# Bana bir şey olmaz: Omnipotent düşünmenin psikolojisi

- Kaynak: https://kafa1milyon.com/yazi/omnipotent-dusunme/
- Yayın: 2026-08-09
- Bölüm: Bilim
- Yazar: kafa1milyon
- Etiketler: omnipotent düşünme, iyimserlik yanılgısı, ergen beyni, risk algısı, bilişsel yanılgılar

> Omnipotent düşünme nedir: her şeye gücü yetme hissi, yani bana bir şey olmaz inancı. Winnicott'a göre bebeklikte başlar, ergenlikte zirve yapar.

---
18 Haziran 2023'te Titan denizaltısı Titanic enkazına inerken içe çöktü; içindeki beş kişinin hepsi öldü. Altı gün önce, 12 Haziran'da Kanada açıklarındaki bir dalışta denizaltı balast arızası yüzünden yüzeye dönmüş, çıkışta kabin sarsılmış, içeridekiler savrulmuştu. Gövdenin zarar görmüş olabileceğini söyleyen bir yolcu çiftine OceanGate'in kurucusu Stockton Rush, Titan'ın "neredeyse yok edilemez" ve "tamamen güvenli" olduğunu söyledi.

ABD Sahil Güvenlik'in Ağustos 2025'te yayımladığı soruşturma raporu faciayı "önlenebilir" buldu. Rapor nedenler arasında CEO'nun Titan'ı yıllarca yok edilemez diye sunmasını da saydı.[1]

Rush'ın sözleri, psikolojide omnipotent düşünme denen inancın uç bir örneği. Terim Latince omni (her) ve potens (güçlü) kelimelerinden geliyor ve kişinin kendini her şeye gücü yeter sanıp "bana bir şey olmaz" demesini anlatıyor. Kask takmadan motora binen genç de aynı cümleyle yola çıkıyor. Psikanalistler bu inancın kökünü bebeklikte, konuşmayı öğrenmeden önceki aylarda buluyor.

- Winnicott'a göre hepimiz dünyayı düşüncesiyle yönettiğine inanan bir bebek olarak başlıyoruz; bu inancın bir kısmı yetişkinlikte de bizimle kalıyor.
- 1980'de üniversite öğrencilerine sorulan basit bir soru, literatürün en sağlam bulgularından birini ortaya çıkardı.
- "Kaç kere kasksız bindim, bir şey olmadı" cümlesi kulağa deneyim gibi geliyor ama içinde sinsi bir istatistik hatası saklı.
- Sağlıklı özgüvenle tehlikeli yenilmezlik hissini ayıran çizgi, halatla tırmanan iki dağcının hikâyesinde gizli.


## Hepimiz tanrı olarak doğuyoruz

İngiliz çocuk doktoru ve psikanalist Donald Winnicott'a göre bebek, dünyayı düşüncesiyle yönettiğine inanır.[2] Acıkır, ağlar ve meme belirir. Memeyi annesinin getirdiğini henüz bilmez; onu kendi isteğinin yarattığını sanır. Winnicott buna omnipotans yanılsaması diyor ve gelişimin sağlıklı bir basamağı sayıyor. Bebek önce "dünya benim emrimde" diye hisseder, sonra bu inanç küçük hayal kırıklıklarıyla yavaş yavaş törpülenir. Winnicott'un "yeterince iyi anne" dediği bakım da bunu yapar: bebeğin her isteğini anında karşılamaz, onu taşıyabileceği kadar bekletir.

Bu inanç yetişkinlikte de tamamen kaybolmuyor; kalıntıları gündelik hayatta duruyor: maçı kazandıran şanslı formamız, "içimden geçirmiştim, oldu" anlarımız, merdiven altından geçmeyişimiz. Psikologlar buna büyüsel düşünce diyor; zihnin, düşüncenin dünyayı doğrudan etkilediğine dair o eski bebeklik inancına arada bir geri dönmesi.


## Ergen beyni ve kişisel efsane

Omnipotent düşünmenin altın çağı ergenlik. Psikolog David Elkind 1967'de buna kişisel efsane adını verdi.[3] Ergen, kendi hayat hikâyesinin eşsiz kahramanıdır; onun duyguları kimsenin anlayamayacağı kadar özel, kaderi kimseninkine benzemeyecek kadar parlaktır. Ve bu efsanenin bir alt maddesi vardır: yenilmezlik. Kazalar, bağımlılıklar, kalp kırıklıkları hep başkalarının hikâyesinde olur. Kurallar, uyarılar ve kasklar sıradan ölümlüler içindir.

