinler çoğu zaman yakılmadı. Kimse onları yeni sayfaya almadığı için karanlığa gömüldü. Senin elinde kalan Homeros, Platon ve birkaç trajedi, o eleğin şanslı tarafı. Kayıp tarafı ise isimleri bile yarım kalan binlerce tomar.
Dipnotlar ve Kaynaklar
- Rudolf Blum, Kallimachos: The Alexandrian Library and the Origins of Bibliography (Wisconsin, 1991), s. 8: pagan Yunanca yazının belki ~%1'inin kaldığı; unutmanın 3. yüzyılda başladığı; 4. yüzyılda tomar→kodeks geçişinde kopyalanmayanların ve "istenmeyen yazın"ın kaybı. Blum'un dayanağı: Hans Gerstinger, Bestand und Überlieferung der Literaturwerke des griechisch-römischen Altertums (Graz, 1948), s. 10 (~2000 yazar adı; 136 tam, 127 parçalı). Özet aktarım: Roger Pearse, "Reference for the claim that only 1% of ancient literature survives" (2009). ↩
- Lionel Casson, Libraries in the Ancient World (Yale, 2001), s. 127-128: Yunanca edebi papirüslerde tomar/kodeks oranları (1.-2. yy ~%1,5 kodeks; 3. yy ~%17; ~300'de ~%50; 400'de ~%80; 500'de ~%90). ↩
- Kiwi Hellenist (Peter Gainsford), "Who preserved Greek literature? (Part 2)" (2020): kodeks geçişi ve 400 sonrası Yunanca kaybın sürmesi; Bizans ve Rönesans İtalya'sına taşınan el yazmalarının modern külliyattaki ağırlığı. ↩
- "Transmission of the Greek Classics" (standart ansiklopedik özet): Batı'da Yunanca okuryazarlığın ~500'e gelmeden fiilen bitmesi; Doğu Roma / Bizans sürekliliği. Ayrıca L. D. Reynolds / N. G. Wilson, Scribes and Scholars (Oxford): Bizans'ta klasik metin kopyalama geleneği. ↩
- Arşimet Palimpsesti: Walters Art Museum koleksiyonu ve ilgili paleografi literatürü; palimpsest, parşömenin kazınıp yeniden yazılmasıdır. Majüskül→minüskül (9. yy) ikinci kopyalama süzgeci olarak klasik aktarım tarihlerinde anılır. ↩
- Aiskhylos / Sophokles / Euripides hayatta kalan oyun sayıları ve Aiskhylos el yazması geleneği için: Roger Pearse, "Notes on the transmission of Aeschylus" (2011) ve standart klasik filoloji özetleri (yaklaşık 80+ / ~120 / daha geniş Euripides külliyatı; tam trajedi korpusunun dar seçkisi). ↩
Bu yazı eğlence ve genel bilgi amaçlıdır; filolojik oranlar tahmindir ve yeni papirüs buluntuları tabloyu kısmen değiştirebilir.


