Mehmet Kuşman, Urartuca yazıtlı bir tabletin başında
Fotoğraf: AFP / Ozan Köse

Siyah bazalt taşa 2.700 yıl önce çivi çivi kazınmış satırların önünde duran adam, parmağını yazının üzerinde gezdiriyor ve okuyor: "Benden önce hiçbir şey yoktu. Ama tanrı Haldi'nin gücüyle bu şehri kurdum." Okuyan bir profesör değil; Van'ın Gürpınar ilçesindeki Çavuştepe köyünde 1940'ta doğmuş, ömrünü aynı tepedeki Urartu kalesine bekçilik yaparak geçirmiş Mehmet Kuşman.

Fransız haber ajansı AFP'nin Çavuştepe'den geçtiği bu portre, birkaç gün içinde France24'te, Suudi Arabistan merkezli Asharq Al-Awsat'ta, Brezilya'nın O Globo'sunda ve Avustralya'nın news.com.au'sunda yayımlandı. Dünyanın dört kıtasında editörler aynı hikâyeye vurulmuş durumda; oysa haberin kahramanı yıllardır bizim burnumuzun dibinde.

"Hayır demesi ağrıma gitti"

Hikâye 1960'larda başlıyor. Askerden köyüne dönen genç Kuşman, Çavuştepe'de başlayan arkeolojik kazıda işçi olarak çalışmaya başlıyor. Topraktan çıkan kitabeler onu büyülüyor; kazı başkanına bu yazıyı öğrenmek istediğini söylüyor. Aldığı cevap, Asur çivi yazısından uyarlanmış bu alfabenin "çok zor" olduğu. Kuşman'ın AFP'ye anlattığı o an, hikâyenin kırılma noktası: "Hayır demesi ağrıma gitti. İnat ettim; ömrüm yeterse öğreneceğim dedim."

Çizgili bir defter ve kurşun kalemle işe koyuluyor: önce Van Kalesi'ndeki yazıtları tek tek kopyalıyor, sonra Doğu Anadolu'da, İran'da ve Ermenistan'da, yani vaktiyle Urartu Krallığı'nın uzandığı coğrafyada bulunan kitabeleri. Alfabeyi üç yılda söküyor. Kelimeler ise çeyrek asrını alıyor: "650 kelimeye hâkim olmam 22 yıl sürdü."

Kayıp bir krallığın dili

Urartu, MÖ 9. ile 6. yüzyıllar arasında Van Gölü çevresinde hüküm sürmüş, başkenti Tuşpa (bugünkü Van Kalesi) olan bir demir çağı krallığıydı; Çavuştepe'deki kale, Kral II. Sarduri'nin yaptırdığı Sardurihinilli'nin ta kendisi. Dilleri ne Türkçeyle ne Farsçayla akraba; en yakın bilinen akrabası, kısmen çözülmüş antik Hurrice. Kuşman kendini "Türkiye'de Urartuca konuşabilen son yedi kişiden biri" diye tanıtıyor.

AFP dürüst bir ajans olduğu için haberin öbür yüzünü de vermiş: görüştükleri bazı akademisyenler, Kuşman'ın hevesini ve adanmışlığını övmekle birlikte bilgisinin akademik çalışmayla kıyaslanamayacağını söylüyor. Ama aynı haberde bir başka akademisyen, Tuşpa uzmanı Erkan Konyar, şu tespiti yapıyor: Kuşman 60 yıldır kazıların içinde yaşıyor ve binlerce ziyaretçiye Urartu tarihini o tanıttı. 2005'te emekli olmasına rağmen hâlâ kalenin girişindeki taş kulübesinde oturuyor.

Amerika'ya beş kez gitti, sırada Japonya var

Konferanslar için "Amerika'ya beş kez, Almanya'ya, Hollanda'ya, Belçika'ya" gittiğini sayıyor Kuşman; şimdi aklında Japonya var. Bir ara bir Japon turistin, çocuklarına Urartuca öğretmesi için ona aylık ciddi bir maaş teklif ettiği bile anlatılır. O hep Çavuştepe'de kaldı.

Kuşkucular ne derse desin, 86 yaşındaki bekçinin dünya basınına verdiği cevap haberin en güzel cümlesi: "Ben Urartuların torunuyum. Onlar kayboldu ama bakın, hepsi ölmedi."

Kaynaklar ve doğrulama

France24 / AFP (Fransa)

Asharq Al-Awsat (Suudi Arabistan)

news.com.au (Avustralya)

O Globo (Brezilya)

Bu haber, dünya basınındaki birincil kaynaklardan derlenmiş, çapraz kontrol edilmiş ve kafa1milyon tarafından Türkçe yazılmıştır. Görsel, haberi ilk yayımlayan kuruluşa aittir.

← Dünya Gözü: tüm haberler