# Bir İnsanı Bir Daha Asla Göremeyecek Olmanın Psikolojisi

- Kaynak: https://kafa1milyon.com/yazi/insani-daha-asla-goremeyecek/
- Yayın: 2026-10-25
- Bölüm: Bilim
- Yazar: kafa1milyon
- Etiketler: yas, belirsiz kayıp, özlem, ayrılık, psikoloji, uzamış yas

> Vietnam'da kayıp düşen askerlerin eşleri, Hong Kong'un devri, Yale Yas Çalışması ve eşini kaybeden 205 kişi: birini bir daha göremeyecek olmanın psikolojisini hakemli araştırmalar anlatıyor.

---
1975'te, doktorasını hazırlayan aile araştırmacısı Pauline Boss, ABD Donanması'na bağlı Savaş Esirleri Araştırma Merkezi için Vietnam'da kayıp düşmüş askerlerin 47 ailesiyle görüştü. Bu ailelerin babaları resmî kayıtlarda "çatışmada kayıp" diye geçiyordu. Ne ölüm belgesi vardı ne cenaze. Eşler, kocalarının yaşayıp yaşamadığını bilmiyordu.

Boss'un 1977'de yayımlanan sonucuna göre kayıp babayı zihninde ve evin düzeninde hâlâ yerinde tutan ailelerde hem kadınlar hem aile daha zor işliyordu.[1] Beş yıl sonra 37 aileyle yapılan izlemde de en güçlü belirleyici buydu.[2] Aynı ölçek sonradan kırsal kesimde yaşayan 30 dula uygulandı. Kocaları kesin olarak ölmüş bu kadınların çoğu 12. ayın sonunda olağan yası tamamlamıştı, kayıp askerlerin eşlerinde ise belirtiler 3-5 yıl sonra bile sürüyordu.[3]

- Kocası kayıp düşen kadınlarla kocası ölen kadınlar arasında yıllarca kapanmayan bir ayrım ölçüldü.
- Hong Kong'un Çin'e devrinden iki ay önce gençlerin kimle vakit geçirmek istediği değişti.
- Yasın beş evresi ilk kez 233 kişiyle sınandığında en sık görülen tepki beklenmedik çıktı.
- Eşini kaybeden 205 kişide en sık görülen seyir, yas kitaplarında anlatılan seyir olmadı.


## Ne öldü ne dönecek

Boss bu duruma "belirsiz kayıp" adını verdi ve 1999'da aynı adlı kitabında iki biçimini ayırdı.[4] Birincisinde kişi bedenen yok ama zihinde duruyor: kaybolanlar, kaçırılanlar, haber alınamayan bir göçmen, bağları tamamen kopmuş bir kardeş. İkincisinde kişi bedenen yanında ama zihnen gitmiş. İleri evre demanstaki bir anne ya da baba bunun en bilinen örneği.

Boss'a göre bu kaybı ağırlaştıran, kaybın adının konamaması. Yas tutmak için ölümün kesinleşmesi gerekiyor. Kesinleşmeyince aile ne yas tutabiliyor ne de evdeki rolleri yeniden dağıtabiliyor; kayıp askerin eşi ne evli sayılabiliyor ne dul. Boss sonraki yıllarda aynı çerçeveyle 1988 Ermenistan depreminden sonra bölgedeki psikologlarla, 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra da yakınlarının cesedine ulaşamayan New Yorklu ailelerle çalıştı.[5]

*Görsel: ABD'de savaş esirleri ve kayıp askerler için dalgalandırılan bayrak. Altındaki yazı "Unutulmadınız" diyor. Boss'un görüştüğü aileler, kocalarının akıbetini 1975'te hâlâ bilmiyordu. Fotoğraf: Billy Hathorn, 2008; CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons.*


## Son kez olduğunu bilmek

Bazı ayrılıkların tarihi önceden belli. Stanford Üniversitesi'nden Laura Carstensen'in ekibi, insanların önlerindeki zamanı kısa gördüklerinde kimle vakit geçirmek istediklerini yıllardır aynı soruyla ölçüyor. Katılımcıya, boş yarım saati olsa üç kişiden hangisini seçeceği soruluyor: yakın bir aile üyesi, okuduğu bir kitabın yazarı ya da ortak yönleri çok olan yeni bir tanıdık. Yaşlılar büyük çoğunlukla aileyi seçiyor.

