Hikâye Adana'nın güneyinde, Kemal Deniz geri dönüşüm bölgesinin dibindeki bir su yolunda başlıyor. Yağmur yağınca taşıp tarlalara yayılan bu kanal, Çukurova'yı sulayan daha büyük bir şebekeye bağlanıyor. Çukurova, Türkiye'nin en büyük ve en verimli tarım havzalarından biri; oradan çıkan ürün hepimizin mutfağına giriyor. Guardian gazetesinin aylar süren araştırması, işte bu kanalda yüksek düzeyde mikroplastik ve plastik kirliliği buldu.
Araştırmanın bilimsel omurgası Türk bilim insanlarından geliyor. Deniz biyoloğu Doç. Dr. Sedat Gündoğdu ile Salim Avcıoğlu'nun Environmental Monitoring and Assessment dergisinde yayımlanan çalışması, geri dönüşüm tesislerinin çevresindeki kanallarda litre başına 16,5 ile 2.174,5 arasında mikroplastik parçacığı ölçtü. Tesislerin akış aşağısındaki değerler, akış yukarısına göre 132 kata kadar yüksekti. Daha da önemlisi, sanayi tipi plastik peletler yalnızca tesislerin altındaki noktalarda bulundu. Yani kirliliğin adresi belli: kaynak, geri dönüşüm tesislerinin kaçak deşarjları.*
52 bin ton çöpün yolculuğu
Peki bu plastik nereden geliyor? Guardian için veri analizini Çevre Araştırmaları Ajansı (EIA) yaptı: Mayıs 2021 ile Temmuz 2024 arasında 13 İngiliz şirketi, ev ve süpermarket plastiklerinden oluşan 545 sevkiyatla toplam 52 bin ton atığı Kemal Deniz bölgesine göndermiş. Büyük resim daha da çarpıcı: İngiltere yalnızca 2025'te yurt dışına 675 bin ton plastik atık yolladı ve bunun yaklaşık 140 bin tonunun varış adresi Türkiye'ydi. Türkiye yıllardır İngiltere ve AB'nin bir numaralı plastik atık kapısı.
Bölgedeki çiftçiler yıllardır aynı şeyleri anlatıyor: su yollarında plastik parçaları, geceleri yakılan atık yığınlarından yükselen zehirli duman, seraların üstüne inen kurum. Kanallar Seyhan Nehri'ne, oradan Akdeniz'e dökülüyor. Araştırmacıların hesabına göre kanallardan saatte 5,3 milyarı aşkın mikroplastik parçacığı akıyor.
"Atık sömürgeciliği" ne demek
Guardian olayı bir kavramla çerçeveledi: zengin ülkelerin plastik çöplerini, denetimi daha zayıf ülkelere ihraç etmesine "atık sömürgeciliği" deniyor. Kağıt üzerinde bu bir "geri dönüşüm ticareti"; sahada ise kirliliğin en ağır aşamasının başka bir ülkenin tarlasına taşınması. İngiliz hükümeti gazeteye "sıkı kontroller uygulandığını" söyledi; Türk tarafı ise soruları yanıtsız bıraktı. Gündoğdu'nun çalışması somut adımlar öneriyor: ithalat yasaklarının sıkılaştırılması, tesislere zorunlu mikroplastik filtresi ve küresel hesap verebilirlik.
Türkiye için ne anlama geliyor
Bu haber İngiltere'de manşet oldu; Türkiye'de neredeyse hiç konuşulmadı. Oysa kirlenen su İngiltere'nin değil, bizim tarlamızı suluyor. Çukurova'nın domatesi, karpuzu, pamuğu bu kanallardan besleniyor. Sorunun çözümü de bilinmiyor değil: ithal atığa gerçek denetim, kaçak deşarja gerçek ceza. Dünya basını bu soruyu sordu; sıra o sorunun Türkçesinde.
Kaynaklar ve doğrulama
The Guardian (İngiltere, araştırma)
Environmental Monitoring and Assessment (birincil makale, Gündoğdu & Avcıoğlu)
Bu haber, dünya basınındaki birincil kaynaklardan derlenmiş, çapraz kontrol edilmiş ve kafa1milyon tarafından Türkçe yazılmıştır. Görsel, haberi ilk yayımlayan kuruluşa aittir.