*Görsel: Kişisel efsane: aynadaki yansımada herkes bir kahraman görür, bir süreliğine*

Bunun bir de donanım tarafı var. Beynin ödül ve heyecan merkezleri ergenlikte tam gaz çalışırken, frenleme ve sonuç hesaplama işini yapan prefrontal korteks yirmili yaşların ortasına kadar inşaat hâlinde.[4] Yani ergen beyni, gazı fabrikada takılmış ama freni sonradan monte edilen bir araba gibi. Evrimsel açıdan bu dengesizliğin bir işlevi var. Yuvadan ayrılmak, bilinmeyene açılmak ve yeni bölgeler keşfetmek cesaret ister; doğa bu cesareti, risk algısını kısarak finanse ediyor. Sorun, aynı cesaretin bugün savan yerine gece yarısı otoyolunda test edilmesi.


## Büyüyünce geçiyor mu? Pek sayılmaz

Ergenlik bitince bu eğilim azalıyor ama kaybolmuyor. Rutgers Üniversitesi'nden psikolog Neil Weinstein 1980'de 258 üniversite öğrencisine, 42 farklı olayın kendi başlarına gelme ihtimalini sınıf arkadaşlarınınkiyle karşılaştırmalarını söyledi. Sonuç, literatürün en sağlam bulgularından biri oldu: insanlar iyi olayların kendi başlarına, kötü olayların ise başkalarının başına gelme ihtimalini sistematik olarak yüksek görüyor.[5] Buna gerçekçi olmayan iyimserlik deniyor. Nörobilimci Tali Sharot bunun mekanizmasını da gösterdi: beyin, kendisiyle ilgili iyi haberleri hafızasına özenle işlerken kötü haberleri güncellemeyi sessizce es geçiyor.[6]

Üstüne bir de [kontrol yanılsaması](https://kafa1milyon.com/yazi/plasebo-dugmeleri/) ekle: Ellen Langer'ın klasik deneylerinde insanlar, kendi seçtikleri piyango biletine başkasının verdiği biletten daha çok değer biçti; zar atarken büyük sayı istediklerinde daha kuvvetli attılar.[7] Sanki şans, bilek gücünden etkilenirmiş gibi. Bunlara planlama yanılgısı da ekleniyor: Kahneman ve Tversky'nin gösterdiği üzere, insanlar bir işin ne kadar süreceğini tahmin ederken neredeyse her zaman kendi geçmiş deneyimlerini bile görmezden gelip en iyi senaryoya oynuyor.[8] "Yarım saatte biter" diyen herkesin çok iyi bildiği gibi.

*Görsel: İyimserlik yanılgısı: istatistik herkes için geçerli, "ben hariç"*

Gündelik hayattaki yüzleri tanıdıktır. Yıllardır yedeklenmeyen bilgisayar. "Yakın mesafe zaten" diye takılmayan [emniyet kemeri](https://kafa1milyon.com/yazi/nils-bohlin-emniyet-kemeri-patenti/). Her seferinde sonuncusu olan o sigara. Check-up randevusunun sonsuz ertelenişi. Bunların hiçbiri bilgi eksikliği değil; kemerin ne işe yaradığını herkes biliyor. Eksik olan, o bilginin "ben" için de geçerli olduğuna dair inanç.


## Ucuz atlatmalar neden kanıt değil?

Omnipotent düşüncenin en sinsi yakıtı, geçmişteki ucuz atlatmalar. "Kaç kere kasksız bindim, bir şey olmadı" cümlesi kulağa deneyim gibi geliyor ama aslında bir istatistik hatası. Adı da var: hayatta kalanın yanılgısı.[9] Bu cümleyi ancak bir şey olmayanlar kurabiliyor; olanlar anlatamıyor. Yani "bak, bir şey olmadı" verisi, madalyonun sadece konuşabilen yüzü. Rus ruleti oynayıp hayatta kalan biri de aynı şeyi söylerdi; bu, oyunun güvenli olduğunu göstermez, sadece o turda şansın döndüğünü gösterir.


## Peki bu his tamamen kötü mü?

Tamamen kötü değil. "Yapabilirim" inancına psikolojide öz-yeterlik deniyor. Psikolog Albert Bandura'nın onlarca yıllık çalışması, bu inancın performansı gerçekten artırdığını gösteriyor; kendine güvenen insan daha çok dener, daha geç pes eder, daha çok başarır.[10] Ölçülü iyimserlik sağlıkla, dayanıklılıkla ve girişimcilikle ilişkili.

Sağlıklı özgüven kanıtla beslenir ve hazırlıkla gelir; omnipotans ise kanıtı reddeder ve hazırlığı küçümser. Kayalığa halatla tırmanan da tırmanıyor, halatsız çıkan da. İkisi de cesur görünüyor, ama kaya kaydığında yalnızca birini ip tutuyor. Biri "zorluk gerçek, ben hazırlanırım" diyor; öteki "zorluk benim için geçerli değil" diyor. Bandura'nın öz-yeterlik dediği ilki; ikincisi omnipotent düşünce.