Hong Kong'un 1 Temmuz 1997'de Çin'e devri, bu soruya gerçek bir bitiş tarihi ekledi. Helene Fung ve Carstensen devirden bir yıl önce sorduğunda yalnızca yaşlılar tanıdık birini seçti. Devire iki ay kala gençler de yaşlılar gibi tanıdık yüzleri seçmeye başladı. Devirden bir yıl sonra gençlerin tercihi eski hâline döndü.[6]

Bitişin etkisi küçük şeylerde de ölçülüyor. Michigan Üniversitesi'nden Ed O'Brien ve Phoebe Ellsworth 2012'de 52 öğrenciye beş farklı çikolatayı tek tek tattırdı ve her birine 10 üzerinden puan verdirdi. Bir gruba beşinci çikolata "sıradaki" diye, öbürüne "son çikolatan" diye uzatıldı. "Son" diye verilen çikolatanın ortalama puanı 8,18 çıktı, öbür grupta 6,26. "Son" grubundakilerin yüzde 64'ü en çok beğendiği çikolata olarak beşinciyi seçti; öbür grupta bu oran yüzde 22'de kaldı.[7] Çikolataların sırası rastgeleydi. Gruplar arasında değişen yalnızca deneycinin söylediği tek kelimeydi.


## Özlem dördüncü ayda zirve yapıyor

Elisabeth Kübler-Ross'un beş evreli yas modeli tıp fakültelerinde onlarca yıl okutuldu ama bir yakınını kaybedenlerle sınanmamıştı. Yale Yas Çalışması bunu yaptı. Ekip Ocak 2000 ile Ocak 2003 arasında Connecticut'ta, bir yakınını doğal nedenle kaybetmiş 233 kişiyle ölümden sonraki 1. ile 24. aylar arasında görüştü ve beş tepkiyi ölçtü: inanamama, özlem, öfke, çökkünlük ve kabullenme.[8]

İlk aydan itibaren en sık görülen tepki kabullenmeydi. Olumsuz duygular arasında 24 ay boyunca en baskın olanı özlemdi. Tepkilerin zirve yaptığı aylar sıralandığında yine de modelin öngördüğüne benzer bir sıra çıktı.

*Görsel: Olumsuz tepkilerin hepsi ilk altı ay içinde zirveye çıkıp iniyor. Kabullenme ise ilk aydan itibaren hepsinden yaygın. Grafik: kafa1milyon; veri Maciejewski ve ark., JAMA 2007.*

- **47 aile** — Pauline Boss'un 1975'te görüştüğü, babası Vietnam'da kayıp düşmüş aile sayısı.Boss, Journal of Marriage and the Family, 1977
- **4. ay** — Bir yakının ölümünden sonra özlemin en yüksek düzeye çıktığı ay.Maciejewski ve ark., JAMA, 2007
- **%9,8** — 14 çalışmada, doğal nedenle yakınını kaybeden 8.035 yetişkinde uzamış yas oranı.Lundorff ve ark., Journal of Affective Disorders, 2017
- **%45,9** — Eşini kaybeden 205 kişide depresyon puanı kayıptan önce ve sonra düşük kalanların oranı.Bonanno ve ark., JPSP, 2002


