Bu hafta İngiltere'nin güneyinde, Winchester Adli Soruşturma Mahkemesi'nde bir dosya görüşüldü. Hampshire'da yaşayan üç çocuk annesi Hayley Dowell, 38 yaşındaydı. Ekim 2023'te eşi Neil ile İstanbul'a geldi, ertesi gün özel bir klinikte ameliyata alındı ve bir gün sonra gece yarısını biraz geçe hayatını kaybetti. Soruşturmanın bu hafta ortaya koyduğu ayrıntı, ölümün kendisinden çok onun öncesine dair.
Dowell çifti karın germe ve liposuction için anlaşmıştı; paketin bedeli yedi bin sterlinin üzerindeydi. Ameliyata dakikalar kalmışken cerrah odaya girip yeni bir teklif yaptı: karından alınacak yağ, kalçayı büyütmek için kullanılabilirdi. Yani listede olmayan, ayrı bir işlem. Eşinin mahkemedeki ifadesine göre cerrah odadan çıkar çıkmaz elinde kart makinesi olan bir görevli girdi ve karar için beş dakika verildi. Fiyattan bin sterlin de indirilmişti.
Beş dakikada verilen onay
Mahkemenin dinlediği bağımsız uzmanın bu tabloya tepkisi tutanağa aynen geçti: bu bir bant üretimi, hastanın hasta olarak, insan olarak görüldüğü bir yer değil. Adli görevli Nicholas Walker de aynı noktayı hukuki dille kayda geçirdi. Kendi ifadesiyle, kanıtlar Hayley'in kalça işleminden ölmediğini gösteriyor; ama o işlem ona teklif edildi ve başkalarına da teklif edilebilir. Walker'ın vardığı sonuç şu: böyle bir satış baskısı ve sonuçları düşünmeye zaman bırakmayan bir yöntem, ileride ölüm riski yaratır.
Adli tabip raporuna göre ölüm nedeni kalça işlemi değil, liposuction sırasında akciğerlere ulaşan mikro yağ embolisi. Yani kandaki yağ parçacıklarının damarı tıkaması. Türkiye'de yapılan otopsinin sonucu, İngiltere'de de en olası açıklama olarak kabul edildi. Mahkeme burada dikkatli bir sınır çizdi: ameliyatın kendisi ya da cerrahın yeterliliği hakkında bir hüküm vermedi, çünkü Türkiye'de süren bir dava var ve ailenin soruları orada yanıt bulabilir.
Soruşturmanın somut çıktısı bir mektup olacak. Walker, İngiltere Sağlık Bakanı ve hekimleri denetleyen kuruma "ileride ölümleri önleme" raporu yazacağını söyledi. Raporda altını çizdiği eksiklerden biri de şu: bu sorunun büyüklüğünü gösteren bir veri tabanı bile yok.
Rakamlar iki tarafta da duruyor
İngiliz Dışişleri'nin seyahat rehberi bu konuda alışılmadık biçimde açık. Kurum, 2025'te Türkiye'de tıbbi işlemin ardından yedi İngiliz vatandaşının hayatını kaybettiğini bildiğini yazıyor. 2024 ve 2023 için verilen sayı altı. Aynı rehber, Ocak 2019'dan bu yana yirmiden fazla ölümü kaydettiğini ve bazı hastaların dönüşte ek ameliyat gerektiren komplikasyonlar yaşadığını söylüyor.
Bu yılın başında yayımlanan bir derleme çalışma da tabloyu büyütüyor. Cardiff ve Bangor üniversitelerinden araştırmacılar 37 çalışmayı taradı: yurt dışında ameliyat olup ülkeye dönünce devlet sağlık sisteminde tedavi edilen hastaların büyük kısmı kadın, yaş ortalaması otuz sekiz ve en sık gidilen ülke Türkiye. Hastaların yaklaşık üçte ikisi buradan dönmüş. Enfeksiyona bağlı organ yetmezliğinden kalp durmasına kadar ağır sonuçlar kayıtlara girmiş.
Madalyonun öbür yüzündeki rakamlar da resmi. Uluslararası Sağlık Hizmetleri'nin verilerine göre 2025'te sağlık hizmeti almak için Türkiye'ye gelen kişi sayısı 1 milyon 398 bin, elde edilen gelir 3 milyar doların biraz üzerinde. Kişi başı harcama iki bin doları aşmış durumda. Estetik cerrahi, saç ekimi ve diş tedavileri bu gelirin en görünür kalemleri arasında.
Türkiye için ne anlama geliyor
Bu haber İngiliz basınında geniş yer buldu, Türkiye'de neredeyse hiç konuşulmadı. Oysa mesele bir ülkenin karalanması değil, bir satış alışkanlığının denetlenmesi. Sağlık Bakanlığı'nın onaylı sağlık turizmi kuruluşlarını listelediği bir portalı var; asıl soru, o listedeki kliniklerin kapısında kart makinesiyle bekleyen birinin bulunup bulunmadığını kimin denetlediği. Ameliyat masasına beş dakika kala yapılan indirim teklifi, tıbbi bir karar değil bir kampanyadır.
Üç milyar dolarlık bir sektörün en büyük sermayesi güven. Bir hastanın ölümünün ardından yazılan resmi bir uyarı mektubu, o sermayeden en çok götüren şeydir. İngiltere kendi tarafında veri tabanı kuruyor, uyarı çıkarıyor, mahkeme tutanağı tutuyor. Bizim tarafta da yapılabilecek net bir şey var: onaydan önce hastaya düşünme süresi tanımayan her uygulamayı ihlal saymak. Dünya basını bu soruyu sordu, sıra o sorunun Türkçesinde.
Kaynaklar ve doğrulama
Metro (İngiltere, soruşturma tutanağı)
The News, Portsmouth (İngiltere, yerel)
The Independent (Cardiff ve Bangor üniversiteleri derlemesi)
Bu haber, dünya basınındaki birincil kaynaklardan derlenmiş, çapraz kontrol edilmiş ve kafa1milyon tarafından Türkçe yazılmıştır. Görsel, haberi ilk yayımlayan kuruluşa aittir.