*Görsel: Halatlı tırmanışta tutamak kırılırsa dağcıyı ip tutar*


## Kendinde nasıl fark edersin?

Bu inancın devrede olduğunu birkaç işaretten anlayabilirsin. İstatistiği duyduğun hâlde "bana olmaz" diye içinden geçiriyorsan; planlarında hiç B planı yoksa; seni uyaranları dinlemeden "abartıyorsun" diye kapatıyorsan; ve geçmiş ucuz atlatmalarını delil sayıyorsan, omnipotent düşünce devrededir. Bir işaret de şudur: bir riski savunurken kullandığın cümle, aynı riski alan başka biri için sana saçma geliyorsa. "O kasksız binmesin, düşer" diyip kendin kasksız biniyorsan, kendi riskini istatistiğe göre değil Elkind'in kişisel efsane dediği inanca göre ölçüyorsun.

Panzehir de var ve şaşırtıcı derecede pratik. Psikolog Gary Klein'ın premortem tekniğiyle başla: bir işe başlamadan önce "bu iş bir yıl sonra battı; neden battı?" diye düşünüp cevapları listele.[11] Beyin, felaketi olmuş kabul edince savunmayı bırakıp gerçek riskleri görmeye başlıyor. Sonra istatistiği kişiselleştir: "trafik kazaları" soyut, "bu yolda benim geçen ay yaptığım o ani şerit değişimi" somut. En basit önlemler de aynı işi görüyor: kemeri tak, yedeği al, kaskı giy. Her biri, ihtimali düşük ama sonucu ağır bir riski birkaç saniyelik zahmetle kapatıyor. Romalılar da bu riski biliyordu: MS 197'de yazan Tertullianus, zafer alayında generalin arkasında duran bir kölenin ona "Arkana bak, insan olduğunu unutma" diye seslendiğini aktarıyor.

Bu his bebeklikte gelişimin bir basamağı, ergenlikte beynin olgunlaşma takvimiyle güçleniyor ve yetişkinlikte de tamamen kaybolmuyor. Onu kapatmak mümkün değil, gerekli de değil; Bandura'nın çalışmaları ölçülü bir "yapabilirim" duygusunun işe yaradığını gösteriyor. Sorun, bu duygu kanıtı ve hazırlığı kapı dışarı ettiğinde başlıyor.

> Weinstein'ın 1980'deki çalışmasında 258 öğrenci, 42 olay arasındaki kötü olayların kendi başlarına gelme ihtimalini sınıf arkadaşlarınınkinden düşük gördü.
 bu yazının tek cümlelik özeti

Titan'da premortem sorusunu soran biri vardı. OceanGate'in deniz operasyonları direktörü David Lochridge, 19 Ocak 2018 toplantısında gövdenin ek testlerden geçmesi gerektiğini savundu ve 26 kalemlik bir eksik listesi sundu. Dört gün sonra, 23 Ocak 2018'de işten çıkarıldı.[1]


## Dipnotlar ve Kaynaklar

1. U.S. Coast Guard Marine Board of Investigation (4 Ağustos 2025). *Report of the Marine Board of Investigation into the Implosion of the Submersible TITAN*. 12 Haziran 2023 Dive 87 tanıklıkları, CEO'nun Titan'ı "yok edilemez" diye sunması, 19 ve 23 Ocak 2018 tarihli toplantı ve işten çıkarma kaydı; faciayı "önlenebilir" bulan sonuç.
2. Winnicott, D. W. (1971). *Playing and Reality*. Bebeğin omnipotans yanılsaması ve "yeterince iyi anne"nin bu yanılsamayı kademeli olarak törpülemesi.
3. Elkind, D. (1967). "Egocentrism in Adolescence", *Child Development*, 38(4). Kişisel efsane (personal fable) ve hayali seyirci kavramları.
4. Casey, B.J., Jones, R.M. & Hare, T.A. (2008). "The Adolescent Brain", *Annals of the New York Academy of Sciences*. Limbik sistem ile prefrontal korteksin farklı hızlarda olgunlaşması.
5. Weinstein, N. D. (1980). "Unrealistic Optimism About Future Life Events", *Journal of Personality and Social Psychology*, 39(5).
6. Sharot, T. (2011). *The Optimism Bias: A Tour of the Irrationally Positive Brain*. Ayrıca Sharot ve ark. (2011), *Nature Neuroscience*: kötü habere karşı seçici güncelleme.
7. Langer, E. J. (1975). "The Illusion of Control", *Journal of Personality and Social Psychology*, 32(2).
8. Kahneman, D. & Tversky, A. (1979). "Intuitive Prediction: Biases and Corrective Procedures"; Kahneman, D. (2011). *Thinking, Fast and Slow*. Planlama yanılgısı.
9. Hayatta kalanın yanılgısı (survivorship bias) kavramının klasik örneği, Abraham Wald'ın 2. Dünya Savaşı'nda dönen uçaklardaki mermi izleri analizidir: delikler, geri dönebilen uçakların hikâyesini anlatır.
10. Bandura, A. (1997). *Self-Efficacy: The Exercise of Control*.
11. Klein, G. (2007). "Performing a Project Premortem", *Harvard Business Review*.


---

Tamamı ve sesli anlatım: https://kafa1milyon.com/yazi/omnipotent-dusunme/