## Hatıra hâlâ ödül gibi işlediğinde

Yale ekibi bu yüzden altıncı aydan sonra hâlâ yüksek seyreden tepkilerin ayrıca değerlendirilmesini önerdi. Bu çizgi 2022'de resmî tanıya dönüştü. Dünya Sağlık Örgütü'nün ICD-11 sınıflaması uzamış yas bozukluğunu kayıptan en az 6 ay sonra, Amerikan Psikiyatri Birliği'nin DSM-5-TR el kitabı ise yetişkinlerde en az 12 ay sonra tanımlıyor. Ölçütlerin merkezinde ölen kişiye duyulan yoğun özlem ve onunla ilgili düşüncelerden kurtulamamak var.[9] 14 çalışmayı birleştiren 2017 tarihli bir analiz, doğal nedenli kayıplarda bu düzeyde yas yaşayanların oranını yüzde 9,8 buldu.[10]

Los Angeles'taki California Üniversitesi'nden Mary-Frances O'Connor'ın ekibi 2008'de bu uzamış özlemin beyinde nasıl göründüğüne baktı. Annesini ya da kız kardeşini son beş yıl içinde meme kanserinden kaybetmiş 23 kadın, beyin taraması sırasında yakınlarının fotoğrafına ve yasla ilgili kelimelere baktı; 11'inde uzamış yas vardı. İki grupta da acıyla ilişkili beyin bölgeleri çalıştı. Yalnızca uzamış yas yaşayanlarda, ödül ve bağlanmayla ilişkili çekirdek akumbens bölgesi de etkinleşti. Bu etkinlik kadınların bildirdiği özlemle birlikte arttı, ölümden bu yana geçen süreyle bir ilişkisi çıkmadı.[11] Ekibin yorumuna göre bu kişilerde ölen yakının hatırlatıcıları hâlâ bir ödül sinyali üretiyor ve bu, kayba uyumu zorlaştırıyor olabilir. Örneklem 23 kişiyle küçük.


## Çoğu insan dağılmıyor

Yas araştırmalarının çoğu kayıptan sonra başlar, kişinin önceki hâli bilinmez. George Bonanno ve ekibi bu boşluğu Detroit'teki bir çalışmayla kapattı. 1987-1988'de, kocası 65 yaşın üstünde olan 1.532 evli kişiyle görüşülmüştü. Sonraki yıllarda eşini kaybeden 205 kişi, ölümden 6 ve 18 ay sonra yeniden görüşmeye geldi.

*Görsel: Ders kitaplarındaki "önce çöküş, sonra yavaş toparlanma" seyri, eşini kaybedenlerin yalnızca onda birinde görüldü. Grafik: kafa1milyon; veri Bonanno ve ark. 2002.*

En sık görülen seyir dayanıklılık oldu: kişilerin yüzde 45,9'unun depresyon puanı kayıptan önce de sonra da düşüktü. Kronik yas yaşayanlar yüzde 15,6'ydı ve bu seyir, kayıptan önce eşine yüksek bağımlılık bildirenlerde daha sık görüldü. Kayıptan sonra yükselip zamanla inen olağan yas yüzde 10,7'de kaldı.[12] Katılımcıların yaş ortalaması 72'ydi ve hepsi ABD'liydi; oranlar Türkiye'ye birebir taşınmıyor.

Boss'un görüştüğü kayıp asker eşleri belirtileri 3-5 yıl taşıdı, kocası kesin olarak ölmüş dulların çoğu 12. ayda olağan yası tamamlamıştı. Yale verisinde olumsuz duyguların hepsi ilk 6 ayda zirve yapıp indi. Özlem bundan çok sonra da uykuyu, işi ve ilişkileri durduracak kadar güçlü sürüyorsa tanı ancak bir psikiyatrist ya da klinik psikolog tarafından konabiliyor; DSM-5-TR bu tanı için yetişkinlerde kayıptan sonra en az 12 ay bekliyor.


