Bir yaşlı dua etti, yüzü aşkın kişi hep bir ağızdan ayet okudu, bir ney sesi yükseldi ve az sonra davullarla halk çalgıları neye katıldı. Beyazlar içindeki bir kadın pistin ortasına yürüdü, eteği açılarak hızlandı, kollarını gökyüzüne kaldırdı. Ardından sarı at kuyruklu bir adam geldi; sonra şapkasını ters takmış bir genç, sonra uzun elbiseli kadınlar. Hepsi dönüyordu.
The New York Times'ın üç muhabirinin, Ben Hubbard, Gülsin Harman ve fotoğrafçı Laetitia Vançon'un Güneybatı Anadolu'dan geçtiği haber böyle açılıyor. Anlattıkları buluşmanın tek bir kuralı her şeyi özetliyor: yedi gün yedi gece boyunca, salonda her an en az iki kişi semada olacak. Müzisyenler vardiyayla çalıyor, dönenler nöbetleşiyor, sema hiç durmuyor.
Konya'daki gösteri değil, bambaşka bir şey
Semayı çoğumuz bilet satılan sahnelerden tanırız: beyaz tennureli, sikkeli erkekler, kusursuz bir koreografi. NYT'nin anlattığı buluşma bunun tam tersi. Katılım ücretsiz; Türkiye'nin yanı sıra Fransa'dan, İtalya'dan, Bulgaristan'dan, İran'dan ve ABD'den gelenler işlemeli gömleklerle, bol elbiselerle, kot pantolonlarla, hatta puantiyeli çoraplarla dönüyor. Kadınlar çoğu zaman erkeklerden kalabalık. Kurallar az ama net: alkol ve uyuşturucu yok, açık kıyafet yok; kalanlar çadırını kuruyor, günde üç öğün ortak vejetaryen yemek için herkes elini taşın altına koyuyor.
Gazeteciler de üç gün boyunca aynı hayatı yaşamış: haberde, birkaç saatlerinin bulaşık yıkamak, soğan, pancar ve pırasa doğramakla geçtiği yazıyor. Buluşmadaki bir tasavvuf rehberi, katılmak için ön koşul olup olmadığı sorusuna şu cevabı vermiş: "Gelen, çağrılmıştır."
Buluşmanın arkasındaki topluluk: Tümata
Organizasyonun merkezindeki topluluk, 1976'da müzikolog ve tasavvuf araştırmacısı Rahmi Oruç Güvenç'in kurduğu Tümata. Güvenç, Türk müziğinin tedavi gücünü araştırmaya adanmış bir akademisyendi ve vaktiyle 99 gün, hatta 114 gün süren kesintisiz semalar düzenlemişti. 2017'deki ölümünden beri geleneği kızları sürdürüyor. Kızlarından Kanikey Güvenç Akçay gazeteye, amaçlarının Mevlâna'nın semayı yaşadığına inandıkları hâliyle korumak olduğunu söylüyor: kurallara ve koreografiye değil, "vecde ve kalbin çağrısına" odaklanmak.
Haberin belki en dokunaklı kısmı, katılımcı hikâyeleri. İstanbul'dan gelen 25 yaşındaki ressam, katı bir din anlayışıyla büyüdüğünü, ilk sema buluşmasındaki müzik ve açıklıkla inancının değiştiğini anlatıyor: "Allah, içimde hissedebildiğim bir varlığa dönüştü." Pandemide veri bilimciliğini bırakıp yoga ve tasavvuf yolculuğuna çıkan 33 yaşındaki bir başka katılımcı ise semanın fiziğini tarif ediyor: "Bir saat sonra bedenin kendi kendine dönmeye başlıyor ve sen izleyen olursun."
Yasaklanan ibadetten insanlık mirasına
Haber, semanın Türkiye'deki inişli çıkışlı tarihini de hatırlatıyor: 1925'te tekkelerle birlikte yasaklanan sema, on yıllar sonra önce Konya'daki anma törenleriyle kamusal alana döndü; 2008'de ise UNESCO tarafından insanlığın somut olmayan kültürel mirası listesine alındı. Bugün bir uçta turist bileti satılan sahneler, öbür uçta bu haberdeki gibi çadırlı, gönüllü, uykusuz buluşmalar var.
Yedinci günün gecesinde müzik son kez yavaşlamış ve sema, hiç kesilmeden tamamlanmış. Bulgaristan'dan gelen 59 yaşındaki bir kadın, 17 yıldır bu buluşmalara katıldığını anlatırken semayı neden anlatmak istemediğini de söylüyor: "Görebilirsin, bilgi edinebilirsin; ama kendin bilmek başka bir şey. Yoksa sadece dönen deliler görürsün."
Video: NYT ekibi buluşmayı ayrıca kısa bir belgesele çevirdi; "This Spiritual Retreat Helps People Find Ecstasy Through Whirling" başlıklı video haberin sayfasında izlenebiliyor.
Kaynaklar ve doğrulama
Bu haber, dünya basınındaki birincil kaynaklardan derlenmiş, çapraz kontrol edilmiş ve kafa1milyon tarafından Türkçe yazılmıştır. Görsel, haberi ilk yayımlayan kuruluşa aittir.