Akşam ay yarısından çoğu ışıkta. Cuma telaşı çarşıya indi; Gölcük'te Mavi Vatan ikinci gününde. Desteyi açtım. Bugün koşturulan, biraz yorulan, akşam evde nefes alan bir cuma. Felaket yok. Omuzda fazla yük var, kapıda eski bir ses var, gece paylaşılacak bir sofra var.
Dünden Kalan: Kupa Altılısı (düz)
Sabahın havası dünden kopuk değil. Gözünü açınca aklına bir isim ya da yarım kalan bir iş gelebilir. Telefon titreşir, eski bir mesaj durur, 'hâlâ duruyor mu' diye bir ses çıkar. Korkulacak bir şey görmüyorum. Dönen çoğu zaman rahatlatır: bir özür, bir 'aslında şöyle oldu', raftan inen bir dosya. Bak, cevapla, kapat. Yok sayarsan öğlene kadar aklında döner, cumayı şişirir.
Öğleden önce o işi bitir. Erteleyen günü ağır taşır.
Günün Kartı: Değnek Onlusu (düz)
Günün asıl hali bu. Cuma herkese bir iş daha bırakıyor.
Teslim istenebilir, 'bunu da sen götür' denebilir. Görüyorum, hepsini alan akşama çöküyor. Birini geri çeviren günü kurtarıyor. Hayır demek ayıp değil, nefes. Öğleden sonra tempo şişer: ofiste, evde, yolda. Senden fazlasını isteyen çıkar; hemen evet deme, bak, sonra söyle. İstanbul 30 derece civarı, Ege ve Akdeniz daha yakıcı. Dışarıda acele etme, suyu eksik etme. İçeride işi böl. Birini bugün bitir, birini pazartesiye bırak. Bugün her şeyi taşıyan cuma değil, seçen cuma.
Akşam Yıldızı: Kupa İkilisi (düz)
Akşamın şifası yalnız yemek değil. Bir tabak fazla koy, birini ara, 'gel otur' de. Evde soğukluk varsa bir sofra çözer. Bu gece kavga aramıyor; paylaşan ev daha sakin. Zorlayan sözü sabaha bırak. Son mesajı sen yazayım diye durma. Cuma gecesi uzayan iş de uzayan tartışma da yorar. Yarın cumartesi; bugünün yükünü geceye taşıma.
Masayı kur, telefonu kenara koy, uyu.
Peki bu günlerde neler görebiliriz?
Şimdi evine, çarşıya, sokağa bakayım.
Çarşı, pazar, cüzdan. Cuma tezgâhı kalabalık, para konuşulur. Ben rakam söylemem. Listeyi öğleden önce yaz, çarşıyı o saatte bitir. Gece indirimine koşan yorulur, acele karar verir. Dünden kalan bir ödeme varsa bugün kapat; yeni borç, yeni taksit, büyük alışveriş için gün değil. Küçük bir rahatlama gelebilir: bir indirim, bir 'bu kadar yeter' hissi. Cüzdanı zorlama.
İş, okul, teslim. Bugün masada yeni bir dağ yok; dünden kalanlar toplanıyor. İmza, evrak, mesaj, 'şu işi de sen' cümlesi öğleden sonra gelir. Hepsine evet dersen akşam evde susarsın. Birini bugün kapat, birini net bir cümleyle ertele. Okulda, işte, evrakta aynı kural: acele evet değil, seçilmiş evet.
Sokak ve moral. Sokak perşembeden daha yüklü. Herkes bir paket taşıyor, herkes yetişmeye çalışıyor. İtişen yoruluyor, yol veren geçiyor. Öğleden sonra tempo evlere çekilir. Bu cuma hız istemiyor. Omuzdaki fazlayı bırakmak işe yarıyor. Moral dalgalanırsa felaket arama; sıcak ve telaş yeterince yorar.
Ev, ilişkiler, içimiz. Evde dünden bir ses var. Arayan, dönen, 'hâlâ duruyor mu' diyen çıkar. Uzun süredir konuşulmayan bir konu yumuşak gelebilir; bağırma günü değil, oturma günü. İlişkide gece puan tablosu kurma. Bir oturuş, bir sofra yeter. İçinde 'hepsini ben götüreyim' varsa birini bırak. Ev o zaman nefes alır. Yalnız oturan da birini arayabilir; kapı açılır.
Beden ve hava. İstanbul cuma için 30 derece civarı, yağış yok. Ege ve Akdeniz daha sıcak. Öğle dışarıyı sıkı tut: gölge, su, yavaş adım. Baş ağrısı, halsizlik çoğu zaman sıcaktan; mucize arama, tempo düşür. Cuma trafiği yine şişer. Uzun yol ikindiye sarkmasın. Erken dönüş bugünün dostu.
Gökyüzü penceresi. Ay büyüyen evrede, kabaca yüzde altmışı ışıkta. Akşam batıda parlak bir yıldız, ay da güneyde dolgun. Gün batımından sonra yarım saat bak. Şehir ışığından biraz uzaklaşabilen daha net görür. Dilek nutku çekmiyorum. Beş dakika göğe bak, evine dön, yatağa gir.
Günün küçük notları
Günün rengi: kızıl ve saman. Günün sayıları: 10 ve 2. Şans penceresi: öğleden önce; dünden kalanı orada bitir. Dikkat saati: öğleden sonra; omza binen fazla iş, acele evet, uzayan yol, uzayan tartışma.
Günün cümlesi
"Bir işi bırak, akşamı paylaş."
Bu içerik eğlence amaçlıdır; yatırım, sağlık veya hukuk tavsiyesi değildir.