## Dipnotlar ve Kaynaklar

1. Boss, P. (1977). "A clarification of the concept of psychological father presence in families experiencing ambiguity of boundary". Journal of Marriage and the Family 39(1): 141-151. [doi.org/10.2307/351070](https://doi.org/10.2307/351070)
2. Boss, P. (1980). "The relationship of psychological father presence, wife's personal qualities and wife/family dysfunction in families of missing fathers". Journal of Marriage and the Family 42(3): 541-549.
3. Boss, P., Greenberg, J., Pearce-McCall, D. (1990). "Measurement of boundary ambiguity in families". Minnesota Agricultural Experiment Station, Station Bulletin 593-1990. University of Minnesota. [purl.umn.edu/139543](http://purl.umn.edu/139543)
4. Boss, P. (1999). Ambiguous Loss: Learning to Live with Unresolved Grief. Harvard University Press.
5. Ambiguous Loss, "Origins and History". Pauline Boss'un araştırma geçmişi. [ambiguousloss.com](https://www.ambiguousloss.com/about/origins-history/)
6. Fung, H. H., Carstensen, L. L., Lutz, A. M. (1999). "Influence of time on social preferences: Implications for life-span development". Psychology and Aging 14(4): 595-604. [doi.org/10.1037/0882-7974.14.4.595](https://doi.org/10.1037/0882-7974.14.4.595)
7. O'Brien, E., Ellsworth, P. C. (2012). "Saving the last for best: A positivity bias for end experiences". Psychological Science 23(2): 163-165. [doi.org/10.1177/0956797611427408](https://doi.org/10.1177/0956797611427408)
8. Maciejewski, P. K., Zhang, B., Block, S. D., Prigerson, H. G. (2007). "An empirical examination of the stage theory of grief". JAMA 297(7): 716-723. [doi.org/10.1001/jama.297.7.716](https://doi.org/10.1001/jama.297.7.716)
9. Prigerson, H. G., Boelen, P. A., Xu, J., Smith, K. V., Maciejewski, P. K. (2021). "Validation of the new DSM-5-TR criteria for prolonged grief disorder and the PG-13-Revised (PG-13-R) scale". World Psychiatry 20(1): 96-106. [doi.org/10.1002/wps.20823](https://doi.org/10.1002/wps.20823)
10. Lundorff, M., Holmgren, H., Zachariae, R., Farver-Vestergaard, I., O'Connor, M. (2017). "Prevalence of prolonged grief disorder in adult bereavement: A systematic review and meta-analysis". Journal of Affective Disorders 212: 138-149. [doi.org/10.1016/j.jad.2017.01.030](https://doi.org/10.1016/j.jad.2017.01.030)
11. O'Connor, M.-F., Wellisch, D. K., Stanton, A. L., Eisenberger, N. I., Irwin, M. R., Lieberman, M. D. (2008). "Craving love? Enduring grief activates brain's reward center". NeuroImage 42(2): 969-972. [doi.org/10.1016/j.neuroimage.2008.04.256](https://doi.org/10.1016/j.neuroimage.2008.04.256)
12. Bonanno, G. A., Wortman, C. B., Lehman, D. R., Tweed, R. G., Haring, M., Sonnega, J., Carr, D., Nesse, R. M. (2002). "Resilience to loss and chronic grief: A prospective study from preloss to 18-months postloss". Journal of Personality and Social Psychology 83(5): 1150-1164. [doi.org/10.1037/0022-3514.83.5.1150](https://doi.org/10.1037/0022-3514.83.5.1150)

Bu yazı bilgi amaçlıdır, tanı ya da tedavi tavsiyesi değildir. Yasın uzun sürdüğünü düşünüyorsan bir psikiyatrist ya da klinik psikologla görüşebilirsin. Kapak: Haydarpaşa Garı'nda bir peron, 2005. Fotoğraf: mwanasimba; CC BY-SA 2.0, Wikimedia Commons.


---

Tamamı ve sesli anlatım: https://kafa1milyon.com/yazi/insani-daha-asla-goremeyecek/
