Şanlıurfa ovasının üzerindeki höyükte yeni açılan alan, ana koruma bölgesinin kuzeyinde. Taş Tepeler projesinin koordinatörü ve Göbeklitepe kazı başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, zeytin ağaçları dikkatle taşındıktan sonra yaklaşık 1.500 metrekarelik bir yüzeyi yatay kazdıklarını anlattı. Amaç derin bir kuyu açmak değil, bu kesimde binaların nasıl dizildiğini görmek.
Kalıntılar beklenenden çabuk geldi. Karul, Anadolu Arkeolojisi ve Arkeonews'in aktardığı sözlerinde şunu söyledi: "Bir kenardan başladık, kuzeye doğru gidiyoruz. Yüzeyin hemen altında Göbeklitepe'nin ikinci evresine ait dikdörtgen planlı yapılar çıktı." Erozyon üst duvarları çoktan aşındırmış. Bu yüzden ekip bazı odalarda tabana kısa sürede ulaştı.
Daha az dikilitaş, daha sıkı oda
Yeni yapılar, daha önce GT1 diye anılan kesimdeki dikdörtgen binalara benziyor. Fark, içeride. Karul'a göre burada büyük dikilitaş dikme geleneği zayıflamış; sütun sayısı az, iç düzen günlük hayata daha yakın duruyor. "İlk izlenimimiz bunların konut olarak kullanıldığı yönünde," dedi. Cümleyi hemen sınırladı: duvarı açmak yetmez, işlevi tabandan alınan toprak söyleyecek.
Laboratuvara gidecek örneklerde aranan şey görkemli bir kabartma değil. Mikroskopik bitki kalıntısı, öğütme izi, tekrarlanmış günlük işin tortusu. Anıtsal yuvarlak binalar toplu töreni anlatır. Ev tabanı ise başka bir arşivdir: kim ne yemiş, hangi alet yere düşmüş, oda gerçekten yatılmış bir yer mi.
Bu yorum Göbeklitepe'nin "ilk ev" keşfi değil. Klaus Schmidt döneminden beri höyükte öğütme taşları, havanlar ve bitki işleme izleri vardı; dikdörtgen yapılar ikinci tabakada zaten biliniyordu. Yeni olan, bu kanıtın daha önce kazılmamış bir kesime yayılması. Jeofizik tarama, kuzeyde hâlâ gömülü büyük kamusal binalar, dikdörtgen yapılar ve küçük kulübeler olabileceğini gösteriyor. Alan kabaca 80'e 70 metre.
Tapınak mı, köy mü?
Yirmi yıl boyunca popüler anlatı şuydu: avcı-toplayıcılar buraya periodik toplanmış, T sütunlu daireleri dikmiş, tarımdan önce tapınak yapmış. Son yıllardaki kazılar resmi karmaşıklaştırdı. Karul'un özeti net: kamusal yapı ile konutun aynı anda kullanılması, Göbeklitepe'nin yalnızca ritüel merkez olmadığını, insanların yaşadığı bir yerleşme olduğunu gösteriyor. Aynı düzen Taş Tepeler'in diğer höyüklerinde de görülüyor.
Dürüst sınır da burada. Ev iddiası henüz ön rapordur; taban analizleri yayımlanmadan "köy bulundu" demek abartı olur. Zeytinlerin kazıyı engellemek için dikildiği iddiası da bu turda yeniden dolaştı; alanın belgelenmiş tarihi o hikâyeyi desteklemiyor. Ağaçlar taşındı, zarar beklenenden az çıktı, kazı mümkün oldu. C Yapısı'ndaki pekiştirme büyük ölçüde bitti, sıra D Yapısı'nda; yıl sonuna kadar bitmesi planlanıyor.
İkinci evre, kabaca MÖ 9. binyıla, yani dairesel anıtların biraz sonrasına denk gelir. Mimari küçülür, plan dikdörtgene döner, ortak duvarlı odalar sıkışır. Schmidt'in "önce tapınak" tezini tamamen çöpe atmaz bu; ama tapınağın yanında mutfağın da olduğunu söyler. Dünya bunu "ev bulundu" manşetiyle okudu. Doğru çeviri: ev ihtimali genişledi, kanıt henüz tabanda.
Türkiye için ne anlama geliyor
Göbeklitepe UNESCO listesinde ve Türkiye'nin en çok fotoğrafı çekilen kazılarından. Dünya basını bu kez sütunun hayvan kabartmasına değil, mütevazı bir dikdörtgene bakıyor. Senin için mesele turizm sloganı değil: 9. binyıl sonlarında burada yaşayanların yemek pişirdiği, taş dövdüğü, gecelediği bir sahne belki de T sütunun gölgesinde duruyordu. Bir sonraki cümleyi laboratuvar kuracak. O cümle gelene kadar doğru haber, merakı koruyup iddiayı şişirmemektir.
Kaynaklar ve doğrulama
Bu haber, dünya basınındaki birincil kaynaklardan derlenmiş, çapraz kontrol edilmiş ve kafa1milyon tarafından Türkçe yazılmıştır. Görsel, haberi ilk yayımlayan kuruluşa aittir.